Haberler

Kokteyle gidiş

Değerli Katılımcılar,

Bugün saat 17:30 dan itibaren sempozyum alanı önünde hazır bulunacak otobüsler ile son oturumun ardından Parion'da gerçekleşecek kokteyle ulaşım sağlanacaktır.

Sempozyum Düzenleme Komitesi

Parion'da kokteyl

Değerli Katılımcılar,

17 Ekim Çarşamba günü oturumların sona ermesi ardından Parion antik kentinde kokteyl verilecektir. Kültür Merkezi önünden kalkacak araçlar ile ulaşım sağlanacaktır.

Parion’da akşam saatlerinde olabilecek serin meltemler için hazırlıklı olmanızı tavsiye ederiz.

Sempozyum Düzenleme Komitesi

Özet ve Sunumlarda Dil

Değerli Katılımcılar,

Sempozyumda Sözlü Sunum ve Poster Bildiri’ler için kullanılacak olan dilleri Türkçe, İngilizce, Almanca ve Fransızca olarak değiştirmiştir. Sisteme özetlerinizi yüklerken sunum veya bildirilerinizin yapılacağı dilde ve özet kitapçığının basılması için İngilizce kopyalarını özetlerinizin sonuna eklemeniz veya aşağıdaki e-mail adresine göndermeniz rica olunur.

propontis@propontisymposium.com

 

Semzpoyum’da görüşmek dileğiyle,

Düzenleme Komitesi Adına.

Hoşgeldiniz

Propontis

Propontis ve çevresi, Antik Dönem’de uzun süre yerleşim gören jeopolitik konumu gereği MÖ 750-550 yılları arasında yaşanan büyük kolonizasyon döneminde önemli kültürel değişimlerin yaşandığı ve çok önemli kolonilerin kurulduğu bir bölgedir. Tarihi geçmişinde bu kadar önemli kültürel ve politik olaylara ev sahipliği yapan Propontis ve çevresi, Troia, Assos, Kyzikos ve Ainos gibi kazıların başlamasından sonra onlarca yıl geçmesine karşın bölge arkeolojisinin yeterince geliştirilemediği ve bu kadar zengin bir bölgenin uluslararası alanda yeterince tartışılamadığı da ortadadır. Bölgenin ve ülkemizin en önemli sanayi kuruluşlarından biri olan İÇDAŞ AŞ’nin Parion ile başlayan ardından Smintheion, Troia, Assos ve Alexandria Troas kazılarında üstlendiği anasponsorluk sonucunda hem arkeolojik kazılar ivme kazanmış hem de bölge ile ilgili bilimsel yayınlarda ciddi bir artış olmuştur.

“Uluslararası Propontis ve Çevre Kültürleri Sempozyumu” adı altında ve Attika Delos Deniz Birliği üyeleri kentleri yanında Troas, Bithynia, Mysia, Kuzey İonia, Balkan Yarımadası, Karadeniz Havzası ve Yunan adalarını da kapsayan geniş coğrafi bölgeyle ilgili çalışan saygın bilim adamlarının katılımıyla gerçekleştirilmesi planlanan sempozyumla bölge arkeolojisinin bugün geldiği durumun değerlendirilmesi ve arkeolojik anlamda bölgeler arasında bağlantıların kurulması amaçlanmıştır. Bunun yanında bu tür bir uluslararası sempozyumun bilimsel kazılarda ve bilimsel yayınlarda yakalanan ivmenin bu anlamda da gelişmesine, daha da önemlisi bölge arkeolojisinin ve Çanakkale’nin tanıtımına da büyük katkı sağlayacağı ve sempozyum sonunda bildirilerin kitap haline getirileceği Türkçe ve İngilizce yayın inanılmaz değerli, bölge arkeolojisi ve kültürüne yön verecek temel başvuru yayınlardan biri olacağı çok açıktır.

Düzenleme Komitesi adına
Prof. Dr. Vedat KELEŞ
Parion Kazı Başkanı
Ondokuz Mayıs Üniversitesi

SEMPOZYUM PROGRAMI

15.10.2018

1. Gün - Tüm Program

AÇILIŞ KONUŞMALARI

Prof. Dr. Coşkun ÖZGÜNEL (Apollon Smintheion Kazı Başkanı)
Bülend ENGİN (İÇDAŞ A.Ş. Genel Müdürü)
İsmail IŞIK (Biga Belediye Başkanı)
Mustafa CAN (Biga Kaymakamı)
Orhan TAVLI (Çanakkale Valisi)

Açılış Bildirisi
Cevat BAŞARAN - Parion Tiyatrosu Skaneafrons Alınlık Kabartmaları Üzerine Yeni Gözlemler
Düzenleme Komitesi Başkanı Prof. Dr. Vedat KELEŞ'in Plaket Takdimi
Açılış Kokteyli

1. OTURUM

Oturum Başkanı: Cevat BAŞARAN

Mustafa H. Sayar

Güney Propontis Kıyısının Eskiçağ Tarihi Boyunca Kuzey Propontis Sahili ve Trakya Chersones’i ile Olan İlişkileri

ÖZET

Güney Propontis Kıyısının Eskiçağ Tarihi Boyunca Kuzey Propontis Sahili ve Trakya Chersones’i İle Olan İlişkileri 

Mustafa H. SAYAR

Özet: Propontis’in güney sahilinde MÖ 1. bin yılın ilk çeyreğinden itibaren kurulan koloniler  bu bölgedeki ilk şehir devleti örnekleridir. Bu oluşumların yanısıra pazar yerleri olarak kurulan yerleşimlerin nitelikleri Propontis’e kıyısı olan bölgelerde yaşayan insanlar arasındaki iletişimin ticari boyutunu belgeleyen önemli ipuçları vermektedirler. Bu bildiri kapsamında Marmara Denizinin çevresindeki yerleşimlerin bölgenin tarihi coğrafyası yönünden, eskiçağ coğrafyacılarının verdikleri bilgiler dikkate alınarak incelenmeleri de öngörülmektedir. Propontis kıyıları ve kıyılara yakın çevreler eskiçağ tarihi boyunca Ege ve Karadeniz’de meydana gelen tarihi olaylardan da doğrudan etkilenmişlerdir. Hem bölgedeki şehir devletlerinin yerel yönetim birimlerinin kurumsal düzeyde ve hem de bu bölgede yaşayan insanların bireysel düzeyde yoğun iletişim içinde oldukları görülmektedir. Bildiri kapsamında ayrıca Propontis’in kıyılarında bulunan şehir devletlerinin vatandaşlarının diğer Propontis şehirlerinin vatandaşlarıyla olan ilişkilerinin nasıl geliştiği ve hangi düzeyde oluştuğunun örnekleri de verilecektir. 

Anahtar Kelimler: Güney Propontis, Kuzey Propontis, Trakya Chersones’i. 

Reyhan Körpe

Karesene’den Propontis’e Granikos Irmağı Havzası Yerleşimleri Üzerine Bir Değerlendirme

ÖZET

Karesene’den Propontis’e: Granikos Irmağı Havzası Yerleşimleri Üzerine Bir Değerlendirme 

Reyhan KÖRPE

Özet: Troas bölgesinin önemli üç akarsuyundan biri olan Granikos ırmağı, iç Troas’ta Karesene bölgesindeki küçük dere ve çayların birleşmesiyle oluşur. Irmak, kuzeye doğru akarak Adresteia ovası içinden geçip, Priapos ve Harpagia kentleri arasından Propontis’e dökülür. Yaklaşık 80 km uzunluğunda ve 40 km genişliğinde bir alana yayılan Granikos havzası içinde günümüzde kuzeyden güneye doğru Biga ve Çan ilçelerinin büyük bir bölümü, Lapseki, Bayramiç ve Yenice ilçelerinin çok az bir kısmı yer almaktadır. Bölgede yaptığımız yüzey araştırmalarında bu havzada tunç çağlarından, Osmanlı dönemine kadar çok sayıda eski yerleşim saptanmıştır. Sadece bu çalışmaya dâhil edebileceğimiz ve üzerinde Arkaik-Klasik dönemlere ait kalıntılar bulunan antik yerleşim sayısı yirmi altı adettir. Bölgede tarafımızca ilk defa ayrıntılı bir şekilde yapılan yüzey araştırmasıyla, Granikos havzası yukarı, orta ve aşağı Granikos olarak üç bölgeye ayrılarak incelenmiştir. Bu bölgeler birbirlerinden sadece coğrafi olarak değil, demografik yapı ve kültürel anlamda da farklılıklar gösterirler. Antik çağlarda çoğunlukla Hellen koloni kentlerinin bulunduğu Propontis kıyıları daha yumuşak iklime sahip ve düz ovalardan oluşurken, içeriye gittikçe ovaların yerini daha çok dağlık arazi ve daha sert bir iklim alır. İç bölgede erken dönemlere ait Hellen koloni kenti bulunmaz. İç kısımların Hellenleşmesi İskender ve sonraki dönemlerde gerçekleşmiş olmalıdır.  Havzanın kuzey bölümü olan Aşağı Granikos herkesçe bilinen Adresteia ovası içinden akan ve Büyük İskender’in MÖ 334 yılında Akhaimenid ordusunu yendiği savaşın da gerçekleştiği yerdir. Ovanın kuzeyinde, Propontis kıyısında ve ovada bir grup antik kent bulunur. Bunlar Parion, Pyteia, Linon, Priapos, Harpagia, Didymontheikos, Sidene, Adresteia ve Hermaion’dur. Araştırmalarımız öncesinde, MÖ 7. yüzyılda deniz kıyısında ve verimli ovada İonia’lı göçmenler tarafından kurulmuş olan bu koloni kentlerinden sadece Parion ve Priapos’un kesin lokalizasyonu yapılmıştı. Antik kaynaklar bu kentler hakkında az çok bilgi verseler de, bunların kesin lokalizasyonları ancak bölgedeki yoğun yüzey araştırmalarıyla yapılabilmiştir. Aşağı Granikos bölgesindeki çalışmalarımızda Hermaion ve Adresteia kentleri dışında deniz kenarında ve ovada bulunan diğer yerleşimlerin yerleri tespit edilebilmiştir.  Granikos Havzasının güney kısmı fazla bilinmemekle birlikte, araştırmalarımız yerleşim yoğunluğunun Karesene bölgesine kadar azalmadan devam ettiğini göstermiştir. Bu civarda tespit ettiğimiz çok sayıdaki tümülüs ve antik yerleşim Troas bölgesinin yerleşim coğrafyasına ışık tutmaktadır.  

Anahtar Kelimler: Granikos Irmağı, Karasene, Propontis, Troas., 

Krastina Panayotova, Margarit Damyanov

Urdoviza an Early Greek Settlement on the West Pontic Coast

ÖZET

Urdoviza: An Early Greek Settlement on the West Pontic Coast 

Krastina PANAYOTOVA & Margarit DAMYANOV

Abstract: In 2012-2013, the investigations of Late Antique and medieval fortifications on Urdoviza Peninsula in the present-day town of Kiten on the Bulgarian Black Sea coast revealed an earlier layer with materials from the Archaic and Classical periods. The site is at some 30 km to the south of Apollonia Pontica and has been referred to in the existing publications as an emporion of the Milesian colony. The excavated materials indicate the ancient settlement emerged as early as the first half of the 6th century BC and attest its existence at least to the end of the 4th century BC. The assemblage displays features that are observed also in the early materials from Apollonia – predominantly East Greek amphorae and fine ware in the Archaic Period, with a very small share of hand-made pottery of local Thracian shapes. The settlement is only one among such smaller sites that existed on the West Pontic coast and for the first time illustrates the early chronology of their emergence. Similar phenomena are also observed on the Propontic coast of Thrace, where numerous toponyms are attested in the written sources and some sites have been investigated. 

Keywords: Early Greek settlement, Propontis, Urdoviza, West Pontic coast. 

Klaus Belke

On Some Locations of Settlements in the Propontic Area

ÖZET

On Some Locations of Settlements in the Propontic Area 

Klaus BELKE

Abstract: The so-called “Synekdemos of Hierokles” is, although defective and not free of mistakes, the most important catalogue of cities of the Eastern Roman Empire for the fifth and sixth centuries. The basis of our considerations on possible locations of cities is therefore Hierokles’ catalogue of the Hellespontic cities. As is well-known, quite often the cities are given in a certain geographical sequence which is interrupted and started again for reasons that are not clear to us. So the Hellespontic list begins with the a correct sequence of the coastal cities from Kyzikos to Troad (Alexandreia Troas) and then turns to the inland cities of Skamandros and Polichna (not exactly located, probably in the region of the upper Granikos river). Here the sequence breaks off, and a new group from Poimanenos to Germe comprises seven cities which probably lie all in the northern and the middle part of the province. The sequence is less clear, because only three of these cities are surely located. The same holds true for the third and largest group with fourteen cities of the southern and, again, the middle part of Hellespont, where the second and the third group overlap. Six of them are located, and some are not mentioned in any other source. The aim of the contribution is to combine data from written sources (where available), archaeological observations and the courses of ancient roads with the sequence in the “Synekdemos” in order to propose possible locations for some of the unlocated cities. Even if only the area in which a city is to be searched for is narrowed, further research will be possible more easily. In addition, a similar approach is extended to some other toponyms of the Propontic area. 

Keywords: Hellespontic cities, Propontic area, Synekdemos of Hierokles, Troad. 

Tartışma

Öğle Arası

2. OTURUM

Oturum Başkanı: Mustafa Hamdi SAYAR

Muzaffer Demir

Abydos ve Çevresi (MÖ 700-400)

ÖZET

Abydos ve Çevresi (MÖ 700-400) 

Muzaffer DEMİR

Özet: Kapsamlı kazı çalışmalarının yapılmadığı ve tam alan lokalizasyonları hala tartışma konusu olan Abydos (Nara burnu?) ve Sestos (Akbaş burnu?) kentleri, antikçağ boyunca Hellespontos (Çanakkale boğazı)’un Asya ve Avrupa yakasındaki stratejik konumlarıyla önemli rol oynamışlardır. Abydos, özellikle Ege denizinden Propontis (Marmara Denizi)’e girişte gemilerin uğrak yeri ve gümrük istasyonu kapsamında kontrollü geçişin sağlandığı ve hatta Küçük Asia’dan Avrupa’ya geçişte muhtemelen akıntının daha az olması ve boğazın dar noktalarından birisi olmasından geçiş köprülerinin kurulmasının tercih edildiği stratejik ve ticari öneme sahip bir liman kenti olmuştur. Homeros’un Ilias destanında Abydoslulardan Troialıların müttefiki olarak söz etmesi bu yerleşim yerini Tunç devri Troia kentinin çağdaşı yapmaktadır. Strabon’a göre Troia savaşlarından sonra burasını Thrakia kavimleri işgal etmiştir.Daha sonra Lydia kralı Gyges’in rızasıyla Miletoslu kolonistler MÖ 670 yılı civarında Abydos’a yerleştirilmişlerdir. Pers yanlısı tiran Datis MÖ 520’li yıllarda burasını yönetmiştir. Pers kralı I. Dareios’un MÖ 512 yılında gerçekleştirdiği İskit seferi sırasında kent yıkıma uğramıştır. I. Kserkses, MÖ 480’lerde Hellas’ın İkinci Pers istilası sırasında boğazdan geçiş köprüsünü burada kurdurtmuştur. Kent, MÖ 500 yılı civarından itibaren önyüzünde genelde kartal, arkasında Apollon’un başlarının resmedildiği sikkeler basmaya devam etmiştir. MÖ 478/7 yılında Hellenler arasında Perslere karşı Delos Deniz Birliği kurulduktan hemen sonra bölgeye sefer düzenleyen Spartalı Pausanias burasını da kontrol altına almış olmalıdır. Atina, MÖ 454 yılında Birliğin kontrolünü tamamen ele geçirerek, Hellespontos eyaleti kapsamında Abydos ve çevresindeki birlik üyelerinin yaptıkları 1/60 oranındaki ödemelerini de taş bloklar üzerine kaydetmeye devam etmiştir. Diodoros, Ksenophon ve Plutarkhos gibi antik yazarların kaydettiği üzere, Atina ve Sparta arasında MÖ 411 yılı civarında Abydos ve çevresinde çetin çatışmalar yaşanmıştır. Biz bu çalışmamızda özellikle Abydos ve çevresindeki kentlerin Attika-Delos Deniz Birliği’ne yaptığı epigrafik ödeme kayıtları ve ilgili edebi antik kaynakları dikkate alınarak MÖ 5. yüzyıl sonuna kadar, Atina, Sparta ve Pers ilişkileri bağlamında, Abydos ve çevresindeki siyasi koşullar hakkında bazı çıkarımlarda bulunmaya çalışacağız.

Anahtar Kelimeler: Abydos, Atina, Sparta, Hellespontos, Propontis.  

Derya Yalçıklı

Gönen İlçesi Prehistorik Çağ Yerleşmeleri

ÖZET

Gönen İlçesi Prehistorik Çağ Yerleşmeleri

Derya YALÇIKLI

Özet : Neolitik, Kalkolitik ve Tunç Çağlarında, Ege ve Marmara Bölgeleri Arasında Yol Güzergâhları ve Yerleşimleri konulu projemiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz yüzey araştırması sırasında Gönen Ovası ve çevresinde yer alan vadilerde bulunan Prehistorik Çağlara ait yerleşmeler incelenmiştir. Araştırma yürüttüğümüz vadilerden Gönen Çayı Vadisi ve Kocakırma Deresi Vadisi Prehistorik Çağlara ait verileriyle ön plana çıkmaktadır. Yenice Kalkım-Pazarköy Ovası’nı Gönen Ovası’na bağlayan Gönen Çayı vadisinde saptadığımız Neolitik ve Kalkolitik Çağlara ait bulgular veren mağara ve sığınaklar vadinin önemli bir yerleşim alanı ve güzergâh olduğunu ortaya koymuştur. Kalkolitik ve Tunç Çağlarına ait buluntuların ele geçtiği mağaraların yer aldığı Kocakırma Deresi Vadisi’nde de benzer bir durumun varlığı gözlenmektedir.

Anahtar Kelimeler: Gönen Çayı Vadisi, Kalkolitik. Çağ, Kocakırma Deresi Vadisi, Neolitik Çağ, Tunç Çağ 

Andreas Külzer

In the Shadow of Mount Ida (Kaz dağı) Roads and Settlements in the Southern Troad during Late Antiquity and the Middle Ages

ÖZET

In the Shadow of Mount Ida (Kaz dağı): Roads and Settlements in The Southern Troad during Late Antiquity and The Middle Ages 

Andreas KULZER

Abstract: The ridges of Mount Ida (Kaz Dağı) dominate the southern part of the Troad; its highest peaks are Karataş tepesi with 1,774 m and Babadağı with 1,765 m. The south- ern foothills of the mountain range approach the Gulf of Adramyttium (Edremit körfezi). The landscape is cultivated for centuries; its main urban centers were Assos (Behram Kale), Gargara (first on Kocakaya hill, since the 4th century BC southwest of Arıklı köy near the seaside) and Antandros (west of Avcılar). Among these, Assos is best studied; scholars and historians know about the various phases of its urban development from Antiquity to the middle Ages. In Antandros, only a small part of the city area is archaeologically docu- mented. In Gargara, there is good information concerning the older settlement place, while the later one near the coast is relatively unexplored. These three cities functioned as market centers for centuries; the villages in their hinterland needed them for trade and supply. Since Late Antiquity, all of them were bishoprics under the influential metropolis of Ephesos. The resulting administrative function favored the genesis and continuity of their urban infrastructure. All of them were harbor places; therefore, they were part of the supra-regional maritime network that connected Constantinople and the Propontis with the Western Aegean and the Mediterranean Sea. Furthermore, they were part of an extensive road system, which linked them since Roman times with various villages and cities in the central and northern parts of the Troad, which ensured the connection to the southern coastline of the Propontis. The lecture wants to discuss the history of this special region, its settlement system and the transport and communication routes during Late Antiquity and the Middle Ages. 

Keywords: Late Antiquity, Mount Ida, Ancient Roads, Ancient Settlements, Troad. 

Aslı Saka

Antik Dönemde Edremit Körfezi

ÖZET

Antik Dönemde Edremit Körfezi 

Aslı SAKA

Özet: 2013 yılında araştırmaya başlanan alan Mysia’nın batısındadır. Günümüzde, Çanakkale ve Balıkesir İl sınırları içerisinde yer alan körfez antik dönemde Troas, Mysia ve Aiolis bölgelerinin kesişim noktalarında yer almaktadır. Sınırların nerede başladığı ve nerede bittiği antik yazarlardan edinilen bilgilerde bile net değildir. Günümüzde körfezin sınırları, kuzeyde Bababurnu, antik dönem adı ile Lekton olarak anılan burun, güneyde ise Ayvalık İlçesine bağlı adalardan biri olan, Büyük Maden Adası, antik dönem adı ile Hekatomnos Adaları’nın parçası Pyrgos ile sınırlanmaktadır. Edremit Körfezi’nin sınırları içerisinde kalan Edremit, Havran, Burhaniye ve Gömeç İlçeleri’nin arkeolojik değerler bakımından detaylı incelenmesinin yapılacağı doktora tezi çalışmasında, bölgenin büyüklüğü de göz önüne alınarak birtakım sınırlamalara gidilmiştir. Coğrafi alanın genişliği çalışma alanının sınırlandırılmasını gerektirmektedir. Bu sebepten dolayı Edremit İlçe sınırları içinde kalan Narlı Köyü yüzey araştırmasının başlangıcını, Gömeç İlçesine bağlı Kerem Köy ise bitiş sınırını oluşturmaktadır. Doğuya doğru ise Havran’da bulunan Büyük Çal Tepe ile Küçük Çal Tepe sınır olarak belirlenmiştir. “Antik Dönemde Edremit Körfezi: Balıkesir İli Edremit, Havran, Burhaniye, Gömeç İlçeleri Yüzey Araştırması” başlıklı doktora tezinin hazırlanış amacı; intensif (yoğunlaştırılmış) yüzey araştırması yöntemi ile körfezin teritoryası içinde kalan yerleşim yerlerini tespit etmektir. Böylelikle çalışılan coğrafyada antik dönemden günümüze kadar takip edilen yerleşim davranışları bir bütün olarak algılanabilecektir. Yoğunlaştırılmış yüzey araştırmasında körfez, kuzeyde Narlı Köyü’nden, güneyde yer alan Gömeç İlçe sınırları içerisindeki Kerem Köy’e kadar detaylı incelenmiştir. 

Anahtar Kelimeler: Aiolis, Antik Yerleşimler, Edremit Körfezi, Mysia, Troas.  

Hüseyin Murat Özgen

Some Thoughts on the Settlement Patterns of “Adramyttene” with Respect to the Actual Observations and Discoveries

ÖZET

Güncel Araştırmalar ve Tespitler Işığında Adramyttene Yerleşim Modelleri Üzerine Düşünceler 

Hüseyin Murat ÖZGEN

Özet: Adramytteion Antik Kenti’nde sürdürülmekte olan güncel kazı çalışmalarının yanı sıra, 2015 yılından bu yana çevre alanında Körfez’in doğusu ve güneyine odaklanan yüzey araştırmalarında birçok yeni tespit gerçekleştirilmiştir. Adramyttenos Sinus ya da Strabon’un deyişiyle Adramyttene’de yapılan araştırmalar, antik çağlar için olduğu kadar, prehistorik ve geç antik dönem ile sonrası ilgisinde de bu coğrafyanın yerleşim modelleri üzerine yeni yorumlar getirebilmektedir. Yüzey araştırmalarıyla kıyı ve Körfez ilgisinde prehistorik yerleşim modelleri için önemli veriler sunan yeni tespitler yapılmıştır. Klasik ve Hellenistik dönemler boyunca Adramyttene’yi kontrol edip güven sağlayan ve bir sistem dâhilinde birbirleriyle topoğrafik ilişki içerisinde konumlanan, bir kısmı yeni tespitler niteliğindeyken bazıları da yeniden yorumlanarak belgelenen tahkimli yerleşim örnekleri bir başka model teşkil etmektedir. Bunun yanı sıra, kırsal Roma ve Bizans yerleşimleri ve Körfez’deki ilk Türk izlerine ait tespitler de bölgenin tarihsel topoğrafyasını bütünler yeni veriler arasındadır. Bu kapsamda farklı kültür ve dönemlere dair yeni arkeolojik veriler sunum dâhilinde özetlenecektir.

Anahtar Kelimeler: Adramytteion, Adramyttenos Sinus, Geç Antik Dönem, Klasik Çağ, Prehistorik Çağ, Propontis. 

Alexander Portalsky

A Lydian Domain in the Thracian Chersonese

ÖZET

A Lydian Domain in the Thracian Chersonessos? 

Alexandar PORTALSKY

Abstract: My paper discusses the struggle to control the Thracian Chersonessos in 8th-6th century BC, led by Lydian kingdom and the Thracians on the peninsula and around it. An analysis of the Milesian colonization shows that it was conducted by Lydia in order to create a chain of apoikiai on the coasts that would not allow the free movement of Thracians through the seas. The policy was probably initiated by King Gyges and was followed by his heirs. The testimony that Abydos and Sestos are subjects to the same ruler suggests that Lydia seeks control over the two shores of the Hellespontus. Here Lydian interests are confronted with those of Lesbos and Athens intervenes as Lydia's ally. Lesbos founded Sigeion in Troad and Elaius in Thracian Chersonessos, but rejected his old connection with Lydia. Athens is willing to attend the peninsula and is ready to defend Lydia's interests as well. A detailed analysis of the sources for the rule of Miltiades the Elder, Stesagoras, and Miltiades the Younger in the Thracian Chersonessos shows that Miltiades the Elder comes as elected by the Lydian king Croesus, paradynast and governor on the Thracian Chersonessos. After the fall of Sardis, the Athenians are acting fast and retain control over the peninsula for themselves, probably in alliance with the Thracians (Odryses?). The control is protected by Lesbos, but it is unprotected when King Darius invades. 

Keywords: Lesbos, Lydian domain, Milesian colonization, Thracian Chersonessos, Troad. 

Tartışma

Kahve Arası

3. OTURUM

Oturum Başkanı: Andreas KÜLZER

Ergün Karaca

Tarihsel Süreç İçerisinde Doğu Trakya’nın Küçük Asya ile Sosyo-Politik Bağlantıları

ÖZET

Tarihsel Süreç İçerisinde Doğu Trakya’nın Küçük Asya ile Sosyo-Politik Bağlantıları

Ergün KARACA

Özet: Doğu Trakya veya Türkiye Trakyası olarak adlandırılan bölge, Avrupa’nın güneydoğusunda ve Küçük Asya’ya en yakın kara parçasıdır. Bölge Çanakkale (Hellespontos) Boğazı, Marmara (Propontis) Denizi ve İstanbul Boğazı (Bosphoros Thrakios) olmak üzere doğal coğrafi unsurlar tarafından Küçük Asya’dan ayrılmaktadır. Konumu gereği iki kıtanın birleşme noktasında ve bir köprü şeklindeki bölge, Prehistorik Dönem’den itibaren farklı kültürlerin veya siyasi oluşumların buluşma veya tam tersine çatışma alanı olmuştur. Bu çalışma kapsamında Prehistorik Dönem’den başlayarak Roma İmparatorluğu hâkimiyetine kadar Doğu Trakya bölgesi ile Küçük Asya (özellikle Batı Küçük Asya) arasındaki kültürel, siyasi ve dinsel bazı etkileşimlerin, Doğu Trakya bölgesinde yapılan modern araştırmalar, maddi kültür kalıntıları ile Antik Çağ yazarlarından elde edilen bilgilerle ortaya koyulması amaçlanmıştır. Doğu Trakya’nın tarihsel sürecine bakıldığında birçok farklı kültür, ekonomik ve siyasi gücün etkisinde kaldığı görülmektedir. Elimizdeki maddi kalıntılar ve antik kaynaklara göre bu kültürel, siyasi ve ekonomik ilişkiler aralıklarla kesintiye uğrasa veya sadece bölgenin Küçük Asya’ya yakın kıyılarında görülse de Geç Antik Çağ’a kadar sürdüğü anlaşılmaktadır. 

Anahtar Kelimeler: Bosphoros Thrakios, Doğu Trakya, Propontis, Hellespontos, Küçük Asya. 

Ivo D. Cholakov

Field Survey of Archaeological Sites in the Area of the Roman Colony Deultum, SE Bulgaria

ÖZET

Field Survey of Archaeological Sites in the Area of the Roman Colony Deultum, SE Bulgaria 

Ivo D. CHOLAKOV

Abstract: Southeastern Thrace, a region that includes the Thracian Chersonessos and the north coast of Propontis, has its provisional border at the northern slopes of the Strandja Mountain. In the 50s and 80s of the 20th century, some expeditions were conducted in the Bulgarian part of the Strandja mountain, resulting in the discovery of various archaeological sites. These field surveys were not carried out according to the principle of total coverage of the territory, thus the registered archaeological monuments were very limited in number. One of the most important sites in the area is the Colonia Flavia Pacis Deultensium, where regular archeological research takes place for over 30 years now. However, up until now, no field surveys have been conducted near the ancient and medieval city, and the information on the presence of archaeological sites is scarce. The paper shows the results of a total-coverage field survey of the archaeological sites in the vicinity of the Roman colony, thus providing new data about the less known north periphery of the Propontis. The survey was accomplished in the spring of 2018 along the Sredetska River and its tributaries, between the Lake Mandra, the River Rusokastrenska, the River Fakiyska and the north slopes of the Strandja Mountain. The methodology for conducting the field survey is also presented. 

Keywords: Deultum, Propontis, Thracian Chersonessos, Roman colony, archaeological survey. 

Pavlina Devlova

Apollonia Pontica

ÖZET

Apollonia Pontica 

Pavlina DEVLOVA

Abstract: Apollonia Pontica is the earliest Greek apoikia on the Bulgarian Black Sea coast. The Greek city was founded at the end of the 7th century BC and gradually acquires the appearance of a classic, well-developed city center with monumental public buildings, fortress walls, organized residential neighborhoods, necropolis and suburban territories. As a result of the surveys over the past 25 years, new data have been gathered on the urban planning, public works, citizens' lives, and the symbiosis between the Thracian tribes - Skirmians and the Ionian colonists. Survey results show that since the very beginning, the settlers have occupied the St.Cyricus Island and the Skamni Peninsula. They have created and developed a pre-planned city, where continuity and long-term use of public and residential buildings is observed. For the first time in 2017, the complete structure has been fully explored since the earliest period of the city - the first years of settling of the colonists. A dwelling dug in the rock scale from the end of the 6th centuryto the beginning of the 5th century BC was discovered. The related archaeological materials represent a great variety and luxury in the life of the citizens. They show the numerous and varied commercial contacts of the citizens. Unknown to the science until 2017 is the fortified fortress discovered on the territory of Apollonia Pontica and located in the land of the village of Ravadinovo at approximately 6 km from the coastline. The initiated study discovered sections of a wall of considerable size (with a preserved height of 1.80 m and a thickness from 1.60 m to 2.20 m). A massive building (citadel) was discovered in the protected area. Based on the analysis of the archaeological finds at this stage of the study, the site is placed in the chronological framework of the most powerful period of the colony development (mid-5th century BC - second half of the 4th century BC). 

Keywords: Apollonia Pontica, Bulgarian Black Sea coast, Greek Apoikia, Skirmians, Thracia. 

Harun ÖZDAŞ - Nilhan KIZILDAĞ

Çanakkale Kıyıları Antik Çağ Batıkları ve Denizcilik

ÖZET

Çanakkale Kıyıları Antik Çağ Batıkları ve Denizciliği

A. Harun ÖZDAS & Nilhan KIZILDAG

Özet: Günümüzde olduğu gibi, eski çağlarda da çok sayıda gemi Çanakkale kıyılarında seyir yapmış, Ege ve Marmara denizlerinin bağlantısını sağlayan Çanakkale boğazını kullanmışlardır.  Stratejik öneme sahip bu deniz rotası boğazda ve çevresinde kurulan kıyı yerleşimleri tarafından kullanılmıştır. Ticari rotaların kesişim noktası olan bölgede, gemilerle bu yerleşimler arasında ticari mallar taşınmıştır. Marmara denizinin Boğaz girişine yakın yapılan çalışmalarda toplam 17 adet batık gemiye ait kalıntıya ulaşılmıştır. Buna ek olarak son dönemde Çanakkale kıyılarında 13 yeni batık Türkiye Batık Envanteri Projesi kapsamında, yanal taramalı sonar ve tüplü dalış yöntemleri kullanılarak yürütülen sualtı arkeolojik araştırmalarında tespit edilmiş ve bu batıkların fotomozaikleri yapılarak detaylı bilgilerine ulaşılmıştır. Şiddetli akıntı ve rüzgarlara sahip bölgede, kıyıdan açıkta bulunan batık alanlarının korunmuş durumda olduğu, sığ bölgelerde bulunanların ise oldukça tahrip olduğu görülmüştür. Batmış gemilerin yanı sıra, yörenin paleomorfolojisi değerlendirilerek Prehistorik dönemlerde deniz seviyesinin yükselmesi sonucu sualtında kalmış potansiyel yerleşim alanlarının tespitine yönelik bir arkeojeofiziksel ön araştırma gerçekleştirilmiştir. Deniz jeofiziği verileri toplanarak, eski kıyı sahil şeridi ve sualtında kalmış potansiyel alanlar belirlenmiştir. Bölgede gerçekleştirilen sualtı araştırmalarından elde edilen sonuçlar, Çanakkale kıyılarının sualtı kültür mirası açısından oldukça zengin olduğunu göstermektedir. Klasik Dönem’den 20.yy’a kadar uzanan zaman diliminde batmış gemilere ait kalıntıların tespit edilmesiyle, bölge deniz ticaretine ve antik çağ gemi seyir rotalarına ışık tutacak bilgilere ulaşılmıştır. 

Anahtar Kelimeler: Antik batıklar, Çanakkale, denizcilik. 

Günlük Tartışma

1. OTURUM

Oturum Başkanı: Sait Başaran

Halime Hüryılmaz

Gökçeada-Yenibademli Höyük’te Keramik Endüstrisi Troas Bölgesi Etkili ve Yerel Yapımlar

ÖZET

Gökçeada-Yenibademli Höyük’te Keramik Endüstrisi: Troas Bölgesi Etkili ve Yerel Yapımlar 

Halime HÜRYILMAZ

Özet : Kültür dolgusu büyük çapta EBÇ’ın II. etabına (Ege kronolojisine göre) tarihlenen Yenibademli Höyük, Gökçeada’nın en verimli toprağını barındıran Büyükdere vadisinde yer almaktadır. 1996 yılından beri höyükte sürdürülen kazılar, bu eski yerleşimin üretim ekonomisinin keramik, kemik ve taş endüstrisine dayandığını ortaya koymaktadır. Üretime yönelik faaliyetlerin zirvesine yerleşen keramik endüstrisinde, Troas Bölgesi etkili yapımlar baskın görünmektedir. Tamamı el yapımı olan çanaklar içe çekik ağızlı, omurgalı ve yatay ip delikli tutamak özellikleriyle, kuzeybatı Anadolu’nun Troia I dönemi yapımlarının adeta kopyalarıdır. Kap repertuarının ikinci sırasında yer alan orta boy testiler, küçük ayrıntılar dışında, Troia I kültüründeki örnekleri çağrıştırmaktadır. Göze hoş görünen bezemeli minyatür testileriyle, yaka boyunlu iri depolama çömlekleriyle ve dikey ip delikli tutamaklı ufak çömlekleriyle Troas Bölgesi yapımlarını model alan yerel çömlekçiler, üstü düz ve taç biçimli kapak tiplerini de benimseyerek, kuzeybatı Anadolu’nun geleneklerine sadık kalmışlardır. Konservatif tutuma dayalı üretimlerin yanı sıra, duyulan ihtiyaç karşısında teknik bilgilerle boşaltım kaplarının kullanımına çözüm getiren ve değişik tipte pyxisüreten ustalar, kuzey Ege’nin kap spektrumuna yeni tasarımlar da katmışlardır. Kuzeybatı Anadolu’nun normlaşan üretimlerine aykırı görünen boyundan dört kulplu çömlek ve yüksek ayaklı sığ çanaklar, Yenibademli ve Poliochni II arasında kültürel bağlantıların doğrudan kurulduğunu ve MÖ 3. Bin yılının ilk yarısında, adalar arasında deniz yolu trafiğinin açık tutulduğunu göstermektedir. 

Anahtar sözcükler: Erken Bronz Çağ, Gökçeada (Imbros), Keramik, Poliochni II, Yenibademli Höyük. 

Yaşar Selçuk Şener, Zafer Karahan, Melike Dikmenli

Parion Antik Kenti Arkeolojik Kazıları Mimari Kalıntılar, Korunma Problemleri ve Çözüme Yönelik Uygulama Önerileri

ÖZET

Parion Antik Kenti Arkeolojik Kazıları: Mimari Kalıntılar, Korunma Problemleri ve Çözüme Yönelik Uygulama Önerileri 

Yaşar Selçuk ŞENER & Zafer KARAHAN & Melike DİKMENLİ

Özet: Parion antik kentinde 2005 yılından beri sürdürülen düzenli arkeolojik kazılar sürdürülmektedir. Bu kazılarda ele geçen kalıntılar sayesinde, Odeion, Agora- Dükkânlar, Tiyatro, Roma Hamamı ve Yamaç Hamamı ile Nekropolis belirginlik kazanmaya başlamıştır. Kazı alanında yapılan incelemelerde, gerek mimari kalıntıların, gerekse bu yapılara ait döşeme, sıva-duvar resmi, taban döşemesi ve mimari plastik gibi taşınabilir nitelikteki eserlerin, hem gömü (toprak örtü süreci) öncesinde, hem uzun süreli kaldıkları toprak altı gömü ortamında ve hem de kazı sonrasında değişen ölçülerde bozulmalara uğradığı belirlenmiş; bu nedenle de, gerek önleyici gerekse aktif koruma müdahalelere ihtiyaç duyduğu ortaya çıkmıştır. Bu çalışmayla, mimari kalıntılarda karşılaşılan sorunlar ele alınarak, bu sorunların önlenmesi ve giderilmesi yönünde, gerek kazılar sürecinde gerçekleştirilen koruma ve onarım uygulamaları ve gerekse yapılması gerekli görülen somut uygulamalara yönelik öneriler değerlendirilecektir. 

Anahtar Kelimeler: Koruma problemleri, kültürel miras, mimari kalıntılar, Parion, arkeolojik restorasyon. 

Büşra Elif Kasapoğlu

Parion Antik Kentinden Arkaik Dönem’e Ait Bir Grup Seramik Üzerine Düşünceler

ÖZET

Parion Antik Kenti’nden Arkaik Dönem’e Ait Bir Grup Seramik Üzerine Düşünceler 

Büşra Elif KASAPOĞLU

Özet: Parion Antik Kenti, Troas Bölgesi’nin önemli liman kentlerinden biridir. Bu kentin önemini Arkaik Dönem’de de sürdürdüğü, son dönem kazılarında ortaya çıkan buluntular yardımıyla açıkça görülebilmektedir. Arkaik Dönem’e ait buluntuların büyük bir bölümü, birçok mezar tipine ev sahipliği yapan Parion Güney-Tavşandere Nekropolisi’nde ele geçmiştir. Güney-Tavşandere Nekropolis kazıları 2005 yılında Prof. Dr. Cevat Başaran başkanlığındaki bir kazı ekibi ile başlamış ve bugün Prof. Dr. Vedat Keleş başkanlığında hala devam etmektedir.  Güney-Tavşandere Nekropolis, Arkaik Dönem’den (MÖ 625), Roma Dönemi sonlarına kadar (MS 3. yüzyıl) aralıksız kullanılmıştır. Mezarlardan ve ikincil kremasyonun varlığını gösteren krematoryumlardan Korint, Attika, Kuzey ve Güney İonia orijinli seramikler bulunmuştur. Çalışmada Güney-Tavşandere Nekropolisi’nde bulunan Arkaik Dönem’e ait seramikler köken ve formlarına göre gruplara ayrılarak değerlendirilmiştir. Aryballos, alabastron, oinokhoe ve skyphos Korinth’den ithal edilen formlar arasındadır. Attika’dan birçok siyah figürlü lekythos ithal edilmiştir. Araştırılacak örnekler arasında yer alan oryantalizan üsluptaki oinokhoe, olpe, meyve tabağı ve destekli kraterlerin ise, Kuzey ve Güney İonia yerel atölyelerinden olabilecekleri düşünülmektedir. Parion’da, bu dört üretim bölgesine ait olabileceği düşünülen seramiklerin yanı sıra, “Kuzey ve Güney İonia tipi” olarak adlandırabileceğimiz örneklere de rastlanılmaktadır. Bu grubun menşei anlamında birkaç ihtimal üzerinde durulması gerekmektedir. Bu bağlamda, Kuzey ve Güney İonia atölyelerinden ziyade Troas Bölgesi’nde seramik ürettiği düşünülen, Parion’a yakın konumdaki Abydos akla gelen ilk seçenektir. Parion’un daha yakın bir seramik merkezi var olduğu halde, daha uzak olan bir atölyeden aynı tip seramiği ithal etmesi mantıksız olacağından, Kuzey ve Güney İonia grubunda yer alan bazı seramiklerin kil, bezeme ve boya özelliklerine bakılarak gerçekten Kuzey ve Güney İonia atölyelerine mi, yoksa Abydos’a mı ait olduğu ihtimali irdelenecektir. Bununla birlikte bu grup seramiklerin bu iki seçenek dışında yerel üretim ya da farklı bir merkez üretimi olabileceği ihtimalleri üzerinde de durulacaktır. 

Anahtar sözcükler: Arkaik Seramik, Güney-Tavşandere Nekropolisi, Parion, Troad, Kuzey-Güney Ionia Seramiği. 

Roman Stoyanov

Attic Red-figure Pottery from Menekse Çatağı at Propontis

ÖZET

Attic Red-figure Pottery from Menekşe Çatağı at Propontis

Roman STOYANOV

Abstract: Menekşe Çatağı situated near Tekirdağ at the northern coast of the Marmara Sea. A site was excavated in 1993-2007. Total number of Red-figure pottery is relatively few as compared with other pottery groups from the settlement. By the form the vessels are divided to table ware and perfume containers. All the vessels are Attic with some variability in colors and density characteristics of clay surfaces, within the limits of the characteristics for typical products of the center. The collection covers the chronological period from the 2nd half of the 6th century BC to the 1st half of 4th century BC. The highest volume of imports, apparently accounted for the 5th century BC. It reflects the overall dynamics of import Attic painted pottery in the region. 

Keywords: Attic Red-figure Pottery, Marmara Sea, Menekşe Çatağı, Propontis, Thrace. 

Tartışma

Öğle Arası

2. OTURUM

Oturum Başkanı: Yaşar Selçuk ŞENER

Aygün Ekin Meriç

İznik (Nicaea) Roma Tiyatrosu’nda Bulunan Firnis Boyalı Roma Seramikleri

ÖZET

İznik (Nicaea) Roma Tiyatrosu’nda Bulunan Firnis Boyalı Roma Seramikleri 

Aygün EKİN MERİÇ

Özet: Tiyatro’da 2016 yılından beri sürdürmekte olduğumuz kazılarda bulunan seramikler çoğunlukla Geç Roma Dönemi’ne (MS 4-6. yüzyıllara) tarihlenmektedir. Kazılarda ayrıca çok yoğun bir grup olarak firnis boyalı yemek takımları ortaya çıkmaktadır. Özellikle ince cidarlı ve kıvrımlı dudak profilli tabaklar çok yaygındır. Bunun yanında az da olsa büyük çanak tarzında servis takımları da vardır. Tabakların iç yüzlerinde, dudak kısımlarında, bazen de dış yüzlerinde serbest elle fırçayla yapılmış bant bezemeler bulunur. Boya rengi kırmızı, kahverengi tonlarında dalgalı bir görünümdedir. Kil analizi sonuçları birkaç ay içinde beklenmektedir. Çok yakın benzerleri Pompeiopolis’de tespit edilmiş ve “Marble Ware” olarak adlandırılmış bu örnekler MS 2. yüzyılın sonu – MS 3. yüzyıla tarihlendirilmiştir. Bithynia bölgesinde yaygın olabileceğini düşündüğümüz bu seramik tipi form ve bezeme örnekleriyle bu sempozyum aracılığı ile sunulacaktır.  

Anahtar Kelimeler: Bithynia, Firnis Boyalı Roma Seramiği, İznik, Marble Ware, Nicaea, Roma Tiyatrosu.  

Billur Tekkök Karaöz

Akdeniz Ticareti ve Ürün Değişimleri’nin Seramik Açısından Değerlendirilmesi

ÖZET

Akdeniz Ticareti ve Ürün Değişimleri’nin Seramik Açısından Değerlendirilmesi 

Billur TEKKÖK KARAÖZ

Özet: Antik çağ liman kentleri erken Bronz Çağı’ndan beri Ege Akdeniz uzantılı bir ticaret rotasına tanıklık etmiştir. Bölgelerarası tarım, gıda ürünlerinin satıldığı kargo gemilerinde aynı zamanda her bölgenin kendi üretimi olan masa servisleri de satılmıştır. Ürün değişimi sadece deniz yoluyla değil, kara yoluyla da yapılmıştır. Aracı olan kişiler aracılığıyla bazı özel ürünler iç bölgelere dek ulaşmıştır. Bu anlamda antik ticari rotaların hem deniz, hem de kara yoluyla dağılım şeması bölgelerarası etkilenişimi belgeler. Yerel üretilenler yerel ve bölgesel pazarlarda satılır, ürünün niteliğine göre değişken olan seramikler bir anlamda ambalaj niteliğinde olduğu için bölge ekonomisi ile ilgili bilgi verir. İthal ürünlerin taklidinin üretildiği antik çağda da görülen bir durumdur. Özellikle vergilendirme açısından pahalı ürünün yerel veya bölgesel taklidleri tercih edilmiştir. Bu sunum, özellikle Troas bölgesi üzerine odaklanılarak, Anadolu Helenistik ve Roma Dönemi pazar ekonomisi, masa servisi, depolama kapları ve kiremit üretimi ile ilgili bilgiler içerecektir.  

Anahtar Kelimeler: Antik ticaret, Anadolu seramik üretim grupları, deniz ve iç yol ağları kullanımı, Troas. 

Murat Fırat, Mehmet Kaşka

Aleksandria Troas Antik Kenti’nin Ticari Etkileşim Sahası: Seramik Çalışmaları Doğrultusunda Bir Ön Görüş

ÖZET

Aleksandria Troas Antik Kenti’nin Ticari Etkileşim Sahası: Seramik Çalışmaları Doğrultusunda Bir Ön Görüş 

Murat FIRAT & Mehmet KAŞKA

Özet: Aleksandria Troas antik kenti Çanakkale İli, Ezine İlçesi, Dalyan Köyü’nün hemen güneyinde, çevresine hâkim tepelik bir alan üzerinde kurulmuştur. Diadokhlar’dan Antigonos Monophtalmos tarafından MÖ 310 yılından kısa bir süre sonra Antigoneia adıyla kurulmuştur. Bir synoikisis sonucunda kurulan bu kentin ismi, Antigonos Monophtalmos’un MÖ 301 tarihinde Ipsos Savaşı’ndaki yenilgisinden sonra bölgenin egemenliğini ele geçiren Lysimakhos tarafından Aleksandria Troas olarak değiştirilecektir. Kentte yürütülen kazı çalışmaları henüz başlangıç seviyesindedir. Buna karşın özellikle Hellenistik Stoa alanında, 2013 yılından itibaren yürütülen kazı çalışmaları sırasında son derece önemli arkeolojik verilere ulaşılmaya başlanmıştır. Çalışmalar sırasında saptanan ilginç seramik buluntular, hem Hellenistik Dönem’den Geç Roma sürecine kadar uzanan sürece ait geniş bir form yelpazesi sunması açısından, hem de söz konusu antik kentin ticari bağ kurmuş olabileceği diğer kentleri işaret etmeleri açısından son derece önemlidir. İrdelenen eserler geniş bir seramik form yelpazesi (kandiller, amphoralar, kırmızı astarlı kap grupları, mutfak kabı örnekleri vb.) sunar. Bunların büyük çoğunluğunun ithal ürün olduğu ilk incelemelerimiz doğrultusunda söylenebilmektedir. Özellikle amphoralar ve kırmızı astarlı seramikler coğrafi konumu itibarıyla yoğun bir ticaret ağının önemli merkezlerinden biri olduğu kolayca anlaşılabilen bu kentin, hangi yerleşimlerle ilişkisinin olduğunun anlaşılabilmesi noktasında ilginç ipuçları sunmaktadır.  

Anahtar Kelimeler: Aleksandria Troas, Seramik, Ticaret, Hellenistik Dönem, Roma Dönemi. 

Ömer Kaya

Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea) Kandilleri

ÖZET

Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea) Kandilleri 

Ömer KAYA

Özet: İstanbul ili Avcılar İlçesi Küçükçekmece Gölü kıyısında yürütülen kazı çalışmaları ilk olarak 2009 yılında başlamıştır ve hala devam etmektedir. Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea) Kazılarında ele geçirilmiş olan Geç Antik ve Bizans Dönemi pişmiş toprak kandilleri ile kandil parçaları bu çalışmanın ana konusunu oluşturmaktadır. Bu çalışmada, ele geçirilmiş olan kandiller malzeme, bezeme ve yapım tekniği gibi özellikleri bakımından incelenerek alınan veriler doğrultusunda tarihleri, kullanım alanları ve ticaretleri hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamıştır. MS 5 - 8. yüzyıl arasına tarihlenen bu kandiller kendi içlerinde Haç motifli, Bezemesiz, Geometrik motifli, Bitkisel motifli, Hayvan motifli ve Tapınak motifli kandiller olarak gruplara ayrılmış ve kontekstleri çerçevesinde değerlendirilerek tarihlendirilmişlerdir. Aynı zamanda yakın çevrede ve Batı Anadolu’da yapılmış benzer dönem arkeolojik kazılardaki kandil buluntuları ile karşılaştırılma yapılmış ve değerlendirilmiştir.  İnsanoğlunun tarihsel süreçteki yolculuğunda ateşi keşfetmesi ve ateşe hükmedebilmesi ile birlikte aydınlatma araçlarının tarih sahnesindeki yerlerini almaya başladıklarından söz edebiliriz. Doğal aydınlatma olan gün ışığının yok olduğu gece vakitlerinde ya da mağaraların gün ışığı almayan derinliklerinde insanoğlu ateşi aydınlatma aracı olarak kullanmıştır. Gelişen aydınlatma araçlarının tarih sahnesinde geçirdiği evreler ve büyük ölçüde ilerleme kaydetmesi ile birlikte aydınlatma günümüzde insan yaşamının vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir ve mutlak suretle gelişmeye devam etmektedir. Yenilik getiren her icat mutlak suretle kendi bünyesinde bir gelişim içindedir. Her yeni gelişmenin bir öncülü ve ardılı mutlaka mevcuttur bu bağlamda aydınlatma araçlarının da, ihtiyaçlar doğrultusunda gözlem ve deneme yöntemleri ile geliştiği düşünülebilir. 

Anahtar Kelimeler: Bathonea, Bizans Dönemi, Küçükçekmece Göl Havzası, Kandil, Propontis. 

Dürdane Kaya

Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea) Kazıları Geç Antik Çağ Yapı Kompleksinin Unguentariumlar Üzerinden Değerlendirilmesi

ÖZET

Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea) Kazıları Geç Antik Çağ Yapı Kompleksinin Unguentariumlar Üzerinden Değerlendirilmesi 

Dürdane KAYA

Özet: 2009 yılından itibaren İstanbul’un Avrupa yakasında Avcılar-Küçükçekmece ilçelerinin sınırlarında Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea) kazıları yürütülmektedir. Söz konusu kazılar kapsamında 8. alan olarak adlandırılan bölgede bulunan 12-17EFG açmalarında kuzeybatı-güneydoğu doğrultulu büyük bir mimari yapı kompleksi ortaya çıkarılmaya başlanmıştır. Söz konusu yapı kompleksinde hem tekil hem de yapının doğusunda toplu olarak yoğun bir şekilde unguentariumlar bulunmuştur. Unguentariumların bir tanesinin içerisinde rastlanılan reçine kalıntısına yaptırılan analiz sonucunda pişmiş toprak şişe içerisinde “Methanone” ve “Phenanthrene” maddeleri tespit edilmiştir. Bu maddelerin psikoaktif sakinleştirici ile yaraları iyileştirici, iltihapları önleyici, fagositleri aktifleştirici, adet öncesi ve sonrası rahatsızlıkları önleyici, damarları büzücü, mikropları yok edici, immün sistemini kuvvetlendirici etkilerinin bulunması nedeniyle unguentariumların, ilaç şişeleri olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Unguentariumların bulunduğu kontekst içerisinde çeşitli boyutlarda eczacılıkta kullanılan havan ve havanelleri ele geçirilmiştir. Yoğun olarak yapının doğu mekânında bulunan unguentariumlar ve diğer küçük buluntular doğrultusunda bu yapı grubunun sağlıkla ilişkili olduğu düşünülmektedir. İlerleyen kazı sezonlarında elde edilecek bulgular ile bu düşüncenin daha da netleşeceği öngörülmektedir. 

Anahtar Kelimeler: Bathonea, Geç Antik Çağ, İstanbul, Propontis, Unguentarium 

Rabia Aktaş

Antandros Yamaç Ev Sektörü’nde Ele Geçmiş “Light Colored Ware” Grubu Seramikler

ÖZET

Antandros Yamaç Ev Sektörü’nde Ele Geçmiş “Light Colored Ware” Grubu Seramikler 

Rabia AKTAŞ

Özet: Antandros Antik Kenti’nde 2001 yılından itibaren devam eden kazı çalışmaları farklı sektörlerde yürütülmüştür. Bu sektörlerden birisi “Yamaç Ev” olarak adlandırılan ve şu ana kadar yaklaşık 2000 m2’lik bir bölümü açığa çıkarılmış olan Roma villasıdır. Yapılan çalışmalar, villanın MS 3. yüzyılın sonu - MS 4. yüzyılın başında inşa edildiğini ve MS 7. yüzyıla kadar bazı tadilatlarla beraber kullanılmaya devam edildiğini ortaya koymaktadır. Bu çalışmalar sonucunda evin portikosu, portikonun kuzeyinde altı ana odası, hamam yapısı ve diğer ilişkili odalar açığa çıkarılmıştır. 2001-2013 yılları arasında Yamaç Ev’i ortaya çıkarmak için yapılan bu çalışmalarda çok sayıda Geç Roma Dönemi’ne ait seramik malzeme de ele geçmiştir. Bu malzeme grupları arasında yer alan en yoğun malzeme gruplarından birisi Light Colored Ware grubudur. Tipolojik ve morfolojik olarak oldukça farklılık gösteren örneklerin özellikle kapalı kaplar açısından çeşitlilik arz ettiği gözlemlenmiştir. Buna bağlı olarak, Antandros Yamaç Ev Sektörü’nde ele geçmiş olan Light Colored Ware grubu seramiklerin profil yapılarına göre 11 ana tipi belirlenmiş ve gerekli görülen hallerde bu ana tipler alt gruplara ayrılmıştır. Bu tipler içinde tabaklar ve kapalı kaplar en yoğun formlar arasında yer alır. Söz konusu grubun ele geçtiği alanlarda terminus oluşturacak veriye rastlanmamış olması, bu malzeme grubu için analojiyle tarihleme yolunu seçmeyi zorunlu kılmıştır. Yapılan çalışma sonucunda Antandros Yamaç Ev Sektörü’nde ele geçen Light Colored Ware malzeme grubunun en erken MS geç 4. yüzyıl, en geç MS 6. yüzyılın ortasına ait olduğu söylenebilir. MS 7. yüzyıla tarihlenen ve Champlevé olarak adlandırılan örneklerle karşılaşılmaz. 

Anahtar Kelimeler: Antandros, Geç Roma Dönemi, Roma Seramiği, Light Colored Ware, Yamaç Ev. 

Tartışma

Kahve Arası

3. OTURUM

Oturum Başkanı: Billur TEKKÖK KARAÖZ

Binnur Gürler, Şerife Vatansever

İznik Roma Tiyatrosu Cam Buluntuları

ÖZET

İznik Roma Tiyatrosu Cam Buluntuları 

Binnur GÜRLER & Şerife VATANSEVER

Özet: İznik Roma Tiyatrosunda 2015 yılı sonrasında Dokuz Eylül Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Aygün EKİN MERİÇ’in bilimsel başkanlığında gerçekleşen kazı çalışmalarında ele geçen cam buluntular sunulacaktır. Tiyatro yapısı içerisinde batı parodos, doğu parados, orkestra, sahne binası ve doğu sütunlu galeri kazılarında ele geçen cam buluntular stratigrafik ve mekânsal olarak değerlendirilmektedir. Tiyatro yapısının bu işlevini yitirmesinden sonraki zaman dilimlerine ait olan cam buluntular tipolojik açıdan bilgi vermektedirler. MS 4.-7. yüzyıllar arasındaki zaman dilimine ait olan kâse, tabak, bardak, sürahi ve şişelere ait parçalar günlük kullanım ve masa kapları açısından kentin cam repertuarı hakkında bilgi verirken, aydınlatma ile ilgili kandil formlarını da zengin çeşitlilik sunmaktadır. Çalışmanın amacı cam buluntular yoluyla kentin kimliğine ve ilişkilerine katkıda bulunmak, yaygın bir kullanım nesnesinin kentte söz konusu zaman dilimindeki özelliklerini izlemek ve çağdaşı buluntularla birlikte değerlendirmek olacaktır.

Anahtar Kelimeler: İznik, cam, Bizans Dönemi. 

Ayşe Ç. Türker

Çanakkale Boğazı ve Çevresindeki Bizans Limanları: Üstünlü Limanı

ÖZET

Çanakkale Boğazı ve Çevresindeki Bizans Limanları: Üstünlü Limanı 

Ayşe Ç. TÜRKER

Özet: Bizans Dönemi’nde Karadeniz ve Akdeniz önemli ekonomik alanlardır. Bu alanlar arasındaki üretim-tüketim ilişkilerinde, doğal bir deniz yolu olan Çanakkale Boğazı coğrafi konumu ile ön plana çıkar. Boğaz bu konumunun yanı sıra Avrupa ve Asya kıyılarındaki ekonomik kaynaklarıyla da Bizans Döneminin üretim-tüketim ve alış-veriş ilşkilerine önemli katkılar sağlar. Çanakkale Boğazına ulaşan vadiler ve çevresindeki alanlarda 2004 yılından itibaren sürdürdüğümüz yüzey araştırmalarında bölgenin Bizans dönemi yerleşimlerine ait önemli ve çok sayıda veri tespit edilmiştir. Bu verilerin bir bölümünü limanlar ve bu alanlarda tespit ettiğimiz seramik buluntular oluşturmuştur. Bildirinin konusunu Marmara Denizi kıyısındaki Üstünlü Limanı ve seramik buluntuları oluşturacaktır. Burası manastır mevkii olarak bilinir. Korunaklı bir doğal limandır. Bölgedeki çalışmalarımız sırasında limana paralel doğu-batı yönünde 70 m uzanan bir duvar tespit edildi. Bu duvarı dikey yönde kestiği anlaşılan duvar parçaları da belgelendi. Alandaki en yoğun buluntu grubunu ise sırsız seramikler oluşturur. Seramikler toprak kesitinde bazen tam olarak korunmuş biçimde de tespit edilebilir. Ancak denizin, kıyıdaki duvarı tahrip etmesi sonucunda seramikler büyük ölçüde kumsala ve denizin içine doğru taşınmıştır. Kıyıya taşınan bu seramikler ise dalgalar tarafından aşındırıldığı için zaman zaman formlarını tespit etmek güçleşir. Belirlenebilen kap türleri arasında pişirme ve servis işlevine sahip mutfak kapları ile altlık ve maltızlar yer alır. Bu çalışmada seramik buluntuların değerlendirilmesi hedeflenmiştir.  

Anahtar Kelimeler: Antikçağ Ticareti, Bizans Limanları, Bizans Seramiği, Çanakkale Boğazı, Üstünlü Limanı. 

Murat Fırat, Merve Yeşil

Aleksandria Troas Antik Kenti Amphoraları: İlk Değerlendirmeler

ÖZET

Aleksandria Troas’ta Ele Geçen Amphoralar: İlk Değerlendirmeler 

Murat FIRAT & Merve YEŞİL

Özet: Diadokhlar’dan Antigonos Monophtalmos tarafından MÖ 310 yılından kısa bir süre sonra Antigoneia adıyla kurulmuş olan Aleksandria Troas antik kenti Çanakkale İli, Ezine İlçesi, Dalyan Köyü’nün hemen güneyinde çevresine hâkim tepelik bir alan üzerinde yer alır. Kentte yürütülen kazı çalışmaları henüz başlangıç seviyesindedir. Buna karşın 2013 yılından itibaren özellikle Hellenistik Stoa alanında yürütülen kazı çalışmaları sırasında son derece önemli arkeolojik verilere ulaşılmıştır. Çalışmalar sırasında ele geçen seramik buluntular arasında önemli bir grup olarak yer alan amphoralar, özellikle Roma Dönemi’nde, söz konusu antik kentin ticari bağ kurmuş olabileceği bölgeleri işaret etmeleri açısından son derece önemlidir. Şu ana kadar irdelenen 200 amphora parçasının,  özellikle MS 2. - 4. yüzyıllar aralığına ait olabilecek farklı tipte örnekler olduğu görülmüştür. Bunlar arasında yerel Ege amphoraları, Kapitän II ve LR3 grubu örnekleri nicelik ve niteliksel olarak ön planda yer alır. Bu amphora grupları kentin kronolojisi yanında, coğrafi konumu itibarıyla yoğun bir ticaret ağının önemli merkezlerinden biri olduğu kolayca anlaşılabilen Aleksandria Troas’ın, hangi yerleşimlerle etkileşim halinde olduğunun anlaşılabilmesi noktasında da ilginç ipuçları sunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Aleksandria Troas, Seramik, Amphora, Ticaret, Roma Dönemi. 

İsmail Akkaş

Parion Kuzey Surları Çevresi 2017 Yılı Amphora Buluntuları Üzerine Değerlendirmeler

ÖZET

Parion Kuzey Surları Çevresi 2017 Yılı Amphora Buluntuları Üzerine Değerlendirmeler 

İsmail AKKAŞ

Özet: Parion Kuzey Surları çevresinde 2017 yılında yüzey araştırmaları gerçekleştirilmiştir. Surların çevresinde farklı üretim merkezlerine ait amphora parçaları tespit edilmiştir. Yüzey araştırmasında farklı tipteki ticari amphoralara rastlanılması bölgedeki ticaret trafiğini göstermesi açısından önemlidir. Bu çalışmanın amacı, yüzey gezileri sırasında bulunan amphoraları sınıflandırmak, tarihlendirmek ve kentin ticari ilişkileri üzerine değerlendirmeler yapmaktır. Bu amphoralar, depozit ya da kontekst buluntuları olmadıkları için, benzer örneklerden yola çıkılarak tarihlenmiştir. Kuzey Surları çevresinde saptanan amphoraların ilk kez çalışılması ve Kuzey Surları çevresinin kullanımına dair önerilerin ele alınacak olması çalışmanın önemini ortaya koymaktadır. Parion Kuzey Surları çevresinde bulunan amphoralar tipolojik olarak sınıflandırıldığında 6 farklı form tespit edilmiştir. Bu formlar Ege Bölgesi, Doğu Akdeniz ve Marmara Bölgesi üretimi olan amphoralardan oluşmaktadır. Surların çevresinde ele geçen bu gruplar, MÖ 6. yüzyıldan MS 11. yüzyıla kadar kentte ticaretin yapıldığına işaret etmektedir. Ege ve Doğu Akdeniz Bölgesi kökenli amphoraların buluntular arasında yoğunlukta olduğu görülmektedir. Bu yoğunluktan hareketle Parion’un iki bölgede bulunan merkezler ile daha aktif ticari faaliyetler yürütmüş olabileceğine ihtimal verilmektedir. Çalışmamızda antik kentin önemli konumlarından olan kuzey surları çevresinin kullanımına belirli bir seramik grubu üzerinden öneriler getirilmesi hedeflenmektedir.

Anahtar Kelimeler: Parion, Roma, Ticari Amphora, Troas, Yunan. 

Evren Açar

Antandros Geç Roma Dönemi Cam Buluntuları ve Cam Atölyesi (?)

ÖZET

Antandros Geç Roma Dönemi Cam Buluntuları ve Cam Atölyesi (?) 

Evren AÇAR

Özet: Troas Bölgesi’nin önemli kentlerinden biri olan Antandros’ta 2001 yılında başlayan sistemli kazıların yürütüldüğü alanlardan biri de nekropolistir. MÖ Geç 8. yüzyıl ile MÖ 50 – MS 50 yılları arasında kullanılmış olduğunu anlaşılan nekropoliste biri Roma diğeri Bizans dönemine ait iki mezar dışında hiçbir gömünün yapılmadığı belirlenmiştir. Ortaya çıkarılan yapı temelleri Geç Roma döneminde alanın yeninden kullanılmaya başlandığını ancak bu sefer yerleşim birimlerine dönüştüğünü ortaya koymuştur. Bu yapılar nekropolisin içinden geçen ve Antandros’u Gargara kentine bağlayan stabilize yolun kuzey ve güneyine konumlandırılmıştır. Yapıların gerek planı ve gerekse de konumu, bu alanın yerleşimden ziyade bir üretim alanına dönüştüğünü göstermektedir. Bu durum aynı zamanda kentin Geç Antik Dönem’in başlarında zenginleşmesiyle Antandros’un kent surları dışına yayıldığını da kanıtlamaktadır. Üretim alanı olduğu düşünülen mimari yapılar dükkân, atölye ve depolama alanlarından oluşmaktadır. Bu atölyelerden biri şarap üretimi, diğeri ise yoğun cam buluntuları nedeniyle cam atölyesi olabileceği düşünülmüştür. Antik dönemde cam üretimi için iki atölye kullanılmaktaydı. Bunlardan birincil atölye olarak isimlendirileninde camın ham maddeleri belirli oranlarda karıştırılarak hamur haline getirilmekteydi. İkincil atölyeler ise ham maddenin yeniden ısıtılarak son şeklini aldığı atölyelerdir. Ancak bu ikincil atölyelerde ergitme potası, cam yapımında kullanılan çeşitli aletler, cüruflaşmış malzeme ve yoğun kül tabakası gibi veriler tespit edilmeden alanın bir atölye olduğunun belirlenmesi oldukça güçtür.  Çünkü mimarisi topraktan olan bu ikinci atölyelerin cam hamurunun ergitilecek boyutta küçük yapılması ve kısa süreli kullanım sonunda üst yapılarının yenilenmesi atölye izlerini belirlemeyi zorlaştırmaktadır. Antandros örneğinde ele geçen cam buluntuların çokluğu ve yoğun yanık tabakası yapının cam atölyesi olabileceğini göstermektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalarla Geç Roma Dönemi’nde Anadolu’da bazı merkezde ikincil cam atölyeleri ortaya çıkarılmıştır. Bu çalışma ile bu atölyelere bir yenisi daha eklenecektir. Ayrıca bu çalışmada cam atölyesi ve cam buluntuları incelenerek alanda bulunan camlar ve atölye ilişkisi ortaya konulmaya çalışılacaktır. 

Anahtar Kelimeler: Antandros, atölye, cam, seramik. 

Günlük Tartışma

16.10.2018

2. Gün - Tüm Program

1. OTURUM

Oturum Başkanı: Halime HÜRYILMAZ

Meral Başaran Mutlu

MÖ 2. Binyılda Kuzey Ege’de İletişim ve Kültürel Bağlantılar Maydos Kilisetepe Höyüğü

ÖZET

MÖ 2. Binyılda Kuzey Ege’de İletişim ve Kültürel Bağlantılar: Maydos Kilisetepe Höyüğü 

Meral BAŞARAN MUTLU

Özet: Maydos Kilisetepe Höyüğü Çanakkale Boğazı kıyısında kurulması sebebiyle deniz ve kara ulaşım ağlarını kontrol eden stratejik bir konuma sahip olmuştur. Konumunun sağladığı avantaj sayesinde yerleşim, bilinen en erken tabakasından itibaren, yani MÖ 3. binyılın son çeyreğinden günümüze kadar farklı kültürler tarafından tercih edilmiştir. Erken Tunç Çağı’nda teknolojik gelişmelerle birlikte ulaşım ağlarının ve araçlarının gelişerek yaygınlaşması, stratejik konumda yer alan yerleşmelerin önemini de arttırmıştır. Ulaşımdaki yeni gelişmeler uzak coğrafyalardaki kültürlerin birbirleriyle iletişim kurmalarını dolayısıyla etkileşim içine girmelerini kaçınılmaz hale getirmiştir. Erken Tunç Çağı sonunda boğazın girişine hâkim konumdaki Troia limanı dolarak işlevini yitirmiş ve karşı kıyısındaki Karaağaçtepe de terk edilmiştir. Bu dönemden sonra boğazı hem karadan hem de denizden kontrol edebilecek konumdaki Maydos Kilisetepe’nin önemi artmış olmalıdır. MÖ 2. binyıl başından ortalarına kadar devam eden süreçte Maydos’da Kuzey Ege ve Tuna Havzası kültürleriyle benzeşen bulguların varlığı, bu dönemde yerleşimin etkileşim sahasının Anadolu’dan Kuzey Ege’ye doğru kaydığını ortaya koymaktadır. Bu çalışma ile Maydos Kilisetepe’nin MÖ 2. binyılda Kuzey Ege ile iletişim içinde olduğunu gösteren buluntular ışığında muhtemel ulaşım ve iletişim ağlarını tanımlamak amaçlanmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Kuzey Ege İletişim Ağları, Kültürel Etkileşim, Maydos Kilisetepe, MÖ 2. Binyıl. 

Nurperi Ayengin

Bithinya Bölgesinde Tarih Öncesi Araştırmalarına Bir Örnek: Düzce İli

ÖZET

Bitinya Bölgesinde Tarihöncesi Araştırmalarına Bir Örnek: Düzce İli 

Nurperi AYENGİN

Özet: Bölgeye ilk ziyaretlerden birini 1940 yıllarda Kılıç Kökten yapmıştır. Kendisi bölgenin arkeolojik potansiyelinin yüksekliğinden bahsetmiş olup bölgede çalışmaların yapılması gerektiğini vurgulamıştır. Bunun üzerine 2012 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünden gerekli izinler alınarak çalışmalara başlanmıştır. Düzce ilinin sekiz ilçesi vardır. Bugüne kadar beş ilçede yüzey araştırması yapılmıştır. Düzce ilinin coğrafik yapısı ve bitki örtüsünün zorlukları bizi klasik yüzey araştırmaları yöntemlerinin dışında farklı yöntemlerle tespitler yapmaya zorlamıştır. Özellikle bitki örtüsü ve erozyonla oluşan dolgular ve alüvyon kaplanmasıyla oluşan sıkıntılar bizi zorlamış olsa da bölgenin ne kadar eski kültürlere ev sahipliği yaptığı anlaşılmıştır.  Böyle bir coğrafya ve bitki örtüsünde kesit taramaları bizim için önemli bir yöntem olmuştur. Bu yöntemle Epipaleolitik Döneme tarihlenen taş aletler bulunmuştur. Bu da Düzce tarihini çok erken dönemlere taşımıştır. İlerde yapılması planlanan kesit tıraşlaması yöntemiyle dolguların niteliği daha iyi anlaşılacaktır. Yine bir tarlaya insanlar tarafından taşınan ikincil dolguların içinde Paleolitik (?) Çağa tarihlenebilecek bir çakmaktaşı çekirdek de tespit edilmiştir. Yerleşim sistemleri açısından baktığımızda Düzce’de tarihöncesi yerleşimlerin alüvyon dolgular altında kalmış olduğu düşünülmektedir. Melen çayına yakın bir mevkide bir höyüğün tespit edilmesi ve bu höyüğün tamamen mil ile kaplı olması bizi bu düşünceye sevk etmiştir. Yer yer tarihöncesi yerleşim yerlerinin daha geç yerleşimlerin altında kalmış olabileceği anlaşılmıştır.  Beş yıllık çalışmalarımızın sonucunda Düzce’nin arkeolojik potansiyelinin yüksek olduğunu ve pratikte bitki örtüsünün yoğun olduğu bölgelerde çalışma sisteminin nasıl olması gerektiğini saptamış olduk. 

Anahtar Kelimeler: Bitinia, Düzce, Epipaleolitik Dönem, Paleolitik Çağ. 

Maya Vassileva

Phrygians in Southern Propontis Area

ÖZET

Phrygians in Southern Propontis Area 

Maya VASSILEVA

Abstract: Propontis area was multicultural since late 2nd millennium BC at least. In the 1st millennium BC Greeks, Phrygians, Thracians and Persians met there.The present paper is focused on the Phrygian presence along the southern shore of the Propontis and its vicinity as attested by the inscriptions. The westernmost Old Phrygian inscription was found at Parion and recently published. Daskyleion which was the capital of the Persian satrapy of Hellespontine Phrygia has also yielded Phrygian texts. Thracian Bithynians were living at the eastern corner of the Propontis. Phrygian inscriptions found in northwestern/western Anatolia display some graphic peculiarities in addition to being among the latest Old Phrygian texts. The latest one was found south of the area. The missing link between Old and Neo Phrygian texts might appear just in this region, in the vicinity of southern Propontis. Beside the inscriptions, if one considers the monuments on which they were carved, certain parallels with Thracian elite imagery can be drawn. Persian presence in the area additionally contributed to the hybrid nature of the monuments.  

Keywords: Greeks, Persians, Phrygians, Propontis, Thracians. 

Göksel Sazcı

Maydos Kilisetepe Höyüğü Tunç Çağı Mimarisi

ÖZET

Maydos Kilisetepe Höyüğü Tunç Çağı Mimarisi 

Göksel SAZCI

Özet: Çanakkale Bölgesi’nde Tunç Çağı’nın erken dönemleri, Troia, Beşik Yassıtepe ve Kumtepe yerleşmelerinden bilinmektedir. Orta ve Geç Tunç Çağı ise yalnızca Troia yerleşmesinden bilinmektedir. Bölgede yapılan yüzey araştırmalarında Çanakkale Bölgesi’nin farklı kısımlarında Orta ve Geç Tunç Çağı’na tarihlenen yerleşimler tespit edilmiştir. Bunlardan yalnızca Çanakkale’nin Avrupa yakasında yer alan Maydos Kilisetepe Höyüğü’nde arkeolojik kazılar yapılmaktadır. Yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında günümüze kadar, henüz anakayaya ulaşılamamış olunmasına rağmen, sekiz tabaka tespit edilmiştir. Bunlardan en alttaki Erken Tunç Çağı’nın son dönemlerine, üzerindeki üç tabaka da Orta ve Geç Tunç Çağları’na tarihlenmektedir. Ortaya çıkan sonuçlar Tunç Çağı’nda bölgede hem savunma mimarisinde hem de sivil mimaride, Troia’dan bilinenden farklı olarak yapılaşma geliştiğini göstermiştir. 

Anahtar Kelimeler: Maydos Kilisetepe Höyüğü, Mimari, Propontis, Tunç Çağı. 

Madalina Dana

Strabo, the Greek Culture of Troad, and the “Intentional History”

ÖZET

Strabo, the Greek Culture of Troad, and the “Intentional History” 

Madalina DANA

Abstract: This article offers a regional perspective of the Greek paideia and its actors, as proposed by Strabo for a region concerned by many references to the Greek myths. It is well known that the interest of Strabo, admirer of Homer, for Troad lies in its status of “theater of operation” of the Trojan War. If the Geographer dwells on the description of the different cities it is to point out the landmarks of this event:  indeed,  strong controversies opposed the ancient scholars concerning the identification of such or such “lieu de mémoire” linked to the war. However, through his meticulous investigation of the credibility of the theories emitted in general by the local historians and grammarians, Strabo draws up a cultural landscape as rich as it is varied. He does not merely review the men famous for their culture, but also cites significant events for the history of Greek philosophy such as the transfer of the library of Aristotle to Scepsis by Neleus,  a disciple of Theophrastus;  as methodological approach,  in order to establish the cultural geography of Troad, the information offered by Strabo will be supplemented by other cultural data,  provided by both local and external sources. Strabo’s particular attachment to Troas could be explained by the interest and consideration he has for his “colleagues” in the field of Homeric studies, even if with some of them he stands on antagonistic positions, but also, given the attention he pays to the two neighboring regions, the Propontis and Bithynia, by a sort of “cultural patriotism”. This attitude led him to give a special place, on the one hand to the cultural centers of Asia Minor where he had been educated himself, on the other hand to the regions close to his own homeland,  Amaseia of Pontus.  The significant number of andres axiologoi kata paideian from this geographical area, cited by Strabo while they are attested by other sources, prove the importance that these Greek cities had in the eyes of Strabo, for which the reputation of a city is reflected by that of his men of culture.  We can thus speak of an “intentional history”1,  in the sense that it is selective – in our case,  according to a regional criterion – and manipulated, according to the own interests of the author, but always intended.

Keywords: Asia Minor, Greek Culture, Intentional History, Propontis, Strabo, Troad.

Tartışma

Kahve Arası

2. OTURUM

Oturum Başkanı: Nurettin Koçhan

Nurettin Arslan

Abydos ve Çevresinde Arkeolojik Araştırmalar

ÖZET

Abydos ve Çevresinde Arkeolojik Araştırmalar 

Nurettin ARSLAN

Özet: Homeros’un Ilyada’da sözünü ettiği Abydos, Hellespontos’un en dar noktasında Asya topraklarında yer almaktadır. MÖ 7. yüzyılda Miletoslular tarafından koloni edilen kent Bizans Çağı sonlarına kadar varlığını sürdürmüştür. Konumu, altın madenleri ve bereketli tarım alanları Abydos’un zenginliğini sağlamıştır. Abydos ve teritoryumunda yüzey araştırmaları yapılarak, arkeolojik bulguların belirlenmesi amaçlanmıştır. Söz konusu polisin akropolisi olarak önerilen en yüksek noktası Maltepe’de bunu destekleyen hiçbir bulguya rastlanmamıştır. Yüzeydeki seramiklerin dağılımı antik yerleşmenin Naraburnu’nun batısında deniz kıyısından başlayarak doğuya doğru hafif yükselen bölgede olduğuna işaret etmektedir. Bu alandaki seramik parçaları Arkaik Çağı ile Osmanlı Çağı arasındaki dönemlere aittir. Naraburnu’nun doğusunda boğazın kıyısında Kalkolitik Çağa ait bir höyük ve bunun hemen kenarında bir nekropolis tespit edilmiştir. Kentin teritoryumunda kalan Arisbe höyükte, Bronz Çağı ve sonrasına ait iskânı gösteren arkeolojik veriler elde edilmiştir.  Abydos’un güneyinde ise etrafı sur ile çevrili yerleşmede Arkaik Çağa tarihlenen bir tapınak belirlenmiştir. Yüzey araştırmaları yanında Çanakkale’deki bulunan ve Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen eserler Abydos kentinden geriye kalan diğer kanıtlardır.  Antik kaynaklar, yüzey araştırması ve müzelerdeki eserler birlikte değerlendirilerek kentin yeri ve teritoryumu hakkında yeni öneriler sunulmaktadır. 

Anahtar Kelimeler: Abydos, Arisbe, Hellespontos, Propontis, Troas. 

Sait Başaran

Enez Ainos Kazılarının Genel Değerlendirmesi

ÖZET

Enez / Ainos Kazılarının Genel Değerlendirmesi 

Sait BAŞARAN

Özet: Enez ya da eski adıyla Ainos olarak bilinen kent, Edirne İlinin Ege kıyısında Meriç Nehrinin denize kavuştuğu alanda yer almaktadır.  Bu günkü Enez, antik kentin üzerinde kurulmuştur. Bundan dolayı çalışmalarımız sınırlı alanlarda gerçekleştirilebilmektedir. Buna rağmen Ainos’ta yürütülen arkeolojik kazılardan  ve araştırmalardan gün ışığına çıkan  kalıntılar, başta Trakya olmak üzere Anadolu, Ege Adaları, Yunanistan ve Güney Doğu Avrupa arkeolojisine  önemli katkılar sağlamıştır. Ainos ören yerinde ve Hoca Çeşme Höyüğünde yapılan kazı ve araştırmalar, bölgedeki ilk yerleşimin Neolitik Çağ’da (MÖ 6500 yıllarında) başladığını, Kalkolitik ve Tunç Çağlar’da devam ettiğini, Demir Çağ, Klasik Çağlar, Roma, Bizans ve Osmanlı Dönemleri’ne ait uygarlıkların  kesintiye uğramadan günümüze kadar gelişerek ulaştığını gösteriyor.   Enez ve çevresinde yeşeren uygarlıkların bu denli gelişmiş olması, bölgenin ekonomik zenginliği, deniz bağlantılı kara ve nehir ticaret yolların varlığı ile   Anadolu - Avrupa arasında doğal köprü konumunda olmasının büyük rolü olmuştur.  

Anahtar Kelimeler: Ainos, Edirne, Enez, Güney Doğu Avrupa arkeolojisi,  Trakya.  

Mustafa Şahin

Bursa'da Çağlar Boyunca Kentler ve Kentleşme

ÖZET

Bursa'da Çağlar Boyunca Kentler ve Kentleşme 

Mustafa ŞAHİN

Özet: Türkiye’nin kuzeybatısında, Marmara Denizi’nin güneyinde uzanan Bursa, Bithynia ve Mysia Bölgelerinin içinde yer alır. Her iki bölgeyi birbirinden Rhyndakos Irmağı’nın ayırdığı kabul edilmektedir. Marmara Denizi ile Uludağ arasında uzanan verimli vadi, Uludağ’dan kaynaklanan volkanik arazi ve ormanlar bu bölgeyi cazibe merkezi haline getirmiştir. Bununla birlikte Marmara Denizi’ni Anadolu’nun içlerine, kuzeyi-güneye bağlayan karayolunun da Bursa’dan geçmesi yerleşim cazibesinin artmasına neden olmuştur. Bundan dolayı da Bursa İl sınırları içerisinde kalan modern yerleşimlerin altında veya yakınında mutlaka antik dönemden bir yerleşime ait izler bulunmaktadır. Örneğin Bursa şehir merkezinin altında Prusa ad Olympum, İznik’te Nicaea (Nikaia),  Gemlik’te Kios, Mudanya’da Myrleia vb. Benzer durum prehistorik çağlar için de geçerlidir. Bölgede birbirinden bağımsız şekilde uzanan vadilerde yer alan höyük yerleşimleri modern yerleşimlerinin altında veya yakınındadır. Bildiri kapsamında Bursa il sınırları içerisinde yer alan höyük ve kent yerleşimleri coğrafi ve şehircilik açılarından incelenip, birbirleri arasındaki bağlar belirlenmeye çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Bithynia, Prusa ad Olympum, Kios, Myrlea, Mysia, Nicaea (Nikaia). 

Michael Deniz Yılmaz

Propontis Bölgesi’nde Künk Ticareti: Parion Örneği

ÖZET

Propontis Bölgesi’nde Künk Ticareti: Parion Örneği 

Michael D. YILMAZ

Özet: Propontis (Marmara Denizi), tıpkı Hellespontos (Çanakkale Boğazı) ve Bosphorus (İstanbul Boğazı) gibi Aigaion Pelagos (Ege Denizi) ve Pontus Euxinos (Karadeniz) arasında bulunduğu için “ara deniz” olarak kabul edilir. Ve coğrafi konumu dolayısıyla, Aigaion Pelagos (Ege Denizi), Pontus Euxinos (Karadeniz) ve daha uzak bölgelerle ticaret konusunda önemli bir yere sahiptir. Buradaki ticaret ve ticareti yapılan mallar hakkındaki önemli bilgileri bize antik kaynaklarla beraber ticaret gemilerine ait batık buluntuları sunar. Propontis’in güney kıyılarında yer alan Parion (Kemer) ve Priapos (Karabiga) antik kentleri arasında kalan sularda, günümüzde balıkçıların (ve eskiden süngercilerin) deniz altında bu tarihi buluntulara rastladığı ve bazen bunları aldıkları bilinmektedir. Bazen de bu buluntular müzelere ve yakındaki kazı başkanlıklarına bildirilmektedir. Bu batık buluntular arasında, antik dönemde su borusu olarak kullanılan, pişmiş topraktan imal edilmiş künklere de rastlanmıştır. Bu bildirinin amacı Propontis’de künk ticaretinin varlığına işaret eden bu künklerin ayrıntılı bir tasvirini yapmaktır.

Anahtar Kelimeler: Batık, künk, Propontis, Parion, ticaret. 

Kaan İren

Pers Daskyleion’unda 2009 ve 2018 Yılları Arası Arazi Çalışması

ÖZET

Pers Daskyleion’un da 2009 ve 2018 yılları arası arazi Çalışması 

Kaan İREN

Özet: Daskyleion, Bandırma ilçesinde Manyas Kuş Gölü’nün güneydoğusunda yer alan bir İlk Çağ merkezidir. Daskyleion Pers İmparatorluğu zamanında (MÖ 546-333) önemli bir satraplık merkeziydi. Şehir Perslerden önce de bir Phryg ve Lydia yerleşmesi olarak Propontis bölgesinde mevcut idi. Perslerin gelişiyle birlikte şehrin çok kültürlülüğüne yeni renkler katılmış oldu. Buradaki satrap sadece Büyük Krala bağlılığı olan kendi bölgesinde kral muamelesi gören bir yönetici idi. Kontrol ettiği alan Aiolis’ten, Paphlagonia’ya, Trakya’dan Kappadokkia’ya kadar büyük bir alan idi. Bu bildiride Daskyleion’da üçüncü nesil kazılar sırasında arazide Pers dönemine ait hangi bulgulara ve buluntulara rastlanıldığı sunulmaktadır. Bu arada Şehrin Kraliyet Nekropolis’lerinde yapılan çalışmalar da ayrıntılı bir biçimde bildiride yer almaktadır.

Anahtar kelimeler: Daskyleion, Persler, Klasik Dönem. 

Tartışma

Öğle Arası

3. OTURUM

Oturum Başkanı: Alexandru AVRAM

Mehmet Nezih Aytaçlar

Propontisʼde Yunan Kolonizasyonu: Ne Biliyoruz?

ÖZET

Propontisʼde Yunan Kolonizasyonu: Ne Biliyoruz? 

Mehmet Nezih AYTAÇLAR

Özet: Karadenizʼdeki Yunan kolonizasyon hareketi üzerine günümüz Bulgaristan, Romanya, Ukrayna, Rusya, Gürcistan sınırlarında yapılan çok sayıda arkeolojik kazının sağladığı zengin veriler sayesinde ciddi bir bilimsel tartışma süreci yaşanmaktadır. Propontis, Karadenizʼe ulaşımda zorunlu bir durak olarak bu tartışmalara anlamlı katkılar sağlayabilecek bir “iç deniz” olarak önem taşımaktadır. Ancak son yıllara kadar Propontis yerleşimlerinde ya hiç kazı yapılmamış ya da arkeolojik olarak araştırılan merkezlerde kolonizasyon sorununa ışık tutabilecek erken tabakalar üzerine yoğunlaşılmamıştır [mesela Kyzikos]. Bu durumda elimizdeki tüm veriler antik kaynakların zikrettikleri ile sınırlı kalmıştır. Son yıllardaki bir dizi kazı [Parion, Byzantion, kıyı yerleşimi olmamakla birlikte Daskyleion] ve yüzey araştırması sayesinde yeni veriler elde edilmiştir. Bunlara Hellespontos ve Bosphorus verileri eklenebilir. Bu veriler ışığında muhtemel kolonizasyon tarihleri, kolonizasyonu yapan metropoller ile arkeolojik verilerin uyumluluğu, farklı metropoller arasında stratejik yerleşimlerin paylaşımı mücadelesi, kolonistler ile yerli halk arasındaki muhtemel ilişkilere yönelik ipuçları gibi konularda neler söyleyebileceğimiz bu sunumun ana konusunu oluşturacaktır. 

Anahtar Kelimeler: Bosphoros, Hellespontos, Karadeniz, Propontis, Yunan Kolonizasyonu. 

Aytun Yazgı

Arkaik Dönem Lesbos Adası’ndan Troas Topraklarına Aiol Kolonizasyon Hareketlerinin Nedenleri

ÖZET

Arkaik Dönem Lesbos Adası’ndan Troas Topraklarına Aiol Kolonizasyon Hareketlerinin Nedenleri 

Aytun YAZGI

Özet: Lesboslu Aioller, Arkaik Çağ’ın başlarında Troas’a geçerek burada birçok yeni yerleşim (apoikia) kurdular. Troas bölgesine yapılan Aiol göç hareketleri, esasen Yunan kolonizasyon hareketinin bir parçasıydı. Arkaik Çağ’ın başlarından itibaren Yunan dünyasında görülen nüfus patlaması sonucu birçok şehir devleti deniz aşırı ülkelere göçmen yollayarak artan nüfusun toprak ihtiyacını bu şekilde karşılamaya çalıştılar.  Arkaik Yunan dünyasındaki bu göç hareketlerinin diğer bir sebebi de, şehir devletleri içinde şiddetli iç çekişmelerin meydana gelmesiydi.  Lesboslu Aioller de Karanlık Çağ’ın sonundaki nüfus artışından sosyal ve ekonomik yönden etkilendiler ve nüfus fazlasını dışarı yolladılar.  Mytileneliler,  Troas’taki nüfuz alanları için uzun yıllar hem Troas’ın yerli halklarına karşı hem de Troas’a yerleşmek isteyen diğer Yunanlılara karşı zorlu mücadeleler verdiler. Lesboslular,  hemen karşı kıyılarındaki bereketli Troas sahillerini tercih etmiş ve ilk olarak bölgenin güney ve batı sahillerini ardından da iç kısımları kolonize etmişlerdir.  Bu durum şaşırtıcı değildir.  Çünkü Troas,  bereketli topraklar arayan yerleşimciler için ideal bir yerdi. Troas’ta bulunan verimli ovalar ve Troas’ın iç bölgelerinin küçükbaş hayvan yetiştirilmesine uygun iç kısımları, bölgeyi oldukça cazip kılıyordu. Troas’ta Aiollerin ilgisini çeken zenginlikler sadece verimli tarım alanları ve otlaklar ile kısıtlı kalmamıştır. İda Dağı’ndan elde edilen kereste, Arkaik Dönem’de hızla gelişen ticaret sonucunda artan gemi ihtiyacının hammaddesiydi. İda Dağı’nda bolca bulunan ağaçlar kesilerek kış aylarında nehir sularıyla kıyıya taşınıp kıyı kesimde pazarlanıyordu. Ayrıca bölgeden elde edilen demir, gümüş, bakır gibi madenler Aioller için zenginlik kaynağıydı. 

Anahtar Kelimeler: Arkaik Dönem, Aiol, Lesbos, Troas, Yunan Kolonizasyonu. 

Erdinç Buruldağ

Troas’ta Roma Kolonizasyonu Nedenler ve Sonuçlar

ÖZET

Troas'ta Roma Kolonizasyonu: Nedenler ve Sonuçlar 

Erdinç BURULDAĞ

Özet: Anadolu'nun kuzeybatı köşesinde yer alan Troas, asırlar boyu kıtaları ve kültürleri birbirine bağlarken, iki önemli kolonizasyon hareketine tanıklık etmiştir. Bunlardan ilki, MÖ 1. binyılın ikinci çeyreğinde gerçekleşen Grek kolonizasyonudur. Aynı binyılın sonu yani MÖ 1. yüzyıl ikinci yarısında ise bölge, Roma tarafından kolonize edilir. I. Caesar döneminde başlayan Roma kolonizasyon politikası ile kuzey Troas'ta bulunan Lampsakos ve Parion birer Roma kolonisine dönüştürülür. Bu ilk kolonizasyon faaliyetlerini takiben, İmparator Augustus döneminde, Aleksandria Troas'a da Roma kolonisi statüsü verilmiştir. Troas'ın kıyı hattında yaklaşık çeyrek asır kadar kısa bir süre içerisinde gerçekleşen kolonizasyon faaliyetlerinin birden çok sebebi olmalıdır. Bunlardan ilki, hiç kuşkusuz askeri gerekçelere dayanır. Çünkü kolonizasyon hareketlerinin hemen öncesinde gerçekleşen I. Mithradates Savaşı'nda da Lampsakos, Parion, Aleksandria Troas ve Ilion bölgede bir savunma hattı oluşturmuş ve bu sayede Roma'dan "bağımsızlık statüsü" kazanmışlardı. Bu savaşın ardından Ilion'un dışındaki diğer yerleşimlerin birer Roma kolonisine dönüştürülmesi de bir tesadüften öte, bu yerleşimlerin askeri açıdan önemlerini göstermektedir. Jeopolitik konum yanı sıra koloni olarak seçilen yerleşimlerin, yeraltı kaynakları bakımından zengin ve verimli arazilere sahip liman kentleri oldukları dikkati çeker. Tüm bu unsurlar, kolonizasyon faaliyetleri neticesinde kolonistlere sağlanması beklenen "yeni bir yaşamın" yani aslında kolonilerin ve onların yeni sakinlerinin, mali açıdan İmparatorluğa olabildiğince az bağımlı olarak kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamış olmalıdır. Kolonizasyon faaliyetlerinin sözü edilen birincil amaçları doğrultusunda, birer Roma kolonisine dönüştürülen, Troas’ın birbirine komşu üç Grek yerleşiminde, İtalik kolonistlerin iskânı ile mevcut siyasi, ekonomik, sosyo-kültürel, dini ve demografik yapıda bir dizi değişimler gözlemlenmeye başlar. Kolonilere verilen Latin karakterli yeni isimler ile birlikte artık en azından yazı dilinde Grekçenin yanında Latincenin de kullanıldığı görülmektedir. Yeni iskân ve göç hareketi ise Roma kültür öğelerinin yerel kültür ile karşılıklı etkileşimini hızlandırmıştır. Yine epigrafik verilerden kolonilerdeki yeni idari yapı içerisinde, üst düzey memuriyetler ile bazı dinsel görevlere sadece Roma yurttaşlarının getirildiği anlaşılmaktadır. Parion ve Alexandria Troas’a verilen ius Italicum hakkı, kolonilere mali açıdan özgürlük yani vergi muafiyeti sağlamış ve böylece her iki kent için limanlar ve buralarda gerçekleşen ticari faaliyetler ekonominin temelini oluşturmuştur.  

Anahtar Kelimeler: Aleksandria Troas, Roma Kolonizasyonu, Lampsakos, Parion, Troas.

Dragos Halmagi

Protecting the Grave in Roman Thrace A Look at the Funerary Inscriptions from the Propontic Coast

ÖZET

Protecting the grave in Roman Thrace: a look at the funerary inscriptions from the Propontic coast. 

Dragos HALMAGI

Abstract: The protection of the tomb is a prevalent concern in Greek epitaphs and it constantly captures the interest of modern scholars. The practice of engraving funerary imprecations and fines is most common in Asia Minor, but similar dispositions are documented on monuments throughout the empire. The present paper focuses on the cities of Propontic Thrace to examine inscriptions with prohibitions and penalties related to tomb violation and to discuss specific clauses. The comparative analysis reveals legal and religious practices, but also traditions and patterns of mobility and social belonging. 

Keywords: Asia Minor, ancient tombs, funerary inscriptions, Roman Thrace, protecting the grave. 

Hüseyin Erpehlivan

Propontis’in Güneydoğusundaki MÖ 8-4. Yüzyıl Yerleşmeleri

ÖZET

MÖ 8.-4. Yüzyılda Propontis’in Güneydoğusundaki Yerleşmeler 

Hüseyin ERPEHLİVAN

Özet: Bu araştırma Anadolu’nun kuzeybatısındaki Propontis, modern adıyla Marmara Denizi'nin güneydoğusunda kalan, Kios (modern Gemlik) ve Kyzikos (modern Belkıs) arasındaki sahil ve bu sahil hattı boyunca Kuzeybatı Anadolu’nun dağlık kesimlerine kadar ulaşan iç bölgenin, MÖ 8.-4. yüzyıllardaki yerleşmelerin ve kültürlerin yeniden değerlendirilmesi amaçlamaktadır. Bölge antik kaynaklarda Mysia, Bithynia ya da Hellespontos Phrygiası olarak bilinir. Bu süreçte, bölgenin politik durumu, sahil şeridindeki bağımsız Hellen koloni kentleri ile önce Lydia, ardından Akhaimenid hâkimiyetindeki iç bölge ile karakterize edilmektedir. Araştırma kapsamında yapılan değerlendirmeler; yayınlanmış sonuçlar, müzelerin yayınlanmamış raporları, tekil eserler ve araştırma kapsamındaki yüzey araştırmalarından gelmekte ve bölgedeki tüm yerleşmelerin belirlenmesini sağlamaktadır. Sonuç olarak gerek literatür gerekse arazi ve arşiv çalışmaları ışığında bölgenin çok kültürlü bir yapısı olduğu, farklı siyasi ve kültürel kimlikleri aynı anda barındırdığı ancak Anadolu’daki komşu bölgelerle karşılaştırıldığında pek çok yönden benzerlikleri olduğu tespit edilmiştir. 

Anahtar Kelimeler: Mysia, Bithynia, Phrygia, Arkaik Dönem, Akhaimenid Dönem. 

Tartışma

Kahve Arası

4. OTURUM

Oturum Başkanı: Nurettin ASLAN

Antonio Corso

The monumental policy of Artabazus in the Hellespontic Area

ÖZET

The Monumental Policy of Artabazus in the Hellespontic Area 

Antonio CORSO

Abstract: Artabazus was the satrap of the Hellespontic Phrygia from 362 BC until the invasion of Alexander the Great. In 352 BC he took part of the revolt of western satraps against the Great King of Persia and constituted his satrapy as an independent state util 345 BC, when he joined the Persian Empire again. His palace at Dascylium is described by Xenophon: there were paradises provided with a great lush. For several years he defended his satrapy hiring an army of mercenaries headed by the Athenian general Chares. This fact may have allowed this satrap to reach deals with important sculptors based in Athens. In fact, he seems to have promoted the cultural identity of his satrapy basing it on the glory of Troy. It is a matter of fact that at least three famous southern Greek sculptors made statues set up in important centers of this satrapy. One of these sculptors is Skopas who carved the statue of Apollo Smintheus for the sanctuary of this god at Chryse in Troad (Strabo 13. 1. 48. 604 and Eustathius, ad Homeri Iliadem 1. 39). This agalma may have been represented on local coins and a large fragment of the right leg of the god may survive. Apollo with this epiklesis was the god who in the first rhapsody of the Iliad sent a plague to the Greek army settled near Troy (Homer, Iliad 1. 1-317). This observation betrays the patronage of a ruler who was on the side of the Trojans and wanted to establish his own state on the Trojan memory. Moreover Praxiteles’ bronze statue of Apollo Sauroktonos may perhaps have been set up at Apollonia ad Rhyndacum because it appears on local coins sometimes within a temple for a long period. Moreover two statues were set up in Parion. One of them was the marble statue of Eros by Praxiteles, which is known thanks to Pliny 36. 22. The mythical aition of this cult would lay on the legend that Paris – the gynaikomanes mad for women hero - spent his childhood at Parion, where he was honored with a statue and the tomb in the agora and to whom sacrifices and festivities were performed. Thus even this statue gave emphasis to the Trojan heritage. This Eros, with his velvety skin and S – shaped style expressed the value of the Ionian soft life style opposed to the virile ideal of the Doric world. The second important late classical statue set up at Parion represented Paris, as we know from Athenagoras, Legatio pro Christianis 26. 3. It was bronze and set up in the agora near the supposed tomb of this Trojan hero. Since statues of Paris are very rare, it is likely that this bronze statue coincides with the bronze Paris by Euphranor lauded by Pliny 34. 77. Pliny specified that Paris was represented, inter alia, also as the slayer of Achilles, which reveals anti-Greek feelings. For this reason even this statue may have been an episode of satrapic patronage. In conclusion, the presence of masterpieces by the most renowned southern Greek masters in the Hellespontic area during the late classical times may is analogous to the display of statues by important sculptors in Caria in the same period. In both cases, the satraps may have hired Greek masters in order to exalt the cultural identity of their regions.

Keywords: Ancient Sculpture, Artabazus, Monumental Policy, Hellespontic Area, Troad.

Fatih Yılmaz

Kalkhedon’daki Apollon Pythios Kehanet Merkezi’nin Propontis Bölgesi Üzerindeki Etkisi

ÖZET

Kalkhedon’daki Apollon Pythios Kehanet Merkezi’nin Propontis Bölgesi Üzerindeki Etkisi 

Fatih YILMAZ

Özet: Megaralı kolonistler MÖ 7. yüzyılda kıtaların ve de denizlerin kesiştiği bir nokta olan Bosporos’un doğu yakasındaki Kalkhedon (Kadıköy) kentini kurarlarken, beraberlerinde ana kentlerindeki baş tanrıları Apollon‘un kültünü de buraya taşımışlardı. Tanrının panhellenik karakterine uygun olarak kentteki bu kült de bir kehanet merkezi (μαντεῖον) olarak tasarlanmıştır. İlerleyen süreçle birlikte Kalkhedon jeopolitik yapısına paralel olarak, ekonomik ve siyasi bir değer kazanarak ön plana çıkmış, bu doğrultuda Apollon kehanet merkezinin etki alanı da genişlemeye başlamıştır. Bu bağlamda söz konusu tanrının Delphoi’daki merkezi MÖ 3. yüzyılda Kalkhedon’daki Apollon Pythios’a asylia (dokunulmazlık) hakkı tanıdığını ilan etmiştir. Hemen ardından Tenedos ile Phokaia kentleri de Kalkhedon Apollon’una bu hakkı tanıdıklarını beyan etmişlerdir. Bunun sonucunda kehanet merkezi öylesine bir kutsiyet ve saygınlık kazanmıştır ki, gelecekten haber almak ya da tanrının onayını talep etmek isteyenler buraya akın etmişlerdir. Ününün Propontis’in ötesine aşmasıyla birlikte, öncelikli olarak Karadeniz’in kuzeybatı kıyılarında yaşayan Istroslular MÖ 3. yüzyılda kentlerinde bir Serapis kültü oluşturmak isteğiyle Kalkhedon’daki Apollon’a danışmışlardır. Benzer bir durum bundan yaklaşık dört yüzyıl sonra, MS 2. yüzyılın ortalarında Abonotheikhoslu sahte kâhin (ψευδόμαντις) olarak bilinen Aleksandros’un kendi yarattığı tanrısı Glykon için memleketinde kuracağı kültün tesisi sırasında da vuku bulmuştur. Buradaki sunumda öncelikli olarak Apollon’un Kalkhedon kentindeki Πύθιος ya da Χρηστήριος gibi epithetonlarına odaklanılacak ve özellikle Propontis Bölgesi için bir çekim alanına dönüşen kehanet merkezinin prophetes olarak adlandırılan rahiplik memuriyeti ele alınacaktır. Sonrasında ise söz konusu kehanet ocağının Anadolu coğrafyasındaki diğer merkezleriyle analojileri ve farklılıkları genel hatlarıyla değerlendirilecek; böylelikle Apollon Pythios’un bölge halkı nezdindeki statüsü ve önemi saptanmaya çalışılacaktır.  

Anahtar Kelimeler: Apollon Pythios, Kalkhedon, Kehanet, Propontis. 

Tuba Efendioğlu

Troas, Bithynia ve Mysaa’da Theos Hypsistos Kültü

ÖZET

Troas, Bithynia ve Mysia’da Theos Hypsistos Kültü 

Tuba EFENDİOĞLU

Özet: Politheist bir algı ve anlayışın hâkim olduğu Roma coğrafyasında, değişen koşullar yeni sosyo-kültürel ve inanç yönelimlerinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Tanrı, ne, şehirlerde büyük tapınaklarda şaşalı şekilde yüceltilmekte ne de tam olarak kırsaldaki gibi özentiden yoksun halde adaklarda dile getirilmekteydi. Diğer tüm tanrılar içinde, “En Yüce” ya da “Biricik” sıfatlarıyla anılan bu tanrı, Yahudi tek tanrısına benzer özelliklere sahip ama Yahudi tek tanrısı olmayan, pagan geleneklerinden beslenen ama söz konusu geleneği tamamıyla kabul etmeyen, soyut, semavi ve tasvirlerden uzak bir şekilde ortaya çıkmıştır. İnanç gibi kırılması güç, değişmesi çok uzun süren, kabulü sancılı olan bir olgunun, MS 2.yüzyılın ikinci yarısından itibaren Roma hâkimiyeti altındaki coğrafyada hızla yayılması din tarihi açısından enteresan bir durumu teşkil etmektedir. Gök ve ışıkla ilişkilendirilerek “Hypsistos” sıfatıyla yüceltilen tanrı, doğu kökenli tanrıların özelliklerine sahip, felsefi tabanı olan ve dönemin ruhunu tamamıyla yansıttığını varsaydığımız, unutulmuş bir inancın yeniden ortaya çıkan başkahramanıdır. Sadece ekonomik ve siyasi istikrarsızlıktan kaynaklı farklı inanç arayışları sonucu ortaya çıktığını söylemekten çekindiğimiz, daha çok doğu mistisizminin, unutulmuş yerel unsurlarla beraber hem yeni felsefe akımlarına (Neoplatonizm) hem de inançta etkin olan çoğula karşı seçkin bir tanrı arayışı sonucu ortaya çıktığı düşünülmektedir.  Roma İmparatorluk sistemi içinde, kentlerdeki asilzadelerin kontrolü altında olmaktan çıkan inanç, yerel eşrafın da söz hakkına sahip olduğu MS 3. yüzyıl şartlarında, yayılarak olgunlaşmıştır. Sokrates öncesi, Tanrı algısını olağanın üstünde ele alan düşünceyi, Eskidoğu kökenli anlayışla harmanlayan ve hatta Hıristiyanlığa da yön verdiği düşünülen Yeni Platoncular’dan tutun da, zorluklardan korunmak ve kaçınmak için meşhur tanrılarından ziyade, “En yüce”, “Biricik” ya da “Her şeyi duyan” Tanrıya yönelen halk yığınlarına varıncaya kadar geniş bir sosyal çevre içinde değerlendirilebilecek etkin bir inanç ortaya çıkmıştır. Roma’nın batısından, Ortadoğu coğrafyasına değin, farklı kültürel kontekst içinde yerelliklerle de desteklenen Tanrı, Küçükasya’nın adak yazıtlarında yer almış, Bithynia, Troas, Mysia gibi bölgelerinde de kendine has özelliklerle yüceltilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Bithynia, Mysia, Theos Hypsistos Kültü, Troas. 

Enver Akın

Parion'da Trak Süvarisi Kültünün İzleri

ÖZET

Parion’da Trak Süvarisi Kültünün İzleri 

Enver AKIN

Özet: Parion, Antik Troas Bölgesi’nin en önemli yerleşim yerlerinden biridir. Mezopotamya, Mısır, Anadolu, Kıta Yunanistan ve Trakya üzerinden gelen kültürlerin kesiştiği bir noktada olduğu anlaşılıyor. Bu kültürel etkiyi oluşturan en önemli örgelerden biri toplumları birleştiren ve kaynaştıran din-inanç anlamındaki kült özellikleridir. Bu çalışmada, Parion’da MÖ 1. yüzyılda Roma Dönemi’nde inşa edilen tiyatronun arşitravına ait firiz parçası üzerinde yer alan “Erosların Av Sahnesi” betimlemesindeki bazı uygulamaların Trak Süvarisi Kültü ile ilişkisi üzerinde durulmuştur. Firiz üzerindeki av sahnesinde, köpeklerle domuz avlanma ve ağaca sarılı yılan uygulamasının olması, genellikle “Trak Süvarisi” konulu firizlerde gördüğümüz köpeklerle domuz, aslan veya geyik avlanması ve ortada yılanın sarılı bulunduğu ağaç motifleri ile benzerlik göstermesinden, burada aslında bir Trak Süvarisi Kültünün (Heros) işlenmiş olabileceğini düşündürmüştür. Çünkü Trak inancında yılanın sarılı olduğu ağaç, Asklepios ile ilişkili düşünülebileceği gibi,  yılanlı ağaç veya yılan, ölümsüzlüğün sembolü olarak kabul ediliyordu. Yılan, ayrıca ölü ruhunun dönüşümünü temsil ederek ölen bir Trak’ın hayatını yer altında yılan kılığında devam ettirdiğinin de simgesi olarak kabul görüyordu. Erken dönemlerden itibaren Anadolu’da var oldukları bilinen Trakların özellikle Marmara Bölgesi ve Batı Anadolu kültürünün şekillenmesinde önemli rol oynadıklarını ele geçen çok sayıdaki stel ve mimari yapılar üzerindeki Trak Süvarisi betimlemelerinden anlayabilmekteyiz.    Parion tiyatrosu arşitrav parçası üzerinde yer alan betimlemelerde Trak Süvarisi Kültü’nün (Heros) işlenmiş olması, Trakların,  Parion’da etkin bir kültür olarak kent ve çevresinde kültün şekillenmesinde önemli rol oynadıklarını göstermesi açısından önemlidir. 

Anahtar Kelimeler: Parion, Parion Tiyatrosu Trak Süvarisi, Kült, Etkileşim, Roma Dönemi. 

Şengül Dilek Ful

Mysia Bölgesi’nde Zeus Pandemos Kültü ve Zeus Pandemeia Bayramı

ÖZET

Mysia Bölgesi’nde Zeus Pandemos Kültü ve Zeus Pandemeia Bayramı 

Şengül Dilek FUL

Özet: Doğuda Phrygia, batıda Troas ve Ege Denizi, güneyde Aiolis, Lydia, kuzey ve kuzeydoğuda Propontis, Bithynia bölgeleri ile komşu olan Mysia Bölgesi adını bir Thrak boyu olan Mysler’den almıştır. Anadolu’ya Thrakia ve boğazlar üzerinden girmiş oldukları düşünülen bu halkın sahip olduğu kültürün önemli bir parçasını din oluşturmaktadır. Mysler, kendi inanç sistemleri ile Anadolu’nun karma inanç dünyasını bir araya getiren bir sentez inanç sistemi oluşturmuşlardır. Bu inanç sistemi içinde, Yunan kökenli bir tanrı olan Zeus’un özel bir önemi vardır. Anadolu’da ise Zeus, yerel tanrıların kimlikleriyle birleştirilerek ve yerel epithetler verilerek bir Anadolu tanrısı kimliğine dönüştürülmüştür. Mysia bölgesinde çok farklı epithetlerle karşımıza çıkan bu tanrı adına Mysialılar tarafından bayramlar da kutlanmıştır. MÖ 4. yüzyıldan itibaren Yunanistan’da Aphrodite’nin bir epitheti olarak kullanılan Pandemeia kelimesi, Hadrianoi’da ele geçen steller üzerinde Zeus’la birlikte de kullanılmıştır. Bu kültün özellikleri tam olarak bilinmemekle birlikte, sözkonusu epithetin insanları bir araya toplayan yönüne işaret edilmiştir. Zeus bu sıfatla, Anadolu’da İmparator Domitianus dönemine tarihlenen Synnada kent sikkelerinde ilk kez karşımıza çıkar. Mysia Bölgesi’ndeki Pandemeia bayramları ise, Hadrianus zamanında düzenlenmeye başlanmıştır. Bu bildiride de Mysia Bölgesi’nde ele geçen yazıtlar ışığında, bölgedeki Zeus Pandemos kültü irdelenmeye çalışılacaktır. 

Anahtar Kelimeler: Mysia, Propontis, Zeus Pandemos Kültü, Zeus Pandemeia Bayramı. 

Musa Tombul

Kale Tepe: İç Troasda Bir Kutsal Alan ve Yerleşmesi

ÖZET

Kale Tepe: İç Troas Bölgesinde bir Kutsal Alan ve Yerleşim 

Musa TOMBUL

Özet: Bu çalışma İç Troas bölgesinde Yenice İlçesi yakınlarında Sazak köyü sınırları içerisinde yer alan Kale Tepe olarak bilinen arkeolojik yerleşimi tanıtır.  Kalatepe Karamenderes Nehrini takip eden kara yolu üzerinde önemli bir coğrafik noktada yer alır. Yerleşim alanını üzerinde çok sayıda bulunan ve kendi içinde çok çeşitlilik gösteren mermer adak stelleri yerleşimin yakınında henüz tespit edilememiş bir kutsal alanın varlığına işaret eder. Söz konusu Roma dönemi mermer adak stelleri 20 cm ile 40 cm arasında ebatlara sahip, üzerinde atlılar ve çeşitli meslek gurupları tasvir etmeleri ile oldukça dikkat çekicidir. Yerleşim alanı herhangi bir antik kaynakta görülmez. Ancak 19. yüzyılın ortalarında yaşamış Alman coğrafyacı ve kartograf Heinrich Kiepert alanı inceler ve Strabon'nun bahsettiği iç Troas'daki “Büyük Çam Muhiti” olduğunu belirtir. Strabon sözü edilen Büyük Çam Muhiti’nden Melainai denen bir köye ve Asklepeion’a gidildiğini aktarır. Bahsedilen Asklepion çalışmamıza konu Kale Tepenin yaklaşık 20 km güneyinde bulunan Hıdırlar kaplıcası, Çan bölgesinde Çavuşköyde bulunan Asklepion ve Bardakçılar kaplıcalarından biri olmalıdır. Bu bakımdan bu çalışma Kaletepe buluntusu dikkat çekici yüzey buluntuları inceleyerek yerleşimin işlevi konusunda bazı değerlendirmeler yapmayı amaçlar. 

Anahtar Kelimeler: Kale Tepe, Kutsal Alan, Kült, Propontis, Troas, Yenice. 

Günlük Tartışma

1. OTURUM

Oturum Başkanı: Vassil MARKOV

Anelia Bozkova, Peter Delev

Two Pit Sites in South-Eastern Bulgaria in the Context of First Millennium BC Pit Fields in Thrace

ÖZET

Two Pit Sites in South-Eastern Bulgaria in the context of First Millennium BC Pit Fields in Thrace 

Anelia BOZKOVA & Peter DELEV

Abstract: The communication presents two archaeological sites in the valley of the river Maritsa (Hebros) in South-Eastern Bulgaria, the one near Simeonovgrad and the other near Harmanli, on both of which complexes of negative structures (pits) were excavated. In each case several dozens of individual pits were studied; these were of different shapes and dimensions, always filled in with dark surface soil. The finds from the pits include fragments of various ceramic vessels, charcoal, pebbles, animal bones and various other small finds, including clay figurines, loom weights and spindle whorls. According to the archaeological material both pit fields were used through the Early Iron Age and the Classical Age. The Early Iron Age pottery has common general characteristics and displays some regional features. Fragments of Late Geometric painted pottery of the type G 2-3 were found in some of the pits, as well as the earliest examples of local gray wheeled pottery dating from the 7th century BC. The interpretation of the pits fits the hypothesis of their ritual purpose connected with sacrifices and offerings. 

Keywords: Ancient Thrace, Classical Age, Iron Age, Ritual Pit Sites, South-Eastern Bulgaria. 

Füsun Erduran Nemutlu, Aysun Çelik

Kültürel Miras Alanı Koruma ve Yönetiminde Peyzaj Planlama Çalışmaları

ÖZET

Kültürel Miras Alanı Koruma Ve Yönetiminde Peyzaj Planlama Çalışmaları 

Füsun ERDURAN NEMUTLU & Aysun ÇELİK

Özet: Kültürel peyzajlar; kültürel ve doğal kaynakları bir arada bulunduran, tarihi bir olay, aktivite veya kişi ile bağlantılı olan coğrafi alanlar olarak tanımlanabilirler. Kültürel peyzajda, insanlık tarihi boyunca devamlılık gösteren kültürel gelenekler, sosyal değerler ve eğilimler üzerinde durulur. Kültürel miras, bir toplumun üyelerine ortak geçmişlerini anlatan, aralarındaki dayanışma ve birlik duygularını güçlendiren bir hazinedir. Bu hazine, İnsanların tarih boyunca biriktirdikleri deneyimlerin, geleneklerin devamlılığını ve geleceğin doğru kurulmasını sağlar. Böylece geçmişle bugün arasında bağlantı kurarak, içinde yaşanılan kültüre ve dünyaya bir temel oluşturur. Bu çalışmada kültürel miras niteliği taşıyan alanların korunarak yönetiminin sağlanabilmesi için peyzaj mimarlığı açısından yapılması gereken planlama çalışmalarının açıklanması amaçlanmıştır. Bu amaçla çalışmada yöntem olarak planlama çalışmalarına veri oluşturabilecek bilgilerin doğru olarak elde edilmesinde ilk adım olan; alan çalışmaları ve envanterlerin tespit ve belgelenmesi için yapılması gereken uygulamalar aşamalar şeklinde açıklanmıştır. Sonuç olarak bu veriler doğrultusunda yerleşim yerlerinin kültürel peyzaj fonksiyonunun mekânsal olarak ifade edilmesinin koruma ve yönetim açısından önemi ortaya konulmuştur. 

Anahtar Kelimeler: Kültürel miras, peyzaj yönetimi, kültürel peyzaj koruma. 

Öznur Yazıcı, Mediha Seyhan

Parion ve Priapos Antik Kentlerinin Miras Dokusunu Koruma Kültürü

ÖZET

Parion ve Priapos Antik Kentlerinin Miras Dokusunu Koruma Kültürü 

Öznur YAZICI & Mediha SEYHAN 

Özet: Kültürel varlıklar tüm insanlığın ortak mirasları arasındadır. Bu varlıklar, geçmişten günümüze aktarılan ve geleceğe de aktarılması beklenen değerler olup, iyi bir şekilde korunmaları için, önemleri üzerinde farkındalık yaratılması gerekmektedir. Kültürel varlıkların korunması; coğrafya, tarih, turizm, mimarî, ekonomi, edebiyat, arkeoloji, sanat gibi alanların hepsiyle iç içedir. Bütün bu alanların yansımaları; devletin resmî kurumlarını, sivil toplum kuruluşlarını, eğitimcileri, turistleri, medyayı ve yerel halkı önemli ölçüde etkilemektedir. Bu nedenle kültürel dokuyu koruma ve geliştirmeye yönelik çabalarla ekonomik girdiler, millî kimlik oluşturma ve güçlendirme, gelenekleri yaşatma gibi çok yönlü kazanımlar sağlanabilir. Günümüze kadar ulaşan antik yapılar, eski uygarlıklar hakkında detaylı bilgiler sunmaktadır. Şüphesiz ki, kültürel mirasın korunup geliştirilmesinde atılacak ilk adım, yeterince tanıtımın yapılmasıdır. Bu çalışmada, Çanakkale Biga ilçesindeki iki önemli Antik Kent olan Parion (Biga, Kemer Köyü) ve Priapos’un (Karabiga) kültürel miras dokularının tanıtılması ve etkin bir koruma kültürünün ele alınması amaçlanmıştır. Çalışma alanı olarak seçilen Parion ve Priapos Antik kentleri, mekânsal açıdan birbirine yakın olmakla beraber; Parion modern ve günyüzünde kalmış, Priapos ise bilinçsizlik sebebiyle iyi korunamamış ve kentin büyük kısmı silinip gitmiştir. Çeşitli festivallerle pek çok gelenek ve görenek yaşatılmaya çalışılmakta, bölgede turizm canlı tutulmaya çalışılmaktadır. Çalışmada, bahsi geçen antik kentlere has miras dokusu açıklanacak, bütün paydaşların katkılarıyla koruma kültürü ekseninde sürdürülebilirliğine yönelik planlama, geliştirme ve önerilere yer verilecektir. 

Anahtar Kelimeler: Kültürel miras, koruma kültürü, sürdürülebilirlik, antik kent, turizm. 

Yasemin Yılmaz

İstanbul’da Bayındırlık Projeleri ve Kent Arkeolojisi

ÖZET

İstanbulda Bayındırlık Projeleri ve Kent Arkeolojisi 

Yasemin YILMAZ

Özet: 2004 yılından bu yana İstanbul’da Bayındırlık projeleri çerçevesinde yürütülen kurtarma kazıları, Kent Arkeolojisini, sorunları ve çözümleriyle birlikte Türkiye gündemine taşımıştır. İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürlüğü tarafından başarıyla yürütülen kazılar, arkeolojide yeni istihdamları, serbest arkeolog gibi yeni isimlendirmeleri ve yeni kazı tekniklerini beraberinde getirmiştir. Bu kazılarda, Marmaranın gölden denize evrilmesini ve bu durumun Neolitik kültüre olası etkileri hakkında bilgiler edinilmiştir. Tarihi Yarımada’da Neolitik Döneme ait kalıntıların saptanmasıyla, kentin arkeolojik geçmişinin yeniden düşünülmesi zorunlu hale gelmiştir. Ayrıca, Anadolu arkeolojisinde daha önce bilinmeyen, organik dolgu olarak adlandırılan; yer yer çamurda, yer yer nemli alanlarda farklı bir kazı ve belgeleme yönteminin benimsenmesini de zorunlu kılmıştır. 2008 yılından başlayarak, İstanbul’un birçok noktasında, farklı dönemlere tarihlenen ve farklı nitelikteki arkeolojik dolgularda çalışmalar yürütülmüştür. Özellikle insan kalıntılarını merkezine alan bir yaklaşımla;  gömütler, kremasyonlar, ayak izleri üzerinde, kurtarma kazılarının zaman sınırı da dikkate alınarak, veri kaybı olmaksızın kalıntıların kazılması, belgelenmesi açısından yeni araçlar ve yöntemler geliştirilmiştir. Bu deneyimler ışığında, kent arkeolojisi ve arkeoloji eğitimi birlikte değerlendirilerek kültürel mirasın korunması konusunda öneriler sunulacaktır. 

Anahtar Kelimeler: Bayındırlık projeleri, kültürel miras, İstanbul, kent arkeolojisi. 

Zeliha Doğan, Füsun Erduran Nemutlu

Kültürel Miras Koruma ve Yönetiminde Peyzaj Mimarlığı Karabiga Antik Kenti (Priapos) Örneği

ÖZET

Kültürel Miras Koruma ve Yönetiminde Peyzaj Mimarlığı: Priapos Antik Kenti  - Karabiga Örneği

Zeliha DOĞAN & Füsun ERDURAN NEMUTLU

Özet: Bugün Karabiga olarak isimlendirilen belde, antik dönemde Troas bölgesinin kuzey sınırını oluşturan Priapos antik kentidir. Marmara Denizi'nin güneybatısında bir liman kenti olan bölge, bağları, bahçeleri ve ilk şarap üretimi yapılması ile ünlüdür. Ancak günümüzde o dönemin izleri fiziki mekâna taşınamamış olup, bölgenin kültürel dokusu hızla değişime uğramaktadır. Kültür, bölge peyzajını şekillendiren en önemli öğelerden biridir. Çevre peyzajını zamana bağlı olarak; yöre insanının yaptığı faaliyetler etkilemekte ve bölgeye karakter kimlik kazandırmaktadır. Karabiga bölgesi de antik dönemden itibaren yerleşime sahne olmuş, eski bir medeniyet olması ile kimlik taşımaktadır. Bu kimliği çevre peyzajına yansıtılarak korunursa kültürel miras olarak gelecek nesillere devam edebilecektir. Kültürel peyzaj her bölgeye göre farklılık göstermekle birlikte zamana göre de değişmektedir. Ancak tarihin izlerini gelecek nesillere aktarabilmek için miras niteliğini taşıyan kaynakların korunarak yönetilmesi gereklidir. Bu çalışmanın amacı antik dönemden günümüze kadar yerleşime sahne olan Karabiga bölgesinin sahip olduğu tarihi-arkeolojik değerlerinin kültürel miras olarak belirlenebilmesinin ve korunarak yönetilmesinin sağlanmasıdır. Bu amaçla çalışma yönteminde bölgenin sahip olduğu kültürel kaynak değerlerinin belirlenmesi için envanter çalışması yapılmıştır. Bölge ile ilgili belge ve haritalar resmi kurumlardan elde edilerek kültürel peyzaj değerlerinin haritası oluşturulmuş ve zaman ile alanın değişimi irdelenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Karabiga, kültürel miras, kültürel peyzaj, peyzaj yönetimi, Priapos.

Tartışma

Kahve Arası

2. OTURUM

Oturum Başkanı: Mustafa Tolga ÇIRAK

Engin Çoşar

Doğalgaz Boru Hattı Projeleri ve Kültürel Mirasın Korunması Üzerine Bir Örnekleme - Tanap Doğalgaz Boru Hattı Projesi Marmara Bölgesi Çalışmaları

ÖZET

Doğalgaz Boru Hattı Projeleri ve Kültürel Mirasın Korunması Üzerine Bir Örnekleme - TANAP Doğalgaz Boru Hattı Projesi Marmara Bölgesi Çalışmaları 

Engin ÇOŞAR

Özet: Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi (TANAP), Azerbaycan doğalgazının Türkiye ve Avrupa’ya iletilmesini amaçlayan Güney Gaz Koridoru’nun bir parçası, ancak en büyük olanıdır. Türkiye sathı boyunca yeraltına döşenecek borular ile bu amaca ulaşmayı kendisine gaye edinmiş olan TANAP’ın diğer hedeflerinden biri ise ülkenin Kültürel Mirasının ve Arkeolojik bulgularının korunması olmuştur. TANAP’ın, Bursa ili, Mustafakemalpaşa ilçesi sınırları içerisinde ve Emet çayı geçişi ile başlayan kesiminden itibaren devam eden güzergâh, Parion Antik Kenti kuzeyinden deniz geçişi yapmakta, Avrupa yakasında ise Antik Melas Kolpos (Saros Körfezi) Kuzeyinden geçmektedir. Türkiye’nin en zengin arkeolojik bölgelerinden birinde yaklaşık 270 km.lik bir güzergâh üzerinde ve 3 sene boyunca sürdürülen çalışmalar neticesinde çok sayıda yeni arkeolojik saha tespit edilmiştir. Gerçekleştirilen ilk etap çalışmalarda toplam 23 adet potansiyel arkeolojik saha keşfedilmiş olup boru hattı güzergâhı bu lokasyonlara göre belirlenmiştir. Tespit edilen alanların birçoğu ilgili Koruma Kurullarınca tescil edilerek koruma altına alınmıştır. Ayrıca inşaat çalışmaları esnasında 4 nekropol, 1 tümülüs ve 5 yeni arkeolojik yerleşim ve çok sayıda arkeolojik eser Türkiye Kültür Envanterine kazandırılmıştır. Güzergâhın bu kesiminde ve farklı noktalarda gerçekleştirilen 8 kurtarma kazısı ise Propontis coğrafyasının arkeoloji ve kültürel miras envanteri hakkındaki bilgilerimize ciddi katkılar sağlamıştır. Bu çalışma, TANAP’ın Türkiye geneline, özelde ise antik Propontis Bölgesi’nin arkeolojik geçmişi ile kültürel mirasına sağladığı değerli katkıların bilim dünyasına sunulacağı ilk çalışma olacaktır.  

Anahtar Kelimeler: Doğalgaz, kültürel miras, kurtarma kazıları, TANAP, tümülüs. 

Füsun Erduran Nemutlu, Emre Öztürk

Lampsakos ve Çevresindeki Antik Kentlerin Kültürel Miras Olarak Değerlendirilmesi

Aysun Çelik, Füsun Erduran Nemutlu

Tarihi Mekânlarda Peyzaj Tasarımı

ÖZET

Tarihi Mekânlarda Peyzaj Tasarımı 

Aysun ÇELİK & Füsun ERDURAN NEMUTLU

Özet: Tarihî olayların izlerini ve kanıtlarını taşıyarak günümüze kadar gelen mekânların sürekliliğinin sağlanması için peyzaj mimarlığı açısından korunarak kullanılmaları çok önemlidir. Tarihî ve kültürel alanlar kullanılmadıkları sürece terk edilmeye ve yok olmaya mahkûm olurlar ve gelecek nesillere aktarılamazlar. Tarihî bir olay veya yaşam kültürü ancak bulunduğu fiziki mekânın o dönemi yansıtması ile yeterince anlaşılabilir ve içselleştirilir. Bu alanlar çağdaş yaşam koşulları doğrultusunda kimlikleri korunarak değerlendirilmelidir. Tarihî alanlar sadece belli bir uygulamanın parçası olmanın ötesinde, alanlara karakter kazandırabilecek şekilde, taşıdıkları kültürel kimliği çevreleri ile bir bütün olarak yansıtabilecek tasarımlarla sunulmalıdır. Bu kapsamda, bu çalışmada tarihi alanların korunarak kullanılması doğrultusunda peyzaj mimarlığı tasarım ilkelerinin sunulması amaçlanmıştır. Tarihî çevreleri koruma ve yenilemede amaç; tarihsel ve kültürel sürekliliğin sağlanması, tarihî çevrenin çağdaş yaşam koşulları doğrultusunda daha sağlıklı fakat kimliğini koruyarak canlandırılmasıdır. Bunu yaparken sadece yapısal boyutta bakılmamalı peyzajın ve geleneksel yerleşim modellerinin korunması da hedeflenmelidir. Bu nedenle zamana bağlı olarak yaşanan değişim ve dönüşümün tarihî çevrelerde fiziksel ve sosyal yapı açısından sürdürülebilirliği koruma amaçlı çalışmalar ile olabilecektir. Çalışma sonucunda peyzaj mimarlığı tasarım ilkeleri doğrultusunda tarihi mekânlarda uygulanması gereken tasarım anlayışı ortaya konulurken, yasal-yönetsel açıdan yapılması gerekenler önlemler üzerinde durulmuş ve öneriler sunulmuştur. 

Anahtar Kelimeler: Tarihi peyzaj, peyzaj tasarımı, koruma. 

Vassil Markov, Dimitria Spasova, Anton Genov

The Pyramid Near Kovil as a Phenomenon of the Cultural Heritage on the Balkans

ÖZET

The Pyramid near Kovil as a Phenomenon of the Cultural Heritage on the Balkans 

Vassil MARKOV & Dimitria SPASOVA & Anton GENOV

Abstract: The rock-hewn pyramid near the village of Kovil (Rhodopa Mountain), which was studied at the end of 2014 by a team of the University Research Centre for Ancient European and Easterly Mediterranean Cultures at South-West University (Bulgaria), poses a great interest. The village of Kovil is located in the Eastern Rhodopes, 5 km north of Krumovgrad, Kardzhali Region in Bulgaria. To the east and north of the village, on a low rock plateau, there is a vast sacred territory which consists of whole complexes of stone-hewn altars, chutes, cult caves, trapezium-shaped niches, traces of ancient constructions, silhouettes of stone figures…The plateau is marked with water wells cut in the cliffs, which were probably used as sacred water sources. With its vast area of approximately five or six kilometers in length and two kilometers in width and with its concentration of megalithic and  stone-hewn monuments, this sanctuary was one of the biggest in size sacred territories in Ancient Thrace. The Pyramid near Covil finds good parallels in the stepped structures of the Tatul and Angel Voivoda sanctuaries in the Eastern Rhodopes and the Midas City in Anatolia.

Keywords: Ancient Thrace, Balkans, cultural heritage, pyramid, Kovil. 

Nikola Tonkov

Geophysical Prospection of Thracian Burial Mounds

ÖZET

Geophysical Prospection of Thracian Burial Mounds 

Nikola TONKOV

Abstract: Geophysical prospection of Thracian burial mounds in Bulgaria has already a long history. And it is quite reasonable. These are amongst the most numerous and attractive monuments remained in Bulgarian lands from antiquity. Tumulus survey is not a routine procedure since it usually requires a big depth of investigation so it lies on the boundary between archaeological and geological prospection. At this stage, the most powerful technique has appeared electroresistivity survey. For a long time the resistivity prospection was focused on the detection of big structures – tombs. The investigations were performed by mapping with a single or several fixed electrode configurations. This manner of prospection, however, allows only qualitative or at best semiquantitative interpretation of the data. This means: detection of eventual disturbing body and determination of its approximate dimensions in plan but not the depth and the vertical dimensions. Nevertheless, the resistivity prospection proved its efficacy by the discovery of such emblematic examples as the tombs in Golyama Arsenalka and Malkata mogila tumuli belonging to the necropolis of Shipka-Sheynovo. The rapid development of the geophysical equipment as well as the computer programs in the last couple of decades allowed the technique of resistivity prospection to be improved and thus the whole tumulus embankment to be more completely and precisely examined. This enhanced technique includes the joint application of common electroresistivity and geomagnetic mapping, supplemented now by the new opportunities provided by the continuous vertical electrical sounding (CVES) and, respectively, by the two and three dimensional inverse modelling known also as two and three dimensional resistivity tomography (2D and 3D ERT). First example of successful application of this technique was the discovery of the rich built grave in Svetitsata mound of the same necropolis. The present report will discuss the results of the geophysical prospection (and the subsequent archaeological excavations) of several tumuli mainly from the valleys of the rivers Tundzha (Tonzos) and Maritsa (Hebros), where a great variety of archaeological structures were detected – monumental tombs, built graves, stone enclosures (krepises), burial pyre, stone heaps, etc. 

Keywords: Bulgaria, Geophysical Prospection, Thracian Burial Mounds, tombs. 

Tartışma

Öğle Arası

3. OTURUM

Oturum Başkanı: Kaan İREN

Şengül Aydıngün, Ömer Kaya

Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea) Kemik Objeleri

ÖZET

Küçükçekmece Göl Havzasi (Bathonea) Kemik Objeleri 

Şengül AYDINGÜN & Ömer KAYA 

Abstract: Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea) kazıları 2009 yılından itibaren Avcılar İlçesi Firuzköy Yarımadasında sürdürülmektedir. Kazılarda, büyük iki yapı kompleksi, marytirion, sarnıç, antik yollar, liman yapıları gibi kamusal ve dini yapılar ortaya çıkarılmaktadır. Kazılan alandaki yapılar MÖ 4.- MS 13. yüzyıllar arasına tarihlemektedir. Bu bildiride tanıtılacak olan küçük buluntu grubu kazı açmalarının MS 5-7. yüzyıllar arasına tarihlenen tabakalarda ele geçirilen kemik objelerdir. Objeler bazen bir elbise düğmesi bazen de bir bıçak sapı gibi günlük hayatta çok geniş alanlarda kullanılan işlenmiş parçalardan oluşmaktadır. Geç Antik Çağ'a tarihlenen kemik eserler, süs eşyası, giyim kuşam aksesuarı, mutfak gereci, tıp aleti, ilaç kutusu ve oyun taşı gibi gruplanabilmektedir. Eserlerin benzerleri başta Yenikapı kazıları olmak üzere birçok çağdaş dönem kazılarında ele geçtiğinden Bathonea? Kazıları kemik eserlerinin analojik karşılaştırılması yapılabilmiştir. Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea?) kazıları kemik eserleri, benzer üretimlerin dağılım ve yayılımlarına ait yeni bir bölge olarak katkı sunmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Bathonea, Geç Antik Çağ, kemik obje, küçük buluntu, Küçükçekmece.

İsmail Özer, Mehmet Sağır, İsmail Baykara, Berkay Dinçer, Başak Koca Özer, Serkan Şahin, Ece Eren, Ayşegül Özdemir

Çanakkale İlinde Pleistosen Dönem İnsan İzleri

ÖZET

Çanakkale İlinde Pleistosen Dönem İnsan İzleri 

İsmail ÖZER & Mehmet SAĞIR & İsmail BAYKARA & Berkay DİNÇER & Başak KOCA ÖZER & Serkan ŞAHİN & Ece EREN & Ayşegül ÖZDEMİR

Özet: İnsan türlerinin 2,8 milyon yıl önce ilk kez Afrika kıtasında ortaya çıkmış olduğu ve oradan Dünyanın diğer kıtalarına yayıldığı bugünkü araştırmalar ışığında kabul edilmektedir. İnsan türlerinin iklimsel değişimleri takip ederek yaptığı bu yayılımlar sırasında hangi güzergâhları izledikleri Paleoantropolojinin en önemli konularından biridir. Bu göçlere kanıt oluşturacak olan yaşam alanlarının nerelerde olduğunun tespit edilmesi için pek çok araştırma yapılmaktadır. Afrika, Asya ve Avrupa kıtaları arasındaki konumu dolayısıyla Anadolu bu konunun araştırılması açısından kritik öneme sahip bir bölgedir. Pleistosen insanlarının yayılım alanlarının ortaya çıkarılması kapsamında Çanakkale İlinde 2014-2017 yılları arasında yüzey araştırmaları gerçekleştirilmiş ve Pleistosen döneme ilişkin yontmataş alet buluntuları içeren 40 lokalite tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra araştırmalar sırasında 16 mağara tespit edilmiş ve bunlar içerisinde yoğun bir insan yerleşimine sahip İnkaya Mağarası’nda kazı çalışmaları başlatılmıştır. İlk sonuçlar göstermektedir ki İnkaya Mağarası çok yoğun bir insan yerleşimine sahiptir. Bu çalışmada Çanakkale’de 4 sezondur devam eden arazi çalışmaları ve bu çalışmalarda elde edilen bulgular ışığında Batı Anadolu’daki fosil insan izleri tartışılmaktadır.  

Anahtar Kelimeler: Çanakkale, Paleolitik, Pleistosen, insan evrimi, fosil insanlar. 

Ayşegül Şarbak, Asuman Çırak, Mustafa Tolga Çırak

Bakırköy Sümerbank Tekstil Fabrikası İskeletlerinin Antropolojik Açıdan Değerlendirilmesi

ÖZET

Bakırköy Sümerbank Tekstil Fabrikası İskeletlerinin Antropolojik Açıdan Değerlendirilmesi 

Ayşegül ŞARBAK & Asuman ÇIRAK & Mustafa Tolga ÇIRAK

Özet: 2012 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri tarafından yapılan Bakırköy Sümerbank Tekstil Fabrikası kazısı iskeletleri Bizans Dönemine tarihlendirilmektedir. Bakırköy Sümerbank Tekstil Fabrikası kazı çalışmalarından 4’ü toplu mezar olmak üzere toplam 21 mezar tespit edilmiştir. Bu mezarlardan ele geçirilen insan iskeletlerinin demografik analizleri sonucunda 55 birey saptanmıştır. 55 bireyin 37’si 4 toplu mezardan ele geçmiştir. Toplumun %23,64’ü erkek, %32,73’ü kadın, %7,28’i adölesan, %1,81’i çocuk, %1,81’i bebeklerden oluştuğu tespit edilmiştir. Toplumun yaş dağılımına bakıldığında ise genç erişkinlerin oranı %9,1, orta erişkinlerin oranı %18,18, ileri erişkinlerin oranı ise %1,81 olarak bulunmuştur. %32,73’ünün ise yaş ve cinsiyeti belirlenememiştir. Paleopatolojik değerlendirmeler sonucunda ise parmak ve sacrum kemiklerinde kemik çıkıntı, fibula ve femurda enfeksiyon tespit edilmiştir. Ayrıca boyun omurların ikisinde kaynaşma ve omurların bazılarında schomorl nodülü ve osteofit saptanmıştır. Kafatası kemiklerinde parietal foramen, subra orbital foramen görülürken topuk kemiklerinde calcanel anterior facet görülmüştür. Diğer çağdaş Anadolu toplumları ile sağlık açısından karşılaştırıldığında benzer olduğu görülmektedir. 

Anahtar Kelimeler: Bizans, Osteoarkeoloji, Paleodemografi, Paleopatoloji, İstanbul / Bakırköy.  

Mürsel Seçmen, Can Yümni Gündem

Maydos Kilisetepe Höyüğü’nde Arkeozooloji Çalışmaları Göçler İle Beraber Gelen Yeni Beslenme Modeli

ÖZET

Maydos Kilisetepe Höyüğü’nde Zooarkeoloji Çalışmaları: Göçler ile Beraber Gelen Yeni Beslenme Modeli 

Mürsel SEÇMEN & Can Yümni GÜNDEM

Özet: Çanakkale Boğazı’nın Avrupa yakasında, Kilye Koyu’nun hemen güneyinde yer alan Maydos Kilisetepe Höyüğü’nde 2010 yılından itibaren yürütülen kazı çalışmaları sırasında tespit edilen tabakaların tarihlendirmeleri belirlenmiştir. C14 sonuçlarına göre höyükte en erken yerleşim izlerine MÖ 2080/2060’li yıllarda rastlanılmıştır (İlk Tunç Çağı III). Günümüze kadar yapılan arkeolojik kazılar sırasında sekiz tabaka tespit edilmiştir. Tespit edilen sekiz tabakada içerisinde yer alan IV. tabakada (Erken Demir Çağı) yapılan kazılar sırasında ele geçen mimari kalıntılar, seramik formları ve küçük buluntular Balkan kültürlerinin etkisini yansıtmaktadır. Söz konusu tabakada tüm bölgede görülen ve Troia VIIb dönemi olarak tanınan bu dönemin özellikleri Maydos Kilisetepe Höyüğü’nde de gözlemlenmiştir. Evlerin duvar temelleri dik konulan taşlarla, ortostat biçiminde inşa edilmiş, seramik olarak da ‘Barbar Malı’ ve ‘Buckel Seramik’ örneklerine bolca rastlanmıştır. Zooarkeoloji çalışmalarında sırasında yapılan araştırmalar Tunç ve Erken Demir Çağlarında höyükte yaşamış toplulukların kırmızı et taleplerini karşılamak için dönemler arasında beslenme ekonomilerinde bazı farklılıkların olduğu gözlenmiştir. Maydos Kilisetepe Höyüğü sakinlerinin Tunç çağ dönemlerinde kırmızı et ihtiyaçlarını çoğunluğunu evcil hayvanlardan karşılarken, Erken Demir Çağında av hayvanlarındaki artış memeli hayvanlara dayalı yeni bir beslenme modelinin ortaya çıktığının göstergesidir.  

Anahtar Kelimeler: Göç, Maydos Kilisetepe, memeli hayvanlar, Tunç ve Erken Demir Çağ,  Zooarkeoloji, 

Derya Silibolatlaz, İlkem Gürgör, İsmail Özer

Paleolitik Çağ'dan Günümüze Propontis Bölgesi’nin Zooarkeolojik Analizi

ÖZET

Paleolitik Çağ'dan Günümüze Propontis Bölgesi’nin Zooarkeolojik Analizi 

Derya SİLİBOLATLAZ & İlkem GÜRGÖR & İsmail ÖZER

Özet: Zooarkeoloji, arkeolojik kazılardan çıkarılan hayvan kemikleri üzerinde çalışmayı ifade eder. Bu yolla insanların genel diyetleri, avcılık uygulamaları, kasaplık faaliyetleri, besin tercihleri ve yaşadıkları ortam ile dini ritüelleri, ticari faaliyetleri, sosyal ve politik organizasyonları hakkında bilgilere ulaşılabilir. Tüm bu veriler bir araya getirildiğinde geçmişte yaşamış insan topluluklarının yaşam biçimleri anlaşılabilir. Bu çalışmanın amacı, Propontis ve çevresinde yapılan arkeolojik çalışmalarda ortaya çıkarılan zooarkeolojik buluntulardan yola çıkarak hayvancılık, avcılık ve balıkçılığın Paleolitik Çağ'dan günümüze gelinceye kadar nasıl değiştiğini ve insan ve hayvanlar arasındaki ilişkilerin dönemsel olarak nasıl değiştiğini ortaya koymaktır. Bu çalışma kapsamında Propontis Bölgesi’ndeki arkeolojik alanlardan elde edilen zooarkelojik veriler değerlendirilmiştir. Paleolitik Çağ'da insanlar yabani geyik türleri, yaban keçisi/koyunu, yaban domuzu gibi hayvanları avlamışlar ve mağaralarda yaşamışlardır. Evcilleştirme ve tarıma geçiş ise Neolitik Çağ ile birlikte başlamıştır. Propontis Bölgesi ve çevresindeki arkeolojik kazılardan ele geçirilen hayvan kemiklerine baktığımızda çoğunlukla koyun, keçi, sığır ve domuz baskın türleri oluşturmaktadır.  

Anahtar Kelimeler: Anadolu, diyet, hayvan kemikleri, Propontis Bölgesi, Zooarkeoloji.

Tartışma

Kahve Arası

4. OTURUM

Oturum Başkanı: İsmail Özer

Ayşegül Özdemir, Ece Eren, Başak Koca Özer, İsmail Özer

Havuzdere Ortaçağ Toplumu Bebek, Çocuk ve Adölesan İskeletlerinin Paleoantropolojik Açıdan Değerlendirilmesi

ÖZET

Havuzdere Ortaçağ Toplumu Bebek, Çocuk ve Adölesan İskeletlerinin Paleoantropolojik Açıdan Değerlendirilmesi 

Ayşegül ÖZDEMİR & Ece EREN & Başak KOCA ÖZER & İsmail ÖZER

Özet: İnsanda büyüme, çevresel ve sosyo-kültürel etmenlerle değişen yüksek gelişim plastisitesi ve bireysel olarak stres odaklarına karşı gösterilen fizyolojik deneyimlerle karakterizedir. Çalışma MS 15. yüzyıla tarihlendirilen, Yalova İli Havuzdere nekropolünden çıkarılan bebek ve çocuk iskelet kalıntılarının oksolojik açıdan değerlendirilmesini amaçlamaktadır. Arkeolojik kazılar süresince 305 mezar bulunmuş ve 121 bebek ve çocuk iskeleti gün ışığına çıkartılmıştır.  Dental yaşlandırması gerçekleştirilen 87 iskelet çalışma kapsamında değerlendirilmiştir. Uzun kemiklerin büyümesi (femur, tibia, humerus, radius ve ulna), dental yaşın diş formasyonu ve sürmesi ile diş kronu ve kök gelişim durumuna göre bir fonksiyonu olarak gerçekleştirilmiş, daimi ve süt dişleri üzerindeki mine hipoplazileri incelenmiş, paleopatolojik analizlerle stres göstergeleri değerlendirilmiş, radyolojiler yardımıyla Harris çizgileri araştırılmış ve büyüme göstergesi olarak da boy uzunluğu hesaplanmıştır. Çalışma sonuçları Havuzdere Ortaçağ çocuklarının büyüme modellerini ortaya koyarken, diyet gibi çevresel koşullardaki farklılıklar ile spesifik olmayan stres lezyonlarındaki farklılıkların uzun kemik büyümesindeki etkileşimini göstermektedir.  

Anahtar Kelimeler: Anadolu, bebek ve çocuk iskeletleri, Havuzdere toplumu, iskelet biyolojisi, oksoloji. 

Mustafa Tolga Çırak, Asuman Çırak, Ayşegül Şarbak

Spradon Toplumun Sağlık Sorunları

ÖZET

Spradon Toplumun Sağlık Sorunları 

Mustafa Tolga ÇIRAK & Asuman ÇIRAK & Ayşegül ŞARBAK

Özet: Geçmişten günümüze kadar gelen süreçte hastalıkların gelişim ve değişim sürecini izlemek Antropolojinin çalışma konularından birisidir. Antik dönem toplumlarında görülen hastalıkların tespit edilerek günümüzdeki insanların sağlık sorunlarıyla olan benzerlik ve farklılıkların ortaya konması önemlidir. Marmara bölgesi içerisinde yer alan Spradon Antik kenti yerleşkesinde 2011 yılında yapılan kazılar neticesinde 58 mezar tespit edilmiştir. Spradon Antik Kenti, İstanbul İli Avcılar ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Bu mezarlar içerisinden toplam 90 bireye ait iskelet kalıntılarına ulaşılmıştır. Toplam 90 bireyden 69 bireyin yetişkin, geri kalanların ise bebek, çocuk ve adölesan yaş gruplarında olduğu saptanmıştır. Diğer çağdaşı Anadolu toplumlarıyla karşılaştırıldığında bebek ve çocuk ölüm oranları benzerdir. Yapılan paleopatolojik incelemeler neticesinde Spradon halkında enfeksiyon kaynaklı hastalıklar, vertebral patolojiler, travmalar, beslenme kaynaklı anemiler ve diş patolojileri sıkça görülmektedir. Cinsiyetler arası hastalıklarda çok belirgin farklılıklar olmamakla birlikte erkeklerde daha çok fiziksel hareketlere bağlı hastalıkların olduğu görülmektedir. 

Anahtar Kelimeler: Anemi, beslenme, Geç Roma Dönemi, Spradon, sağlık. 

Muammer İreç

Geç Tunç Çağında Kuzey Batı Anadolu’daki Politik Organizasyonu Tanımlamaya Yönelik Antropolojik Model Önerileri

ÖZET

Geç Tunç Çağı’nda Kuzeybatı Anadolu’daki Politik Organizasyonu Tanımlamaya Yönelik Antropolojik Model Önerileri 

Muammer İREÇ

Özet: Geç Tunç Çağı Batı Anadolusu, (MÖ 1700-1100) ağırlıklı olarak kültür tarihçi bir yaklaşımla materyal kültürün tanımı üslubu ve tarihlenmesiyle ilgili başlıklara odaklanan bir çerçevede değerlendirilmektedir. Bu bağlamda, Orta Anadolu ve Ege kaynaklı yazılı belgeler bir rehber olarak kullanılmakta sosyo-politik organizasyon tarih temelinde anlaşılmaya çalışılmaktadır. Fakat bu yaklaşım bölgedeki toplumların yönetim kültürü, idari sistemleri, sosyal tabakalanma ve toplumsal eşitsizlik gibi önemli konuların detaylı bir şekilde anlaşılmasını engel olmuştur. Bu durumdan ötürü literatürde ciddi bir eksiklik söz konusudur. Yakın zamana kadar yukarıda özetlenen teorik çerçevede değerlendirilen Kuzey Batı Anadolu’daki bu eksiklik, bölgede çalışan bazı araştırmacıların ilgisini çekmiş ve hakim arkeoloji pratiğinde bir yenilenme süreci başlamıştır. Bölgedeki politik olarak örgütlenmiş toplumları başta beylik konsepti (chiefdom) olmak üzere antropolojik arkeolojideki örgütlenme tipolojileri üzerinden değerlendirmek tarihi verilerin eksikliğinden ötürü bir açmaz içerisindeki bölge arkeolojisi için son derece önemlidir. Bu çalışmada ilk kez Geç Tunç Çağı’nda, Kuzey Batı Anadolu’da yaşamış toplumlar için politik organizasyon modelleri önerilecek, bu öneriler Orta Anadolu’daki ve Ege’deki politik birimler üzerinden karşılaştırmalı analizlerle zenginleştirilecektir. Önerilen modellerin coğrafi düzlemde işlevsel olup olmadığı da, GIS kullanılarak sınanacaktır. 

Anahtar Sözcükler: Beylik, Geç Tunç Çağı, Kuzeybatı Anadolu, Model, Politik Organizasyon.  

Onur Gönülal

Erken Bronz Çağı Gökçeada (İmroz) Yenibademli Höyük’te Mollusca Filumunun Yeri

ÖZET

Erken Bronz Çaği Gökçeada (İmroz) Yenibademli Höyük’te Mollusca Filumun’un Yeri 

Onur GÖNÜLAL

Özet: Yeni Bademli Höyük konumu, Gökçeada’nın Kuzey-doğusunda Kaleköy limanının yaklaşık 1,7 km güney batısıdır. Höyük günümüzde Gökçeada’nın en geniş vadisi olan Büyük dere’nin içinde yer alır. Vadi düzleminde küçük bir yükselti görünümü sunan höyüğün, yayılım alanı 15600 m2’dir. 120 x 130 m. ebatlarındaki höyüğün deniz seviyesinden yüksekliği 18 m. dir. Yeni Bademli sakinleri beslenmek için, Erken Bronz Çağ döneminde tarım ve hayvancılık faaliyetleri gerçekleştirmişlerdir. Şu ana kadar yapılan kazılarda pek çok konutta yumuşakça türleri tespit edilmiştir. Buna karşın balık kemikleri az miktarda bulunmuştur. Elde edilen veriler bize beslenme alışkanlığı konusunda ipuçları vermektedir. Bu bildiride 2015 ve 2017 yılları arasında yapılan kazılar sonuçlarında açmalara göre elde edilen mollusca türleri ve sayıları hakkında bilgi verilmiştir. Söz konusu kazılarda şu ana kadar 13 molllusca türü elde edilmiştir. Bunlardan Helix pomatia karasal kökenli olup diğerleri denizel türlerdir. Patella caerulea türü diğerlerine göre oldukça fazla bulunmuştur. Glycymeris glycymeris türü ise sadece 2017 yılına ait kazılarda tespit edilebilmiştir. Ayrıca birçok deniz kabuklarının üzerlerinde muntazam bir şekilde açılmış delikler tespit edilmiştir. Bu da kabukların süs/takı eşyası olarak kullanıldığı göstermektedir. Gökçeada’nın ilk sistematik kazısı olan ve Ege prehistoryasına bilgi akışını sağlayan bu eski yerleşim yerinde bulunan mollusca filumu detaylı olarak verilmiştir. 

Anahtar Kelimeler: Erken Bronz Çağ, Ege, Gökçeada (İmroz), Yeni Bademli, Mollusca. 

Günlük Tartışma

17.10.2018

3. Gün - Tüm Program

1. OTURUM

Oturum Başkanı: Korkmaz MERAL

Erhan ÖZTEPE

Alexandria Troas’ta Hekate Kültü

ÖZET

Alexandria Troas’ta Hekate Kültü 

Erhan ÖZTEPE

Özet: Troas bölgesinin önemli antik yerleşimlerinden biri olan Alexandria Troas’ta günümüze kadar yapılan araştırmalar yazıtlarda varlığından söz edilebilecek bir Hekate kültü olduğunu bize göstermektedir. Alexandria Troas'ın doğu kapısı yakınında bulunmuş olan Grekçe bir yazıt, yerleşimde daha önce bilinmeyen bu kültün varlığını ispatlamaktadır. MS 2. yüzyıla ait olduğu düşünülen bu yazıt, üzerinde bulunduğu başlıklı ve kaideli bir adak sütununun, Hekate Rahibi olan Grek kökenli Roma yurttaşı Lucius Curiatius Onesimus tarafından Alexandria Troas'tan Apollon Smintheus tapınağına uzanan "kutsal yola" tanrı Apollon için sunulduğunu belirtir. Söz konusu bu yazıt bugüne kadar Hekate Kültü ile Alexandria Troas arasındaki en önemli bağlantıyı oluşturmaktadır. Ancak 2017 yılı yaz aylarında antik yerleşimin forumunda güney portikoda gerçekleştirilen araştırmalarda sonradan buraya gömüldüğü anlaşılan farklı boyutlardaki dört adet üç gövdeli Hekate heykeli antik kentte bu kültün bilinen en somut arkeolojik bulguları olmuşlardır. Sempozyum kapsamında bu kültün Alexandria Troas’taki ve Troas bölgesindeki varlığı yeni bulunan heykellerin anlamı, tipolojik, stilistik ve ikonografik değerlendirmeleri üzerinden sorgulanacaktır.  

Anahtar Kelimeler: Alexandria Troas, Hekate, heykel, kült, yazıt. 

Zeynep KOÇEL ERDEM

Kuzey Propontis’te Ana Tanrıça Kültü-Yeni Bulgular

ÖZET

Kuzey Propontis’te Ana Tanrıça Kültü - Yeni Bulgular 

Zeynep KOÇEL ERDEM

Özet: Propontis’in kuzey kıyılarında yer alan Tekirdağ-Şarköy Bölgesi’nde ve Çanakkale Gelibolu Yarımadası’nda sürdürmekte olduğumuz yüzey araştırmalarının bulguları bölgenin kültür tarihi ile ilgili bir takım yeni ve önemli veriler sunmaktadır. Bölgede ana tanrıçanın varlığı şimdiye dek genel olarak yazıtlar, steller ve sikke betimlerinden bilinmektedir.  Bölgenin en yüksek dağı olan Ganos Dağı’nın zirvesinde yer alan kült alanından antik kaynaklarda söz edilmekte ve bölgede ele geçen bir yazıta dayanarak kutsal dağın bir tanrıçanın varlığı ile özdeşleştirilmiş olduğu da görülmektedir. Araştırmalarımız sırasında Şarköy’de Sufunya ve Harmankaya / Kapıkaya / Kiraztarla Mevkileri ile Gelibolu Yarımadası’nda Yeniköy Arıtaş, Tayfur ve Karainebeyli’de ilk kez saptanan kutsal alanlar fiziksel şekilleri bakımından Frigya Bölgesi’nden de etraflıca bilinen ana tanrıça Kybele kült alanlarını düşündürmektedir. Sunumuzda yüzey bulgularımız ışığında söz konusu bu alanların nitelikleri tanıtılacak ve bu alanlarda ana tanrıça tapınımı ile Propontis Bölgesi’nde tanrıça Kybele’nin varlığı irdelenecektir. 

Anahtar Kelimeler: Ganos Dağı, Gelibolu Yarımadası, Kybele, kült alanı, Tekirdağ. 

Nurettin KOÇHAN, Ahmet TERCANLIOĞLU, Serdal GÜNDOĞDU

Kyzikos Hadrian Tapınağı Güney Frizinin Bir Kısmında Yer Alan Dionysos Kültü Kabartmaları Üzerine Kısa Bir Bakış

ÖZET

Kyzikos Hadrian Tapınağı Güney Frizinin Bir Kısmında Yer Alan Dionysos Kültü Kabartmaları Üzerine Kısa Bir Bakış 

Nurettin KOÇHAN & Ahmet TERCANLIOĞLU & Serdal GÜNDOĞDU

Özet: Kyzikos Hadrian Tapınağı’nın yaklaşık 100 m uzunluğa, 1.60 cm yüksekliğe sahip güney frizinde, Dionysos kültüyle ilgili birkaç kabartma kazılar sonucu ele geçmiştir. Genel olarak Dionysos kültü kabartmaları, Yunan sanatında daha çok tiyatro ve tiyatrolara yakın Dionysos ile doğrudan bağlantılı tapınaklarda yer almaktadır. Dionysos kültü ile ilgili anlatımların daha yaygınlaşmış halini Roma dönemi sanatında da görmekteyiz. Örneğin Roma Dönemi sanatında Dionysos kültü ile ilgili kabartmaları tiyatro, tapınak, lahit vb. yerlerde görmek mümkündür. Kyzikos Hadrian Tapınağı’nda, Dionysos kült unsurlarının işlenmesi, tapınağın bulunduğu alanın ve tapınağın yakın çevresinin şölenlere ve toplantılara mekân olması açısından önemlidir. Hem bahsi geçen kabartma eserler hem de tapınağın bulunduğu alanda yapılan şölenler ve toplantılar bu çalışmada ele alınmıştır. Kabartmaların stil özellikleri, sanatsal detayları ciddi bir şekilde değerlendirilmiştir. Ayrıca tapınak ve tapınağın kuzeyinde yer alan agorada yapılan şölen ve toplantılar ve bu toplantılarda konuşan başta Aristides olmak üzere, Roma Dönemi söylevcilerinin notları dikkate alınarak incelenmiş ve Dionysos kültüyle ilgili muhtemel ilişkileri olumlu ya da olumsuz yönde ele alınmaya çalışılmıştır. Bu çalışmada ayrıca Antoninler Döneminin genel karakterini ortaya koyan stoacı düşünce ve Dionysos kült anlayışının hem zıtlıkları hem de subliminal anlatımı bütün zıtlıklarına rağmen karşılıklı olarak tartışılmıştır. 

Anahtar Kelimeler: Dionysos, Hadrian Tapınağı, kabartma, kült, Kyzikos. 

Milena RAYCHEVA

Neocorate Temples and Ceremonial Routes of Perinthos in the 3rd Century AD

ÖZET

Neocorate Temples and Ceremonial Routes of Perinthos in the 3rd Century AD 

Milena RAYCHEVA

Abstract: Perinthos, the capital of Roman Thrace, undeservedly remains relatively unexplored, considering its major role in regional ancient history and for the Propontic area in particular. The Severan period was especially eventful and prolific for the city: Perinthos was the headquarters of the future emperor Septimius Severus in the civil war against Pscennius Niger, and later preserved its importance for the new ruling dynasty. One of the key events related to Severan activity in the area is the granting of the prestigious title neokoros, or “temple warden”, to the city twice.  Apart from signifying a great honor, this fact also implies the existence of two (still undiscovered) temples dedicated to the emperor, traditionally regarded as impressive landmarks and source of pride by ancient cities. The purpose of this paper is to study the possible location of these neocorate temples, by exploring the available archaeological, numismatic and epigraphic evidence. This contribution is also an attempt to reconstruct the ceremonial routes related to the official state cult in Perinthos of the early 3rd century, based on the known topographic features of the ancient capital and the public monuments studied so far, e.g. ports, stadium, theatre, temple of Hadrian and Sabina. 

Keywords: Ceremonial routes, neochoros, neochorate temples, Perinthos, Roman Thrace.

Hacer ÇORUH

Sikkeler Işığında Kyzikos’ta Neokoros’luk Ünvanı

ÖZET

Sikkeler Işığında Kyzikos’ta Neokoria 

Hacer ÇORUH

Özet: Bir kentin sikkelerinde gururla sıralanan unvanlar, o kentin önemli ayrıcalıkları ve onurlarını kapsamaktaydı.  İmparator kültüne hak kazanan kentler için “Neokoros” (Tapınak Bekçiliği) büyük bir onur payesiydi. Kentlere böyle bir imparator kültünün tanınması,  hükümdarın ya da senatonun kararı ile gerçekleşmekteydi. Kentler bununla birlikte ΣEBAΣMIA, yani imparator onuruna oyunlar düzenleme ayrıcalığı kazanıyor ve oyunlar sırasındaki büyük mali zorlukları da üstleniyorlardı. Neokoros kelimesinin ilk kez bir kenti tanımladığı bir yazıtta, Kyzikos kentinin adı geçmektedir. Yazıtta Kyzikos “en büyük ve en yüce tanrı Gaius Caesar ailesinin kadim ve atadan kalma neokorosu” olarak ifade edilmektedir. Kyzikos, Asia’da bir imparatorluk tapınağı yapan ilk kentlerden biridir. Apollonis Tapınağı ile başlayan Kyzikos’taki imparatorluk kültü geleneği,  Hadrian döneminde zirveye ulaşır. Hadrian,  deprem sonucu yıkılan kentteki ünlü Zeus Tapınağı’nın inşasına yardım eder. Kyzikoslular tapınağı “soteri kai ktiste” sıfatıyla Hadrian’a adayarak, imparatoru 13. Olympos Tanrısı ilan ederler. İmparatorda bu ilgiye karşılık Kyzikos’u “Neokoria” unvanı ile onurlandırır. İmparator Hadrian için Anadolu’nun birçok kentindeki gibi Kyzikos’ta da “Adrianeia Olympia” denilen olimpiyat oyunları düzenlenir.  Kyzikos, “Koina Asias” (Asya Birliği) unvanına layık olmuş kentlerden biri olup, birliğin sürekli üyesi ve Hadrian Olimpiyatlarının merkezi olarak ön plana çıkmıştır. Hadrian’ın şehre yapılmasına izin verdiği ilk Neokoria, Antoninus Pius döneminde,  kent sikkelerin arka yüzünde genellikle bir podyum üzerindeki 8 sütunlu bir tapınak ve KVZIKHNΩN NEOKOPΩN lejantıyla resmedilmiştir. Bu tapınak, Neokori’nin simgesi olarak görülmüş ve bu konuyla ilgili olarak Caracalla döneminde de sikkeler basılmıştır. Kyzikos MS 2. yüzyılda İmparator S. Severus döneminde ikinci Neokoria sıfatı ile ödüllendirilmiştir. Kentin sikkeleri üzerinde görülen Kore’ye ait kült yapısı ile Hadrian Tapınağı’nın yan yana verilmesi, Neokoria konusunda bazı tartışmaları beraberinde getirmiştir. Bu çalışmada kentteki Neokoria ile ilgili sorunlar irdelenip, Kyzikos’un sahip olduğu ayrıcalıklar üzerinde durularak, Neokoria unvanının kente yansımaları, sikkeler ışığında yorumlanacaktır. 

Anahtar Kelimeler: Konia Asias, kült, Kyzikos, Neokoria, Neokoros. 

Tartışma

Kahve Arası

2. OTURUM

Oturum Başkanı: Gürcan POLAT

Alexandru AVRAM

Autour De Quelques Monuments Funéraires De Mésie Inférieure Cyzique, Nicomédie Ou Les Deux À La Fois

ÖZET

Autour de Quelques Monuments Funéraires de Mésie Inférieure : Cyzique, Nicomédie ou les deux à la fois? 

Alexandru AVRAM

Résumé: Parmi les nombreux Nicomédiens attestés par des inscriptions de Mésie inférieure, attirent l’attention, hormis les commerçants résidant notamment à Tomis et dans ses environs, un architecte possesseur d’une double citoyenneté (Νεικομ[ηδεὺς] ὁ καὶ Το[μείτ[ης], IOSPE I2 174), un marbrier actif, semble-t-il, à Tomis plutôt qu’à Istros (ISM I 374) et surtout une σύνοδος Νεικομηδέων λιθοξόων (IGBulg II 674, Nicopolis ad Istrum). On sait, d’autre part, que les Nicomédiens furent, à l’époque impériale, les créateurs d’une école de marbriers. Auront-ils exporté leur savoir-faire jusque dans le Pont Gauche et sur le bas Danube ? Il est enfin connu que les mêmes Nicomédiens étaient profondément impliqués dans l’acheminement des marbres de Proconnèse et, dans une moindre mesure, de Dokymaion, vers la même région. D’autre part, certaines stèles funéraires de Mésie inférieure trahissent des influences manifestes venues de la part des ateliers de Cyzique. Mieux encore, on peut mettre en exergue un sarcophage dont on sait, grâce à l’inscription, qu’il a sûrement été travaillé à Cyzique (ISM V 300), de même que de nombreux autres sarcophages en calcaire exécutés dans des ateliers locaux d’après des modèles fournis par des objets similaires en marbre de Proconnèse. Les sources épigraphiques réservent donc une place de choix aux Nicomédiens, alors que les témoignages archéologiques mettent en évidence des influences exercées par les ateliers de Cyzique. Quelle en serait l’explication ? Il est bien possible que les Nicomédiens aient joué dans ce domaine, comme l’avait déjà prôné J.B. Ward-Perkins, le rôle d’intermédiaires entre Cyzique et la côte occidentale de la mer Noire. Il y a, cependant, aussi des produits qui révèlent sans conteste la main des maîtres de Nicomédie, lesquels seraient alors à chercher parmi ceux dont les inscriptions font parfois état. 

Mots-clés: Monuments Funéraires, l’inscription, Mésie Inférieure, Cyzique, Nicomédie 

Özden ÜRKMEZ

Propontis Çevresinde Öteki Dünya İnançlarının Görsel Yansımaları Lahitler ve Steller

ÖZET

Propontis Çevresinde Öteki Dünya İnançlarının Görsel Yansımaları: Lahitler ve Steller 

Özden ÜRKMEZ

Özet: Propontis'in sınırlarını oluşturan Troas, Mysia ve Bithynia bölgelerinde yaşayan kadim halkların öteki dünya ile ilgili inançlarına ait bilgiler, aslında extramural (nekropolisler) biçimde en azından Erken Tunç Dönemi'nde karşımıza çıkar. Fakat en eski zamanlara ait söz konusu mezarlar, ancak ölü gömme adetleri ile ilgili sınırlı bilgiler içerirler. Sonrasındaki Demir Çağı ile birlikte, güçlü demir sayesinde taştan yontulmuş lahitler ve steller, ölüler şehrinin toprak altını ve üstünü süslemeye başlamışlardır. Bu taşların öteki dünya inançları açısından en önemli özellikleri ise üzerlerine çeşitli kabartma sahnelerin işlenmiş olmasıdır. Arkaik Dönem'den Roma Çağı'na, Propontis bölgesinde bulunan taşlar üzerine işlenmiş sahneler, aslında derin ve tartışmalı ikonografik mesajlara sahiptir. Sahnelerdeki mesajların odağında ise doğal olarak "ölüm" olgusu vardır. Bu olgu asıl olarak ölüm karşısındaki trajedik dünyevi insani hisler ve öteki dünya ile ilgili umutların bir bileşimi olarak karşımıza çıkar. Ölüm olgusu tüm çağlar ve kültürler için ortak görünse de, ikonografik yansımaları az ya da çok farklılıklar içerir. Bu farklılıklar Anadolu'da belki de en çok Propontis çevresinde kendini gösterir. Bölge'de Arkaik Dönem'de görülen kısıtlı Hellen etkilerinin hemen ardından, Klasik Dönem'le beraber yoğun bir farklılaşmanın gerçekleştiği görülür. Bu faklılaşmanın ana nedeni, yadsınamayacak bir biçimde özellikle Kuzey-Batı Anadolu'daki güçlü Akhamenid varlığıdır. Akhamenidler bölgeye yalnızca Pers kültür unsurlarını getirmemişler aynı zamanda daha güçlü Mezopotamyalı unsurları da taşımışlardır. Bu karışık unsurlar, içlerindeki propagandist mesajlarla kaynaşarak bölgede Greko/Anadolu-Pers sanatını doğurmuştur. Bu sanatın yansımaları, en iyi biçimde taş lahit ve mezar stelleri üzerinde karşımıza çıkar ve bu sanatın etkileri Roma Çağı'na kadar devam eder.  

Anahtar Kelimeler: Bithynia, mezar, Mysia, öteki dünya, Troas.  

Gülnur KURAP

Ainos Su Terazisi Nekropolisi Arkaik Dönem Mezarları

ÖZET

Ainos Su Terazisi Nekropolisi Arkaik Dönem Mezarları 

Gülnur KURAP

Özet: Ainos’ta günümüze değin yapılmış kazı çalışmalarında üç nekropolis araştırılmıştır. Bunlardan ilki günümüzdeki yerleşimin sınırları içinde kalan Taşaltı Nekropolisi, ikincisi yerleşimin yaklaşık bir km dışındaki Çakıllık Nekropolisi ve sonuncusu, yerleşimin hemen girişinde yer alan Su Terazisi Nekropolisi’dir. İlk iki nekropolisin kazı çalışmaları bulundukları konumdan dolayı günümüzde devam etmemektedir ve elde edilen bilgiler sınırlı kalmıştır. 2008 yılında araştırılmaya başlanan ve günümüzde devam eden Su Terazisi Nekropolisi’ndeki çalışmalarda tespit edilen 700’ü aşkın mezar kentin ölü gömme gelenekleri konusundaki en kapsamlı verileri oluşturmaktadır. Ainos’ta bulunan mezar tipleri ve hediyelerinin çevre kentlerle karşılaştırmasına zemin oluşturmak amacıyla hazırlanan bu çalışmada Su Terazisi Nekropolisi’nde bulunmuş ve Arkaik Dönem’e tarihlenen farklı mezar tiplerini ve gömme geleneklerini temsil eden örnekler tanıtılacaktır. 

Anahtar Kelimeler: Ainos, mezar tipleri, mezar hediyesi, nekropol, ölü gömme. 

S. Sezin SEZER

Claudiopolis (Bolu) Antik Kenti’nden Bir Lahit

ÖZET

Claudiopolis (Bolu) Antik Kenti’nden Bir Lahit 

S. Sezin SEZER

Özet: Bu çalışmada, antik dönemde Bithynia Bölgesi’nde yer alan Claudiopolis (Bolu) antik kentinde Müze yetkililerince yapılan bir kurtarma kazısında bulunan ve bugün Bolu Müzesi’nde sergilenen bir lahitin ikonografik ve stilistik analizi yapılmıştır. Lahitin bulunduğu bölgenin kentin batı nekropolü olduğu düşünülmektedir. Burada yapılan kurtarma kazısı sonucunda bulunan dört adet lahitten üç tanesi tamamen bezemesizdir. Çalışmamıza konu olan bir tanesinin ise teknesi bezemesiz iken yalnızca kapağında figürlere yer verilmiştir. Lahitin kapağında Antik Dönem’de ölü kültünde sık işlenen motifler yer almaktadır. Bölgenin diğer kentlerinde de oldukça sık rastlanılan teknesi bezemesiz olan lahitlerin tercih sebebi irdelenecek ve bu lahitten yola çıkılarak kentte bu tür lahitleri üreten yerel bir atölye olup olmadığı araştırılacaktır. Ayrıca kapakta yer alan dekorasyonun stil ve üslup özelliklerinden yola çıkılarak lahitin tarihlendirilmesi yapılacaktır.  

Anahtar Kelimeler : Claudiopolis, kült, lahit, ikonografi, yerel atölye. 

Uğur CANDAR

Antandros Nekropolisi Lesbos Amphora Mezarları

ÖZET

Antadros Nekropolisi Lesbos Amphora Mezarları 

Uğur CANDAR

Özet: Antandros antik kenti Balıkesir il sınırları içerisinde kalan Edremit ilçesinin Altınoluk mahalle sınırlarında yer almaktadır. Antik kent Altınoluk mahalle merkezinden yaklaşık 2.5 km. batıda yer alan Kaletaşı Tepesi üzerinde kurulmuştur. Modern araştırmacılar kentin Kaletaşı Tepesi’nin batısında ve eteklerinde kurulduğunu düşünmektedir. Kaletaşı Tepesi’nin yaklaşık 300 m. batısında Kara Kazan Deresi yer almaktadır. Dere kent ile kentin nekropolünün doğal sınırıdır. Kentin nekropol alanı Kaletaşı Tepesi’nden yaklaşık 500 m. batıdadır. Kentin nekropolü 1980’li yıllarda bölgenin imara açılması ile ortaya çıkmıştır. Nekropol alanında 1991-1995 yılları arasında aralıklarla kurtarma kazıları devam etmiştir. Değinilen kazılar Balıkesir Kuva-i Milliye Müzesi arkeologları tarafından gerçekleştirilmiştir. 2000 yılında Ege Üniversitesi, Klasik Arkeoloji Anabilimdalı öğretim üyelerinden Prof. Dr. Gürcan Polat tarafından antik kentte ve onun nekropolünde sistematik kazı çalışmalarına başlanmıştır. Bildirinin amacı 2001-2012 yılları arasında nekropol alanında gerçekleştirilen sistematik kazılar sonucunda ortaya çıkartılan ve yapımında Lesbos amphorası kullanılan mezarların değerlendirilmesidir. İnhumasyon gömü tipinde ve bebek mezarı olarak kullanılan amphoralar mezar hediyeleri ile birlikte ele alınmıştır.

Anahtar Kelimeler: Antandros, Lesbos amphorası, mezar, nekropol, ölü hediyeleri. 

Tartışma

Öğle Arası

3. OTURUM

Oturum Başkanı: Franck PRÊTEUX

Angela PENCHEVA, Petya PENKOVA

Production Technology of the Clay Funerary Wreaths from the Greek Apoikias at the Black Sea Coast of Modern Bulgaria

ÖZET

Production Technology of the Clay Funerary Wreaths from the Greek Apoikias at the Black Sea Coast of Modern Bulgaria 

Angela PENCHEVA & Petya PENKOVA

Abstract: The following abstract presents the results of an interdisciplinary study of the techniques and metals and alloys used in the production (or manufacture)  of clay funerary wreaths from the necropoleis of the Greek Apoikias (Apollonia Pontica, Messambria, Odessos) on the Black Sea coast of modern Bulgaria. The analyzed finds originate from grave complexes dated after the first half of the 4th to the end of the 3rd century BC. The investigation was carried out to discover possible technological groups of finds with a relatively close chronology. For the envisioned historical period it is difficult to trace the origin of the raw materials. That is why an important research goal is to identify the techniques used for manufacturing the metal elements of the wreaths. The studied examples will be compared according to the following criteria:  

1. Plant type: olive, laurel, ivy, oak, etc.
2. Presence or absence of elements such as fruits, buds, flowers, leaves, etc.
3. Size: diameter and number of elements indicating the purpose of use in the funerary context.
4. Materials used: metals and alloys.
5. Production techniques: casting, hammering, polishing, cutting, gilding, etc.
Up to now, the clay wreaths from the above-mentioned territory have not been the subject of such an interdisciplinary research, which is why we believe that it will contribute to a better reconstruction of the manufacturing of clay wreaths in the Late Classical and Hellenistic Periods and their function in funerary contexts.

Keywords: Bulgaria, clay funerary wreaths, Greek Apoikias, Late Classical and Hellenistic Periods, production techniques.

Gürcan POLAT

Arkaik Dönemde Antandros

ÖZET

Arkaik Dönemde Antandros 

Gürcan POLAT

Edremit Körfezi’nin kuzeyine, İda Dağı’nın güney eteklerine konumlanmış bir Troas kenti olan Antandros’da kazı çalışmaları 2001 yılından beri sistemli olarak yürütülmektedir. Kentin nekropolisinde sürdürülen çalışmalarda şimdiye kadar 517 mezar saptanmış olup, bunların bir bölümü Arkaik Döneme aittir. Erken Arkaik Dönemde tüm yetişkinler kremasyon, çocuklar inhumasyon olarak gömülürken, dönemin sonlarına doğru bazı yetişkinlerin pişmiş toprak lahit ve pithoslara inhumasyon olarak gömülmeye başlandığı görülür. Antandros nekropolisinde özellikle MÖ 7. yüzyıl sonlarına tarihlenen, mezar taşları in-situ olarak korunmuş aile mezarları da dikkat çekmektedir. Aynı zamanda pithosların da aile mezarı olarak kullanıldığı ve toprak üzerinden yerlerinin mezar stelleri ile işaretlendiğine dair kanıtlar da ele geçmiştir. Nekropoliste yoğun olarak ele geçen Arkaik Dönem mezarlarına karşın, yerleşim alanında üstte Roma Dönemi yapıları olması nedeniyle Arkaik Dönem tabakalarına fazlaca ulaşılamamıştır. Yapılan bir sondajda ortaya çıkarılan yangın ile sonlanmış mekan tabanındaki in-situ buluntular, yapının Arkaik Döneme ait olduğunu ortaya koymuştur. Son yıllarda yerleşim yerinde Roma Dönemi dolgusu içerisinde ele geçen oldukça süslü ante başlığı ve mimari terrakotta parçası, özellikle geç arkaik dönemde Antandros’un zenginliğini gösteren önemli verilerdir.  Gerek nekropolis ve gerekse de yerleşim alanında Korinth ve Attika seramiklerinin yanı sıra yoğun gri seramik buluntuya rastlanması, Antandros Arkaik Dönem yerel seramiğini gri seramiklerin oluşturduğunu düşündürmektedir. Buna karşın Lydia ve Oryantalizan seramiğin oldukça az örnek ile temsil edilmesi dikkat çekicidir.   

Anahtar Kelimeler: Troas, Antandros, Arkaik Dönem, nekropol, seramikler. 

Atiye Bahar MERGEN

Enez (Ainos) Toplumunda Bebek ve Çocuk Ölü Gömme Geleneği

ÖZET

Enez (Ainos) Toplumunda Bebek ve Çocuk Ölü Gömme Geleneği 

Atiye Bahar MERGEN

Özet: Enez, Ege Denizi’nin kuzey sahilinde, Edirne’nin Keşan ilçesinin doğusunda, Trakya’nın en önemli akarsuyu Meriç Nehri’nin (Antik Hebros) denize döküldüğü alanda yer almaktadır. İlk çağlarda Ainos olarak bilinen Enez, Balkanlar’ı Ege ve Anadolu ‘ya bağlayan önemli bir liman şehri olarak kayıtlarda yer almaktadır. Ainoslular da diğer toplumlar gibi ölü gömme geleneklerine sahiptir. Amphora, pelike ve küp olmak üzere farklı mezar tiplerinde bulunan iskeletlerde yapılan antropolojik çalışmanın sonucunda fetüs (yeni doğan), 0-3 yaş arası bebek,  3-10 yaş arası farklı yaş gruplarında bireyler tespit edilmiştir. Bu çalışmada mezar tipleri ile bebek ve çocukların biyolojik özellikleri değerlendirilecektir. 

Anahtar Kelimeler: Ainos, bebek ve çocuk mezarları, Enez, nekropol, ölü gömme. 

Kahraman YAĞIZ

Antandros Nekropolisi Klasik Dönem Ölü Gömme Gelenekleri

ÖZET

Antandros Nekropolisi: Klasik Dönem Ölü Gömme Gelenekleri 

Kahraman YAĞIZ

Özet: MÖ Geç 8. yüzyıldan Hellenistik dönemin sonuna kadar kesintisiz bir kullanıma sahne olan Antandros nekropolisi, kentin ölü gömme gelenekleri konusunda önemli bilgiler vermektedir. Nekropolisin Arkaik döneminde özellikle MÖ 7. yüzyılın ikinci yarısında yetişkin bireyler için birincil ve ikincil kremasyon türleri tercih edilirken, bebek ve çocuk bireyler için basit toprak mezarlar ile amphora, khytra, hydria ve pithosların oluşturduğu inhumasyon tarzında gömüler tercih edilmiştir. Bu durum MÖ 7. yüzyılın sonları ile MÖ 6. yüzyılın başlarıyla yavaş yavaş değişmeye başlar ve bu tarihe kadar çocuk bireyler için kullanılan pithoslarda, inhumasyon tarzda yapılmış yetişkin bireylerin varlığı tespit edilir. Bunlar sayıca çok az olmasına rağmen geleneğin değişmeye başladığını göstermesi açısından oldukça önemlidir. MÖ 6. yüzyılın ikinci çeyreğinden sonra monolitik taş lahitlerin ve yüzyılın ortalarından sonra pişmiş toprak lahitlerin de yetişkin inhumasyon gömüleri için kullanılmasıyla değişim ivme kazanır. Klasik dönemle birlikte pişmiş toprak lahitlerin yerini taş lahitler, kremasyon gömülerin yerini ise inhumasyon gömüler alır. Klasik dönemde taş lahit içine yapılmış inhumasyon gömüler en büyük mezar grubunu oluştururken, çatı kiremidi, pithos, bebek ve çocuk bireyler için amphora mezarlar ile basit toprak gömüler ve urneler diğer mezar gruplarını oluşturur. Bu dönemde birincil kremasyon örneğine rastlanmamıştır. Urneler, Klasik dönemin yegâne kremasyon mezarlarıdır. Toplam sekiz örnek açığa çıkarılmış olup, bunların altısı lahit içine bırakılmıştır. Sayıları az olmakla birlikte hala kremasyon geleneğinin sürdüğünü göstermesi açısından önemlidir. Ancak dönemin hâkim gömü şekli inhumasyondur ve taş lahitler gerek buluntuları gerekse de mimari düzenlemeleri ile öne plana çıkan mezar türüdür. Taş lahtlerde mimari düzenler açısından blok taşlarla örülmüş at nalı planı ve dikdörtgen şekilli üst yapı oldukça dikkat çekmektedir. Ayrıca moloz taşlarla örülmüş, dış yüzü sıvalı üst örtü de dönemin taş lahitlerinde görülen bir diğer mimari düzenlemedir. Bunların daha basit örneklerini moloz taşlarla örülmüş sıvasız istinat duvarı şeklinde çatı kiremidi mezarlarda, tek sıradan oluşan dairesel bir düzenleme ile pithosların üzerinde görmekteyiz. Dönemin mezarlarından amphoralarda hiçbir mezar hediyesi ele geçmemiştir. Pithos, basit toprak ve çatı kiremidi mezarların yetişkin bireyler için kullanılanlarında mezar hediyesi oldukça azdır. Buna karşın söz konusu bu mezar gruplarının çocuk ve bebek bireyler için kullanılan örneklerinde çoğunluğu figürin olmak üzere hediye sayısının arttığı görülmüştür. Taş lahitlerde mezara bırakılan hediye sayısı değişken olmakla birlikte, en zengin buluntuların bu mezarlardan geldiği söylenebilir.  Taş lahitlerin MÖ 5. yüzyıl örneklerinde lekythos ağırlıklı mezar hediyeleri, lahdin hemen her tarafına bırakılırken MÖ 4. yüzyıl örneklerinde ayakucu bölümü tercih edilmiştir. Antandros nekropolisi sunmuş olduğu verilerle sadece Antandros toplumunun ölü gömme geleneklerinde yaşanan değişimleri ortaya koymakla kalmamakta, aynı zamanda Troas Bölgesi’nin diğer yerleşimlerindeki toplulukların ölü gömme geleneklerinin anlaşılmasına da katkı sunmaktadır.  

Anahtar Kelimeler: Antandros, inhumasyon, kremasyon, lahit, urne. 

Hazar KABA, Ali ATMACA

� From “Cultural Looting” Towards “Cultural Heritage” – Beyoba Tumulus in Troad

ÖZET

“Kültürel Yağma”dan “Kültürel Miras”a – Troas Bölgesi Beyoba Tümülüsü 

Hazar KABA & Ali ATMACA

Özet: Parion antik kentinin 6 km güneyindeki Beyoba Köyü yakınlarındaki yüksek bir tepenin üzerinde yer almakta olan Beyoba Tümülüsü, Troas Bölgesi sınırları içinde yer alan sayısız mezar tepesinden biridir. Günümüzde anıtsal niteliğini büyük ölçüde yitirmiş olan yığma toprak tepenin altına kesme taşlardan özenli bir işçilik ile inşa edilmiş olan mezar, uzun bir dromos ve beşik tonozlu bir mezar odası ile karakterize edilmektedir. Özellikle taş işçiliği ile bölgenin tümülüs mimarisi içinde hatırı sayılır bir önem arz eden Beyoba Tümülüsü pek çok kaçak kazı ile tahrip edilmiş bir kültürel mirastır. Söz konusu bu anıtsal mezar, sonuncusu 2009 yıllarında olacak şekilde gerçekleşmiş bir dizi kısmi kazı ve yüzeysel incelemeye de tabi tutulmuştur. Özelde Troas Bölgesi genelde ise Türkiye’nin Kültürel Mirasının bu önemli parçasının maruz kaldığı bu “talihsiz” geçmiş, 2018 yılında Çanakkale Müzesi başkanlığında olacak şekilde Parion Antik Kenti Kazısı’ndan bir arazi ekibi tarafından gerçekleştirilen bilimsel çalışmalarla değişmiştir. Beyoba Tümülüsü bünyesinde 2018 yılında gerçekleştirilmiş olan kurtarma kazısının ön sonuçları ilk defa bu çalışma ile bilimsel bir düzlemde açıklanmış olacaktır. Bu sayede, uzun zamandır göz ardı edilmiş olan bu mezar tepesi ile barındırdığı arkeolojik değerlerin Troas Bölgesi arkeolojisindeki yerini yeniden kazanacağı ümit edilmektedir. 

Anahtar Kelimeler: Kurtarma kazısı,  kültürel miras, tonozlu mezar odası,  tümülüs, Troas. 

Tartışma

Kahve Arası

4. OTURUM

Oturum Başkanı: Mikhail TREİSTER

Sedef ÇOKAY KEPÇE

Daskyleion’da Bir Lydia Mutfağı

ÖZET

Daskyleion’da Bir Lydia Mutfağı 

Sedef ÇOKAY KEPÇE

Özet: Bugün Manyas Gölü kıyısında modern Ergili Köyü’ne lokalize edilen Daskyleion, Eski Anadolu'da Hellespontine Phrygia'yı ve muhtemelen Bithynia, Paphlagonia, Phrygia ve Kapadokya'yı kontrol eden bir Pers satraplığının başkenti olarak hizmet veren bir yerleşim yeridir. Yerleşmenin en önemli özelliklerinden biri, çok kültürlü olmasıdır (Phryg, Mys, Lidya, Pers ve Yunan). Son yıllarda yapılan kazılarla, farklı etnik grupların bir arada ve barış içinde yaşadıkları anlaşılmıştır. Yerleşmede kazı çalışmaları, ağırlıklı olarak akropoliste gerçekleştirilmiştir. Önceki yıllarda yapılan kazılarda, Akropoliste yer alan “üç odalı bina” adı verilen karmaşık bir yapının bir elitin ikametgâhı olabileceği öne sürülmüştür. Bina, arkeolojik verilere göre, Akhamenid Dönemin başında bir Lidya binasının üstüne inşa edilmiştir. Muhtemelen iki evreli bir mutfağa sahip olan Lidya binasının altında birkaç evreyi içeren bir anakaya vardır. Anakaya üzerinde değişik amaçlarla birçok farklı boyut ve derinlikte çukur ve kanalların açıldığı görülmektedir. Çukurların işlevlerinin sona ermesinin ardından, taşlarla doldurulmuş ve böylece zemin tesviye edilmiştir. Yine de, bazı çukurların yeni inşa edilmiş mutfak duvarlarının temelleri için yeniden kullanıldığını söyleyebiliriz. Bunlardan bazılarında andezit blokları kullanılmış ve duvarların içinde bulunan Lidya çanak çömlek parçaları yardımıyla, tarihlendirilebilmesi mümkün olmuştur. Yapılan kazı çalışmaları sırasında odanın ortasında, kerpiç zemin üzerine inşa edilen U şeklindeki bir fırın ile fırın etrafında çeşitli pişirme kapları, kyliksler, öğütme taşları ve havanlar bulunmuştur. Bunların yanı sıra, farklı türden hayvanlar, balık kemikleri, istiridye parçaları ve hayvan kemikleri, bu odanın bir mutfak ünitesi olarak kullanıldığını ortaya çıkarmıştır. Ayrıca gruplar halinde pişmiş toprak ağırlıklar da bulundu. Geç dönem çanak çömlekler ve erken Korinth çanak çömlekleri gibi buluntulara göre bu dönem, MÖ 7. yüzyılın son çeyreğinde bir yangınla sona ermiş olmalıdır. İkinci evrede, mimari değişmiştir. İlk mutfağın alanı yeni duvarlar eklenerek odalara bölünmüştür. Bu duvarlardan birine ikinci bir fırın yaslanmıştı. Ne yazık ki, kötü bir şekilde yıkılmış olduğu için formunu tam olarak belirleyebilmek mümkün olamamıştır. Bu mutfak da, in situ bulunan bir Attik bantlı kylikse göre yaklaşık MÖ 540 civarında yanmıştır. Bu aşamadan sonra mutfak işlevini yitirmiş olmalıdır. Hemen üzerine oldukça geniş duvar kalınlığına sahip bir Akhaemenid binası inşa edilmiştir.

Anahtar Kelimeler: Akropol, Daskyleion, Lidya, mimari, seramik.  

Ahmet YARAŞ

Kuzeybatı Anadolu’da Antik Çağ Ilıcaları

ÖZET

Kuzeybatı Anadolu’da Antik Çağ Ilıcaları 

Ahmet YARAŞ

Özet: Batı Anadolu’da bugün bilinen çok sayıda fay hattı vardır. Bu fay hatları üzerinde ortaya çıkan sıcak su kaynakları üzerinde tarih boyunca ılıca inşa edilmiştir. Tarih boyunca farklı hastalıkların tedavisi için kullanılan bu su kaynaklarına büyük önem verilmiştir. Su kaynağının yakınındaki yerleşmenin ekonomik zenginliği, kaynağın bulunduğu coğrafyanın uygunluğu, özellikle kaynak sıcak suyun debisi ve sürekliliği, suyun ortalama sıcaklık değeri, sağaltım için önemli içindeki mineral değerleri gibi pek çok faktör göz önüne alınarak ılıca mimarileri bugün olduğu gibi antik çağda da değişim göstermektedir. Kuzeybatı Anadolu’da Mysia ve Troas bölgesinde farklı tiplerde pek çok antik ılıca mevcuttur. Ne yazık ki bunların çok azında bilimsel araştırma ve arkeolojik kazı çalışması yapılabilmiştir. Kazı yapılabilen bu ılıcaların ne zaman inşa edildiği, nasıl bir gelişim gösterdiği, Anadolu’daki diğer antik ve Osmanlı dönemi ılıcalarla olan gelişim evreleri, bugün kullanımda olup olmadığına dair genel bir envanter çalışması ortaya konulacaktır. Ayrıca bu ılıcaların antik kaynaklarda ve seyyahlarda nasıl anıldığı, Bizans ve Osmanlı döneminde kullanımda olup olmadığı, suyun mineral değerleri, hangi hastalıklara iyi geldiği, kurtarma kazısı yapılmışsa, mevcut arkeolojik ve epigrafik buluntular değerlendirilecektir. Bu çalışmayla günümüze kadar bilimsel anlamda çok az arkeolojik çalışmaya konu olmuş Mysia ve Troas’daki Ilıcaların niteliksel ve niceliksel değerleri ortaya konacak, gelişim ve kullanım süreçleri Anadolu ve Dünya’daki örnekleri ile karşılaştırılacaktır. Bu ılıcaların nasıl değerlendirilmesi gerektiği ve bölgenin kültür yaşamına dair nasıl bir katkı sağlayacağına dair öneriler paylaşılacaktır.  

Anahtar Kelimeler: Ilıca, Mysia, sağlık, sıcak su, Troas. 

Davut KAPLAN

Roma Hamamları İçinde Smintheion Hamamlarının Yeri

ÖZET

Roma Hamamları içinde Smintheion Hamamlarının Yeri 

Davut KAPLAN

Özet: Roma devletinin birbirinden görkemli ve şatafatlı anıtsal mimari ile donattığı  başta Roma olmak üzere merkezi veya taşra hemen her kentte yer alan en yaygın yapı tiplerinden biri de hamamlardır. Genelde İmparatorluk tipi (Thermae) ve halk tipi (balnae) olarak iki grupta incelenen hamamlar kent hamamları için kullanılan genel bir uygulamadır. Smintheion hamamları planlama şekli ve tipinden yapı malzemeleri ve kullanım yöntemlerine, ısıtma sistemleri ve suyun kullanımından dekorasyon ve süslemelerine kadar geleneksel hamamların birer kopyası gibidir. O zaman bu hamamların geleneksel Roma hamamlarından fark veya ayırıcı özellikleri nelerdir? Smintheion’un ise bir kent olmaması, bir Hellen kutsal alanı olması ve özellikle Anadolu’da yer alıyor olması geleneksel Roma anlayışından ayrı uygulamalar ile öne çıkmaktadır. Smintheion hamamları 1960 ve 1970’li yıllarda farklı isimler altında kısmen ve sondajlarla kazılmışlar ancak planları dahi çıkarılmamıştır. 2008-2015 yılları arasında kazılan ve temizlenen yapılardan elde edilen bulgular ifade edilen geleneksellikten ayrılan farklı sonuçları ortaya çıkarmıştır. En bilinen özelliği Roma hamamlarının plan ve tipolojisine uyan örnekler olmasıdır. Dikkat çeken yanları plan ve teknik açıdan İtalya’nın Pompeii hamamlarından doğrudan etkilenmiş olmasıdır. Bir başka ayırıcı fark ise Anadolu’da pek bilinmeyen (thermal örnekler hariç) kutsal alan hamamları olmalarıdır. Her iki örnek Apollon Smintheus Tapınağının bir parçası gibi tapınağın yakınında yer almaları ve Anadolu kent hamamları ile karşılaştırılınca boyutları bakımından küçük olmaları ile dikkat çekerler. Smintheion hamamlarını asıl ayrıcalıklı kılan mekân dizilimi veya Büyük hamam frigidariumda olduğu gibi ayrı bir mekân gibi düzenlenmiş havuzları veya özel tasarlanmış hizmetli koridoru değildir. Dikkat çeken yanı Büyük hamam girişinde yer alan heykel kaideleri ve ilk mekânın apodyterium işlevi de gören büyük bir salon ile yıkanma alanlarının değişiklik göstermesidir. Bu iki hamamın asıl vurgulanması gereken ve diğer geleneksel “kent hamamlarından” ayıran özellikleri Anadolu’da özel inşa edilmiş örneği pek bilinmeyen “kutsal alan hamamları” olmalarıdır. 

Anahtar Kelimeler:  Agonistik oyunlar, Kutsal Alan Hamamları, hamam mimarisi, Roma Hamamları, Smintheion. 

Alper YILMAZ

Roma Hamam Mimarisinin Genel Özelikleri İçerisinde Parion Roma Hamamlarının Değerlendirilmesi

ÖZET

Roma Hamam Mimarisinin Genel Özelikleri İçerisinde Parion Roma Hamamlarının Değerlendirilmesi

Alper YILMAZ

Özet: MÖ 8. yüzyılda kurulan Parion, kuruluşundan itibaren olduğu gibi Roma Dönemi’nde de önemini sürdürmüştür. Kentin jeopolitik konumunun vermiş olduğu avantajlardan yararlanmak isteyen Roma, Parion’a ilki Caesar, ikincisi Augustus, sonuncusu ise Hadrianus Dönemi olmak üzere üç kez koloni statüsü vermiştir. Almış olduğu özel statüler ile Parion, hem Roma hem de bölge için daha da önemli hale gelmiştir. Özelikle MS 2. yüzyılda elde etmiş olduğu son statü ile kentte önemli yapılar onarıma gidilmiş ve yeni yapılar bu dönemden sonra inşa edilmiştir. Roma kent dokusu denilince akla gelen önemli yapılardan olan hamamlar, Parion’daki bu değişimi yansıtan en önemli örneklerdir. Parion Antik Kenti’nde 2005 yılında başlayan arkeolojik kazılar sonucunda bugüne kadar iki hamam tespit edilmiştir. Roma hamam mimarisi içerinde değerlendirildiğinde, bu hamamlardan birisi Balnea olarak isimlendirilen halk hamamına, diğeri ise daha küçük inşa edilen özel kullanım butik hamamlara örnek olarak gösterilebilir. Parion Roma Hamamı olarak isimlendiren büyük hamamda kazılar henüz tamamlanmadığı için genel planı ortaya çıkarılamamıştır. Buna rağmen yapının üç ısıtılan mekâna sahip olduğu anlaşılmaktadır. On iki sütunla çevrilmiş ortasında soğuk su havuzu (=Piscina) yer alan bölüm, Anadolu Roma hamam mimarisi özelliklerinde daha çok Roma merkez hamamları ve Romanın kuzey eyaletlerindeki hamamlarda görülen mimari özellikleri yansıtmaktadır. Parion Antik Kenti’nde yer alan diğer bir hamam ise, teras üzerine inşa edildiğinden dolayı Yamaç Hamamı = (slope Bath) olarak adlandırılan yapıdır. Parion Roma Hamamı’na göre daha küçük boyutludur ve üç adet külhan= (Praefurnium) ile ısıtılmıştır. Hypocaust sistemi ile alttan ısıtılan terleme odası (=Laconicum) Anadolu Roma hamamlarından daha çok Parion Roma Hamamı’nda da olduğu gibi Roma Merkez hamamları ve Roma’nın kuzey eyaletlerinde yer alan hamamların mimari özeliklerini yansıtmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Balnea, Parion, roma mimarisi, roma hamamları, Troas,

Korkmaz MERAL

Kyzikos Hadrian Tapınağı’ndaki Ek Yapı Üzerine Yeni Gözlemler

ÖZET

Kyzikos Hadrian Tapınağı’ndaki Ek Yapı Üzerine Yeni Gözlemler

Korkmaz MERAL

Özet: Kyzikos, Propontis’in güney kıyısında yer alan bölgenin en önemli kentlerinden biridir. Bulunduğu konum nedeniyle zaman içerisinde bölgenin en varlıklı kenti olmuştur. Bu da büyük boyutlu yapılar yapmasına zemin hazırlamıştır. Bu çalışmada sadece Kyzikos’un değil aynı zamanda Roma Dönemi Anadolu’sunun da önemli yapılarından biri olan Hadrian Tapınağı’nın batı kısa kenarında yer alan ek yapı ele alındı. Alanın çevresindeki kalıntılar, kalıntıların durumu ve ek yapının mimari dokusundan hareketle kullanım amacına yönelik yeni düşünceler ortaya konmaya çalışıldı. Elde edilen bu veriler ışığında Kyzikos Hadrian Tapınağı’nın terk edildikten sonra özelliklede Ortaçağda maruz kaldığı duruma dikkat çekildi.

Anahtar Kelimeler: Anadolu, Hadrian Tapınağı, Kyzikos, Propontis, Roma Dönemi.

Nihal KARDORUK

İznik Roma Tiyatrosu Taş Eserleri Üzerine Bazı Gözlemler

ÖZET

İznik Roma Tiyatrosu Taş Eserleri Üzerine Bazı Gözlemler 

Nihal KARDORUK

Özet: İznik, antik ismi ile Nicaea (Nikaia), antik dönemde ve sonrasında çevresinde gelişen tüm uygarlıklara başkentlik etmiş önemli bir merkezdir. Denizden uzak geniş bir göl kenarında verimli bir ovada kurulması ve iklimi-coğrafi özellikleri ile ön plana çıkan kent, zamanla tanık olduğu dönemlerin sosyal, politik ve ekonomik merkezi haline gelmiştir. Bithynia Krallığından itibaren sırasıyla Roma, Bizans, Laskarisler Dönemi, Anadolu Selçukluları ve Erken Osmanlı Dönemi’nde önemli bir merkez olarak varlığını sürdürmüştür. Roma Dönemi kalıntılarının çoğu modern yerleşim altında kalan kentte bu döneme tanıklık eden en önemli mimari yapı Roma tiyatrosudur. 17. yüzyıldan itibaren gezginlerin uğrak yerlerinden biri olan tiyatroyu  “W. Sahm” saray kalıntısına, “Domenico Sestini”, su deposuna, “Papadopulos”, hapishaneye benzetmiştir. Farklı görüşlerin bulunduğu bu yapı kalıntısının tiyatroya ait olduğu ilk kez 1743 yılında “R. Pococke” tarafından belirlenmiş ve krokisi çizilmiştir. “Texier” tiyatronun kent içindeki yerini plan üzerinde belirtmiş ve 1943 yılında “A. M. Schhneider” toprak altındaki kalıntıları inceleyerek kroki ve resimleri ile birlikte yayımlamıştır. Anadolu sınırları içerisinde düz bir alanda tonozlu galeriler ile oturma sırası elde edilen iki örnekten birini teşkil eden yapı, antik yazar Genç Plinius tarafından yapım tarihi ve mimari özelliklerinin verilmesi ve alt caveayı taşıyan trapezoidal tonozların kullanımda olması gibi özelliklerle diğer örneğinden ayrılır. Doğal afetler ve kentin cazibe merkezi olmasının getirdiği savaşlar sebebiyle zarar gören tiyatro, kent içerisinde daha sonraki dönemlerde yapılan yapılar için hammadde kaynağı olarak da kullanılmasıyla birlikte zarar payını katlamıştır. Bu yüzden, başta sahne binası olmak üzere, oturma basamakları, orkhestra zemini, dış duvarları, kemer ve tonozları onarılamayacak derecede tahrip olmuştur. Özellikle Arap akınları ile birlikte acil savunma ihtiyacı dolayısıyla, tiyatro malzemesinin büyük bir bölümü surlar üzerinde devşirme olarak kullanılmıştır. 1986 yılından günümüze kadar belirli periyotlarla devam eden kazılarda çini sanatının vermiş olduğu ünle birlikte seramik çalışmaları önem kazanmış ve mimari çalışmalar geri planda kalmıştır. Yapının büyük zarar görmesi ve eserlerin çoğunun devşirme malzeme olarak kullanılması bu çalışma sürecini daha da zorlaştırmıştır. Bu bildirideki amacımız, kazıların ilk başladığı dönemden yeni dönem kazılarına kadar olan periyotta ele geçen mimari eserler ve bunların ait oldukları bölümler hakkındaki genel izlenimlerimizi aktarmaktır.

Anahtar Kelimeler: Bezeme, mimari, plastik, taş eser, Roma, tiyatro.

Günlük Tartışma

1. OTURUM

Oturum Başkanı: Ümit GÜDER

Derya YILMAZ, Mehmet Ali YÜCEL

Kuzey Troas Bölgesi Arkeolojik Yüzey Araştırmasında İHA Görüntüsü Tabanlı Mekânsal Analizlerin Kullanımı

ÖZET

Kuzey Troas Bölgesi Arkeolojik Yüzey Araştırmasında İHA Görüntüsü Tabanlı Mekânsal Analizlerin Kullanımı 

Derya YILMAZ & Mehmet Ali YÜCEL

Özet: Bu çalışmada Çanakkale ili, merkez ilçesi arkeolojik yüzey araştırması ışığında elde edilen verilerin coğrafi bilgi sistemleri (CBS) kullanılarak mekânsal analizleri yapılmıştır. 2016-2017 yılları arasında yürütülen arkeolojik yüzey araştırması kapsamında Kuzey Troas'ta Neolitik Çağ'dan Demir Çağı sonuna kadar çeşitli dönemlere ait yerleşim yerleri tespit edilmiştir. Troya araştırmalarında Troya'nın çevresindeki uydu kentlerin varlığından hep bahsedilmiştir. Ancak bu yerleşim yerlerinin nerede olduğu, sayısı, boyutları hakkında detaylı bir bilgi mevcut değildir. Bu çalışma "Çanakkale ili merkez ilçesi sınırları içinde Troya ile çağdaş tabakaları içeren başka yerleşimler var mıydı" sorunsalı üzerine şekillenmeye başlamıştır. Troas Bölgesi'nde Prehistorik ve Protohistorik Dönem çalışmaları Troya'nın yakın çevresinde ve daha çok sahil kesiminde önceden bilinen yerleşimlerde yoğunlaşmıştır. Ancak Çanakkale merkez ilçe sınırlarının tamamını kapsayan Neolitik Çağ'dan Demir Çağı sonuna kadar bir çalışma yapılmadığı için, özellikle bu alanda yerleşim dokusunun tespit edilmesi ve Troya gibi yerleşimlerle bağlantılarının ortaya konulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda disiplinler arası bir yaklaşımla arazide ölçümü yapılan arkeolojik yüzey araştırması verileri üzerinden mekânsal analiz yapmak için CBS araçları kullanılmıştır. Yüzey araştırması sırasında elde edilen İHA görüntüleri Agisoft PhotoScan Professional yazılımında işlenerek ortomozaik görüntü, 3B nokta bulutu, 3B yüzey modeli, sayısal yükseklik modeli (DEM) verisi ve yükseklik eğrileri elde edilmiştir. 3B nokta bulutu ve 3B yüzey modeli ile Kuzey Troas Bölgesi'nin 3B sayısal arazi modeli üretilmiştir. DEM verileri ve yükseklik eğrileri kullanılarak ArcGIS yazılımında mekânsal analiz amaçlı eğim haritası, bakı haritası yapılmış ve görünürlük analizi gerçekleştirilmiştir. Mekânsal analiz haritaları ArcScene yazılımında 3B olarak görselleştiriliştir. Elde edilen DEM ile sahanın daha ayrıntılı incelenmesi ve kalıntı yerlerinin tespitine destek sağlamıştır. Böylece yerleşim yerlerinin genel özellikleri ve topografik yapısı ile coğrafi konumlarından yola çıkılarak mekânsal analiz yöntemleri ile merkez ilçe sınırlarındaki yerleşim dokusunun yapısal özellikleri daha iyi anlaşılmıştır. 

Anahtar Kelimeler: Arkeolojik yüzey araştırması, Coğrafi Bilgi Sistemleri, İnsansız Hava Aracı (İHA), mekânsal analiz, yerleşim dokusu. 

Ömer Can YILDIRIM

Antik Dönem Tarımsal Üretimde Orak Tanım, Gelişim ve Etnoarkeolojisi

ÖZET

Antik Dönem Tarımsal Üretimde Orak: Tanım, Gelişim ve Etnoarkeolojisi 

Ömer Can YILDIRIM

Özet: Bu çalışmada Küçük Asya’da Antik Dönem tarımsal üretiminde Neolitik Dönemden günümüzde kimi yerleşimlerde hala kullanılan tarım aletlerden biri olan Orağın gelişimi mezar, adak stelleri, lahitler, metal, kemik, mozaik buluntular ve Anadolu Etnoarkeolojisi ışığında değerlendirilmektedir. Tarım, insanlığın ortaya çıkışıyla hayat bulmuş en eski mesleklerden bir tanesi ve insanların temel ihtiyaçlarından olan biyolojik gereksinimlerini karşılayan bir faaliyet dizinidir. İnsanların yerleşik yaşama geçmesiyle tarımsal üretim olgusu ortaya çıkmış, bu durum da tarımsal ürünlerin çeşitlenmesini ve kişilerin bu meslekte giderek uzmanlaşmasını sağlamıştır. Üretimde kullanılan basit fakat belirli amaca yönelik kullanışlı araçlar zamanla çeşitlenerek gelişmiş, önceleri sadece insan gücüne dayanan üretim yöntemleri kullanılırken daha erken zaman dilimlerinde yaşayanlarca keşfedilmiş veya ıslah edilmiş bitki türlerini daha geniş alanlara yaymış ve üretim miktarını da hayvan gücüyle artırmışlardır.  İnsan gücüne dayalı tarımsal üretimin önemli bir ögesi olan oraklar, Küçük Asya topraklarının genelinde basit bir form ve malzemeden daha kullanışlı bir materyal ve tipolojiye doğru bir gelişim sergilemiştir.  

Anahtar Kelimeler: Ethnoarchaeology, Küçük Asya, orak, tarım, tarımsal üretim. 

Ali Akın AKYOL, Halime HÜRYILMAZ

Yenibademli Höyük ETÇ Seramiklerinde Arkeometrik Analizler

ÖZET

Yenibademli Höyük E.T.Ç. Seramiklerinde Arkeometrik Analizler 

Ali Akın AKYOL & Halime HÜRYILMAZ

Özet: Gökçeada’nın Büyükdere Vadisi’nde alçak bir tepe görünümü sunan Yenibademli Höyük, tarih öncesi dönemlerde doğudan batıya doğru alçalan bir sırtın batı ucunda yükselmeye başlamıştır. 15,600 m2’lik bir alana yayılan ve üç kültür dönemini yansıtan yerleşimin, gerçek kimliğine Erken Tunç Çağı II döneminin kültür katları damgasını vurmaktadır. MÖ 3. bin yılının başlarından itibaren varlığını yaklaşık 400 yıl boyunca sürdüren yerleşimin, üretim ekonomisinde seramik endüstrisi ön plana çıkmaktadır. Konut amaçlı yapılarda karşılaşılan çanak çömlek türü buluntular, çoğunlukla servis, pişirme ve depolama kaplarına aittir. Kap spektrumunda baskın görünen ve tip itibariyle Denizel Troia I kültürünün yapımlarıyla entegre olan örneklerden başka, yerel mesleki becerileri sergileyen ürünler ve kuzey Ege’nin ada yerleşimleri arasında teknik bilgilerin paylaşıldığını ortaya koyan deliller de mevcuttur. Yerleşimin farklı kesimlerinden alınan ve işlevselliği değişen seramik örneklerinin arkeometrik (kimyasal ve petrografik) analizleri bu yazının konusunu oluşturmaktadır. Kodlanıp fotoğraflanarak belgelenen seramik örneklerin renk değerleri L*a*b* renk sistemi kullanılarak belirlenmiştir. Örneklerin petrografik özellikleri (matriks/agrega içeriği, gözenekliliği, kil matriks yapısı, agrega türü, dağılımı ve boyutu) ince kesit optik mikroskop analiziyle, kimyasal (elementel) yapısı da XRF analizi ile belirlenmiştir. 

Anahtar Kelimeler: Arkeometri, E.T.Ç. seramikleri, İnce Kesit Analizi, XRF Analizi, Yenibademli Höyük. 

Atalay KARATAK, Ali Akın AKYOL, Kaan İREN

Daskyleion Doğu Nekropolü, Kaya Mezarı II’den Ele Geçen İki Metal Buluntunun Arkeometrik Analizleri

ÖZET

Daskyleion Doğu Nekropolü, Kaya Mezarı II’den Ele Geçen İki Metal Buluntunun Arkeometrik Analizleri 

Atalay KARATAK & Ali Akın AKYOL & Kaan İREN

Özet: Manyas Gölü’nün (Bandırma, Balıkesir) güneydoğu kıyısında bulunan Daskyleion (Hisartepe); antik dönemde Propontis, Mysia ve Hellespontos Phrygiası olarak bilinen bölgelerin kesiştiği bir noktada yer almaktadır. En erken yerleşim izlerinin MÖ 8. yüzyıla kadar indiği bilinen bu arkeolojik alan, antik kaynaklarda sıkça değininilen önemli Pers satraplıklarından birisidir. Daskyleion’un, yerleşim alanına ek olarak doğu ve güneyinde iki de nekropol alanı bulunmaktadır. Bu nekropol alanları, Daskyleion’un farklı dönemlerine ait çeşitli tip ve büyüklüklerde mezarları barındırmaktadır. Mezarlardan bazıları, Prof. Dr. Kaan İren başkanlığında sürdürülmekte olan Daskyleion arkeolojik kazıları bünyesinde yapılan çalışmalar sonucu açığa çıkarılmıştır. Bu mezarlar arasında, Kaya Mezarı II olarak tanımlanan mezar, anakayaya oyulmuş uzun bir dromos ve mezar odasından oluşmaktadır. Mezarda 2014 yılında yapılan kazı çalışmalarında, anakayaya işlenmiş iki kline ile çeşitli tür ve biçimlerde ölü hediyelerinin varlığı saptanmıştır. Bildiriye konu olan iki buluntudan ilki, bu klinelerden biri üzerine defnedilmiş olan bireye mezar hediyesi olarak bırakılmış demir bir hançerdir. Kınıyla birlikte mezara bırakılması ve in situ olarak günümüze kadar korunagelmiş olması, bu hançere Anadolu ve bölge arkeolojisi açısından ender bir buluntu niteliği kazandırmaktadır. İncelenen bir diğer buluntu ise, yine aynı mezar içerisine ölü hediyesi olarak bırakılan bir mobilyanın ayağına ait tunçtan imal edilmiş silindirik bir donatıdır. Gazi Üniversitesi, Tarihi Malzeme Koruma ve Araştırma Laboratuvarı (MAKLAB) bünyesinde arkeometrik yönden incelenen buluntular üzerinde P-XRF, X-Ray Radyografi ve Elektron Mikroskobu (SEM-EDX) analizleri uygulanmıştır. Yapılan analizlerden elde edilen veriler sonucunda, her iki örneğin malzeme karakterizasyonları, kompozisyonları, makro ve mikro yapıları, üretim teknikleri ve süreçleri hakkında bilgilere ulaşılmıştır. 

Anahtar Kelimeler: Antik metal analizi, Daskyleion, metal, SEM-EDX, XRF. 

Ümit GÜDER, Abdülkadir ÖZDEMİR

Troas Bölgesi’nden Erken Bakır Aletlerin Arkeometrik Analizleri

ÖZET

Troas Bölgesi’nden Erken Bakır Aletlerin Arkeometrik Analizleri 

Ümit GÜDER & Turan TAKAOĞLU

Özet: Anadolu’da bakırın kullanımının tarihi Neolitik Döneme kadar uzansa da Troas bölgesinde Tunç Çağı öncesine ait bakır buluntu sayısı oldukça sınırlıdır. Bu nedenle Gülpınar kazıları esnasında ele geçmiş olan MÖ 4. bin yıla tarihlendirilen dört bakır alet oldukça önemlidir. Uzunlukları 6 ila 11 cm arasında değişen bu aletler yuvarlağa yakın kesitlere sahiptirler. Aletlerin arkeometrik incelemeleri sonucunda üretiminde kullanılan bakır cevheri türü ve üretim yöntemi hakkında detaylı bilgiler elde edilebilmiştir. Tüm aletler üzerinde taşınabilir XRF cihazı ile yapılan analizlerde aletlerin yüzeylerinin bakır oksit ve bakır tuzlarından oluşan bir patina ile kaplı olduğu anlaşılmıştır. Seçilen iki aletten alınan örnekler metalografi, SEM-EDS yöntemleri ve mikro sertlik testiyle incelenmiştir. Bu incelemeler ile aletlerin mikro yapılarının tek tip bakır fazına ait tanelerden oluştuğu ve bu yapılara çeperden merkeze doğru değişen sayılarda gri ve siyah renkte kalıntıların eşlik ettiği tespit edilmiştir. SEM-EDS incelemelerinde ise iki örnekte de %1 arseniğe rastlanmıştır. Kalıntıların üç farklı gruptan oluştuğu, bu grupların döküm süreci ile alakalı bakır oksit fazlar, yoğun demir içerikli kalıntılar ve son olarak kurşun ve kükürtçe zengin kalıntılardan oluştuğu gözlenmiştir. Mikro sertlik ölçümlerinde ise tane boyutlarıyla alakalı olarak bir aletin 48-50 HV, diğerinin ise 105-123 HV arasında değişen sertliklere sahip olduğu görülmüştür. Analiz sonuçları değerlendirildiğinde Gülpınar’da bulunan bakır aletlerin üretiminde kullanılan bakırın, sülfür içerikli polimetalik cevherin kavrulması ve izabe edilmesi ile elde edildiği anlaşılmıştır. Bu esnada cevherde bulunan arsenik %1 oranında metale karışarak kalmıştır. Gülpınar’da izabeye yönelik cüruf veya pota gibi kanıtların bulunmayışı, bu iğnelerin ingotlar ya da yarı bitmiş formlar halinde Gülpınar’a getirilmiş ve burada ısıtma-dövme-tavlama işlemleri ile ihtiyaca göre şekillendirilmiş olabileceğini düşündürtmektedir. İğne formundaki bir alet şekillendirme işlemi ardından tavlama sonrası haliyle bırakılmışken, delici amaçla kullanıldığı düşünülen diğerinde ise tavlama uygulanmayarak sertliğin daha da yüksek kalması sağlanmıştır. Gülpınar örnekleri Troad bölgesinin en erken arsenikli bakır örnekleri oluşu ve polimetalik cevherlerden izabe işleminin izlerini taşımaları nedeniyle dikkat çekicidir.

Anahtar Kelimeler: Arkeometri, bakır aletler, Gülpınar, SEM-EDS, Kalkolitik.

Tartışma

Kahve Arası

2. OTURUM

Oturum Başkanı: Ali Akın AKYOL

Murat AY

Troas Antik Granit Ocaklarındaki Sütun Üretim Teknikleri

ÖZET

Troas Antik Granit Ocaklarındaki Sütun Üretim Teknikleri

Murat AY

Özet: Antik Çağ’da monolit granit sütunların üretimi hakkında bilgi veren çok sayıda iyi korunmuş taş ocağı Troas Bölgesi’nde bulunmaktadır. Ocakların iyi korunmuş olması sütunların üretim evrelerinin ayrıntılı bir şekilde tespitine imkân tanımaktadır. Çalışma alanındaki büyük boyutlu (yaklaşık Uzunluk 11.5 m, yaklaşık Alt Çap 1.60 m) granit sütunlar Ezine’deki Koçali (Yedi Taşlar) ve Akçakeçili (Kestanbol) ocaklarında üretilmiştir. Bu ocakların yanı sıra daha küçük boyutlu sütun üretimi yapan ocaklar da yine bu bölgede mevcuttur. Bu çalışmada, söz konusu ve yeni keşfedilen granit ocaklarındaki sütun üretim teknikleri irdelenmektedir. Özellikle Koçali yakınlarında tespit edilen ocak kolossal sütunların çıkarılması ve işlenmesi hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Sonuç olarak, Koçali, Akçakeçili ve yeni keşfedilen ocaklardaki monolit sütunlar kanal açama ve kama tekniği ile ana kayadan kaba bloklar halinde kesilerek, çıkarıldıkları ocaklarının içinde işlendikleri belirlenmiştir.

Anahtar Kelimeler: Granit, Kestanbol, sütun üretim tekniği, Troas, Yedi Taşlar.

Ali ÖZTÜRK

Adramytteion Khora’sında Bir Savunma Yapısı “Dedekaya”

ÖZET

Adramytteion Khora’sında Bir Savunma Yapısı – Dedekaya. 

Ali ÖZTÜRK

Özet: Adramytteion kenti khora’sında yer alan Dedekaya, günümüzde Balıkesir ili Burhaniye ilçesi sınırlarında, Bahadınlı ve Karadere mahalleleri arasında Karınca deresinin bir kolu üzerinde yer alan vadiye hâkim bir noktada konumlanmaktadır.  Yerleşim, üst kottaki tahkimata dair mimari izlerin tespit edildiği iki ana kaya öbeğinden oluşan alandan ve bu alanın batısında kalan taş ocaklarından oluşmaktadır. Bu alanlar ve çevresinde, yoğunluğu kuzey-kuzey batı yönünde olmak üzere Geç Klasik-Hellenistik Dönem'den başlayarak Bizans Dönemi sonuna kadar tarihlenen keramik buluntular tespit edilmiştir. Bulunduğu konum itibariyle Thebe ovası düzlüğüne açılan vadinin savunması için önemli bir noktada olan Dedekaya, aynı zamanda bölgede yer alan diğer savunma yapılarıyla olan olası ilişkisi içerisinde tüm bölgenin savunma ağı yapısında da yer almaktadır. 2015-2017 yılları arasında sürdürülen çalışmalarla, alanda tespit edilen küçük buluntular incelenmiş, alanın ölçümleri ve çizimleri yapılarak üç boyutlu modelleri oluşturulmuş, ayrıca coğrafi bilgi sistemleri kullanılarak alanın yapısal özelliklerinin yanı sıra işlevine dair de çıkarımlarda bulunulmuştur. Bu çalışma, alanda tespit edilen yerleşimin yapısal özelliklerini açıklamakla birlikte, alanın bölge savunmasındaki yerini, çevresindeki benzer savunma yapılarıyla olan ilişkisini ve Adramytteion khora’sının savunmasına dair genel tespitler sunmaktadır. Ayrıca alanın değişen sosyal ve siyasal süreç içerisinde Roma ve Bizans Dönemi’ndeki kullanımına dair fikirler tartışılmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Adramytteion, Dedekaya, khora, savunma yapısı, yerleşim. 

Fuat DURMUŞ

Venedik Arması ve Gelibolu Tarihindeki Yeri

ÖZET

Venedik Arması ve Gelibolu Tarihindeki Yeri 

Fuat DURMUŞ

Özet: Gelibolu Yahudi Mezarlığı envanter çalışmaları sırasında saptanan, bugün Yahudi Mezarlığı’nda mezar taşı olarak kullanılan Venedik Arması, Gelibolu’nun Haçlı Seferi sırasındaki Venedik işgalinden geriye kalan ve şimdilik bilinen tek belge niteliğindedir. Papa III. Innocentius’un çağrısıyla başlayan IV. Haçlı Seferi ile Venedikliler, 1204 Martında İstanbul surları altında Haçlılar ile yaptıkları anlaşma kapsamında Bizans İmparatorluğu’nun paylaşılmasına karar vermiş; yapılan arazi taksiminde önce Boniface de Montferrat’a verilmiş olan Gelibolu, daha sonra Venedik’e bırakılmıştır. Yaklaşık otuz yıllık Latin işgali (1204) ardından Gelibolu, I. Theodoros Laskaris’in selefi Ioannes III.  Dukas Vatatzes (1222-1254) tarafından 1235’te Latin istilasından kurtarılmıştır. Gelibolu’nun Latin İşgali ile bu işgalin nişanesi olarak yapılmış ve muhtemelen Latin İşgali Dönemi’nde Gelibolu Kalesi’ne yerleştirilmiş olan Venedik Arması, tarihi ve ikonografik bağlamda bu makalede ele alınacaktır. 

Anahtar Kelimler: Gelibolu, kale, Latin İşgali, Venedik Arması, yahudi mezarlığı. 

Ahmet BİLİR, Oktay DUMANKAYA, Serkan GÜNDÜZ, Serkan GEDÜK

Kuzey Doğu Marmara’da Prokonnesos Kökenli Bir Mermer Batığı

ÖZET

Kuzey Doğu Marmara’da Prokonnesos Kökenli Bir Mermer Batığı 

Ahmet BİLİR & Oktay DUMANKAYA & Serkan GÜNDÜZ & Serkan GEDÜK

Özet: Kuzey Doğu Marmara Su Altı Araştırmaları kapsamında, 2016 yılında Vordonisi Adası mevkiinde, Prokonnesos kökenli bir mermer batığı tespit edilmiştir. 2017 yılında üzerinde detaylı bir belgeleme ve çizim çalışması yürütülen batık ve rotası bu çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.  MS 1010 yılında yaşanan bir deprem nedeniyle sulara gömülen Vordonisi Adası’nın, Patrik Photios’un sürgün adası olduğu düşünülmektedir. MS 858 – 867 ve MS 877 – 886 tarihleri arasında Konstantinopolis Patriği olan Photios, Vordonosi’deki Armeniakoi veya Armenians Manastırı’na sürgüne gönderilmiştir. Vordonisi üzerinde gerçekleştirilen dalışlar neticesinde, çeşitli amphora kulpları ve gövde parçaları, çatı kiremitleri dışında on sekiz parçadan oluşan işlenmemiş mermer bloklar tespit edilmiştir. Bunların üzerlerinin midye, denizkestanesi ve kekamoz tabakası ile kaplı oldukları görülmüştür. Belli bir düzen içinde sıralanmadıkları gözlenen bu mermer blokların, bazılarının düzgün kesimli olduğu anlaşılmaktadır. Bir arada ve gelişi güzel bulunmaları nedeniyle, dökülmüş oldukları izlenimi verdiklerini belirtmek mümkündür. Özellikle İstanbul’daki yoğun yapı faaliyetlerinde, sıklıkla Prokonnesos mermerinin tercih edildiği bilinmektedir. Acil durumlarda lodosun şiddetinden korunmak isteyen denizciler, Çanakkale Boğazı’nı geçtikten sonra Marmara Denizi’nin güney kıyılarını takip etmişlerdir. Özellikle Marmara’nın kuzey doğusunda bulunan Vordonisi Kayalıkları, lodosa açık ve denizciler için son derece tehlikelidir. Bunlar yatağından kesilmiş şekliyle bir gemiye yüklendikten sonra, batık adanın kayalıklarına çarparak batan bir geminin kargosu olmalıdır. Bu çalışmanın amacı tespit edilen mermer blokların kökenini belirlemek ve batığın rotasını tayin etmektir. Bu amaç doğrultusunda mineralojik-petrografik analiz için İstanbul Restorasyon ve Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarı’nda incelenmek üzere, sekiz farklı bloktan eser miktarda örnek alınmıştır. Yatak tespiti için ise Marmara Adası, Saraylar Beldesi’ndeki mermer ocaklarından üç farklı örnek laboratuvar ortamında analiz edilmiştir. 

Anahtar Kelimeler: Batık, mermer, Prokonnesos, sualtı, Vordonisi.  

Erkan KURUL

Antikçağdan Ortaçağa Propontis, Hellespontos ve Bosporos Thalassografik Bir Değerlendirme

ÖZET

Antikçağdan Ortaçağa - Propontis, Hellespontos ve Bosporos: Thalassografik Bir Değerlendirme 

Erkan KURUL

Özet: Antikçağ thalassografisinde Marmara Denizi (= Προποντίς), Çanakkale Boğazı (= Ἑλλήσποντος) ve İstanbul Boğazı (= Βόσπορος) coğrafi adlandırmaları ön plana çıkmaktadır. Bu minvalde, söz konusu adlandırmalar Hellen ve Latin sözlü-yazılı kaynaklarında da sıklıkla kullanım görmüştür. Öyle ki, bu adlandırmalar kimi zaman mitlerde kurgulanan olayların imgesel sahnelerini (örneğin Io efsanesi, Hero & Leandros destanı ve Argo gemicileri söylencesi gibi) temsil ederken, kimi zamansa tarih yazım geleneğinin (historiografi) bütünleyici figürlerinden biri olan mekân kavramının karşılığı olmuşlardır. Böylelikle Propontis, tarih ile mitolojinin buluştuğu ve birbiriyle iç içe geçerek bütünleştiği kadim bir iç denizi nitelerken, Hellespontos ve Bosporos ise Doğu ile Batı’nın, aynı zamanda Asya ile Avrupa’nın geçmişlerinin, mevcudiyetlerinin ve de geleceklerinin şekillendiği boğazlar olarak anılagelmişlerdir. Bu bildiride; Antikçağdan günümüze kadar isimlerini muhafaza ederek günümüze ulaştırmış Marmara Denizi, ayrıca da Çanakkale ve İstanbul boğazlarını tasvir ederken kullanılan antik tanımlamaların ortaya çıkış ve değişim süreçleri incelenecek, akabinde bu isimlendirmelerin ne tür bir tarih yazım geleneği perspektifinde kabul görerek kullanılmaya başladıkları sorgulanacaktır. Diğer bir yandan ise, Propontis ile Hellespontos ve Bosporos adlandırmalarının Arkaik Dönem’den günümüze değin antikçağ yazarları tarafından ne sıklıkla ve hangi aralıklarla kullanıldığına yönelik çıkarımlar yapılarak çeşitli tezler üretilmeye çalışılacaktır.  

Anahtar Kelimeler: Bosporos, Hellespontos, Propontis, Thalassografi. 

Günlük Tartışma

Öğle Arası

18.10.2018

4. Gün - Tüm Program

1. OTURUM

Oturum Başkanı: Zeynep KOÇEL ERDEM

Alexey BELOUSOV, Mikhail TREİSTER

The Gala Dagger with Dated İnscription from the Princely Sarmatian Burial near Kosika in the Lower Volga Area

ÖZET

The Gala Dagger with Dated Inscription from the Princely Sarmatian Burial Near Kosika in the Lower Volga Area 

Alexey BELOUSOV & Mikhail TREISTER

Abstract: The paper is devoted to the cross-guard of the fragmentary dagger found in 1984 in the princely nomad burial near Kosika in the Lower Volga area, belonging to the type of gala daggers which were wide spread in Eurasia in the 1st century BC – 1st century AD and became one of the insignia of power as testified by the finds in the princely nomadic burials and their depictions on the royal figures on the stelae from Commagene. The dated (year 238) dotted inscription revealed on the gold overlay of the cross-guard by one of the authors in 2015 and completely cleaned from the iron oxides in 2017 contains an indication of the craftsmen and the weight of gold, confirmed by the eclogist, which means estimated on the highest state level. The inscription allows to suggest with high degree of probability that the dagger may have been manufactured either as a tax payment of the corporation to the state or rather by the decree of the royal person as a gift to an equal person. Moreover, the analysis of the inscription suggests that the object could have made in Asia Minor, perhaps in Commagene, in 74 BC (that means the date belongs to the Seleucid era), rather than in 59 BC, because the existence of the eclogists in the Pontic Kingdom has not been confirmed by any documents. This dating corresponds well to the archaeological dating of the burial in Kosika to the early third quarter of the 1st century BC and the already published hypothesis, that the deceased could have been a participant of the Asia Minor campaign of the Bosporan King Pharnakes in 49–47 BC. 

Keywords: Kosika, Gala Dagger, Sarmatian Burial, inscription, insignia of power. 

Ersin ÇELİKBAŞ

Parion Altın Eserleri

ÖZET

Parion Altın Eserleri 

Ersin ÇELİKBAŞ

Özet: Aisepos Irmağı’nın çıktığı yerden, İda Dağı (Kazdağı)’nın güneyinde yer alan Adramytteion (Edremit) Körfezi’ne kadar uzanan hattın batısındaki Antik Troas Bölgesi sınırları içinde yer alan Parion antik kenti, Çanakkale Boğazı’nın Marmara Denizi (Propontis)’yle birleştiği bölgede yer almaktadır. Günümüzde ise antik kent, Çanakkale İli, Biga İlçesi, Kemer Köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. Çalışmanın konusunu oluşturan altın eserler 2005 yılından beri kazı çalışmaları gerçekleştirilen Parion Güney Nekropolü’nde ortaya çıkarılmıştır. Ortaya çıkarılan altın eserler içerisinde sikke-aplik, diademler, kolyeler, küpeler, yüzükler ve iğneler mevcuttur. Zengin buluntu kontekstlerine sahip olan Güney Nekropolü’nde ortaya çıkarılan altın eserlerin tamamına yakını MÖ 4. yüzyıla ait olan taş sandık mezarlar ile lahitlerin içerisinde ele geçmiştir. Geç Klasik- Erken Hellenistik döneme ait mezarlarda altın eserlerin ortaya çıkarılmış olması Parion antik kentinin bu dönem içerisinde refah durumunu göstermesi açısından önem arz etmektedir. Ayrıca altın eserlere Güney Nekropol alanı kazılarında sıklıkla karşılaşılması Parion’da bir altın işliği olup olmadığı sorusunu akla getirmektedir. Antik dönemin en önemli altın eser üretim merkezlerinden bir tanesi olan Lampsakos’un Parion’un komşu kenti olması Parion’da üretim konusunda iki olasılığı ortaya çıkarmaktadır. Bunlardan ilki Parion’un Lampsakos’a komşu olması nedeniyle altın eserleri hemen yakınında bulunan kentten ithal etme olasılığıdır. Diğer olasılık ise antik dönemde varlığı bilinen gezici atölyelerin Parion’a sıklıkla gelmiş olma olasılığıdır. Parion’un antik dönemde önemli bir liman kenti oluşu Parion’un önemli bir deniz ticareti noktası olmasını sağlamış olmalıdır. Bundan dolayı Parion’da ihraç amaçlı bir üretim söz konusu olabilir. Bu çalışmada Parion Güney Nekropolü’nde ortaya çıkarılan altın eserlerin benzer örnekler ışığında analojileri yapılıp katalog haline getirilecektir. Ayrıca Parion’da antik dönemde bir üretim olup olmadığı sorusuna yanıt aranacaktır. 

Anahtar Kelimeler: Altın eserler, Lampsakos, Parion, takılar, takı işliği. 

Borislav BORİSLAVOV

Between Dabene and Ada Tepe. Bronze Age Gold Jewellery from Izvorovo – Southeastern Thrace

ÖZET

Between Dabene and Ada Tepe: Bronze Age Gold Jewellery from Izvorovo – Southeastern Thrace 

Borislav BORISLAVOV

Abstract: During the last fifteen years three very important discoveries related to the Bronze Age of the Balkans and Northwestern Asia Minor have been made on the territory of Southern Bulgaria. Since 2004 an archaeological site extremely rich in gold jewellery, near the village of Dabene, Karlovo (EBA II - EBA III) has been explored. Between 2008 and 2015, the oldest gold mine dated to the LBA, was studied near Krumovgrad in the Eastern Rhodopes. A settlement and a tumular necropolis near the village of Izvorovo, Harmanli district, have been excavated since 2008. They are placed chronologically between the two above mentioned sites. More than 400 artifacts from gold, electron, silver and bronze were found during the excavations until now. The group of precious objects naturally raises the questions of their origin, production, technology, influences and contacts. The solid stone building constructions and the tools for jewellery processing, which were found during the excavations of the settlement, the lack of precise parallels for some of the most representative finds, the data for high standard of living are part of the evidences for the existing of local production centre. The strong tradition lasting more than a millennium is a prove of the role of Southern Thrace not only as an important centre for the extraction of raw materials (gold, silver, copper and lead) but also as a centre with its own characteristics and style in the manufacturing of metal products during the Bronze Age. 

Keywords: Ada Tepe, Bronze Age, Dabene, jewellery, tradition. 

Özgün KASAR

Daskyleion ve Çevresinde Silah Çeşitliliği

ÖZET

Daskyleion ve Çevresinde Silah Çeşitliliği 

Özgün KASAR

Özet: Daskyleion; Balıkesir İli, Bandırma İlçesi, Ergili Köyü’nün 2 km batısında ve Manyas Gölü’nün güney doğusunda yer almaktadır. Kent, Hellespontine Phrygia Bölgesi başta olmak üzere Mysia, Bithynia, Paphlagonia, Phrygia ve Lydia Bölgeleri ulaşım ağı içerisinde hem stratejik hem de dinsel ve politik açılardan kilit noktadadır. Ayrıca kent, Anadolu kültür tarihi için çok önemli olan Mys, Phryg, Lydia, Pers ve Yunan kültürlerine ev sahipliği yapması açısından da önemlidir. 30-35 yılı kapsayan uzunca bir sürede Daskyleion’da gerçekleştirilen arkeolojik kazı çalışmalarında yerleşmenin farklı mekânlarından çok sayıda madeni buluntu ele geçmiştir. Bu buluntular arasında sayıca en yoğun grubu silahlar oluşturmaktadır. Silahlar, başta yerleşmenin yukarı şehrinde olmak üzere, aşağı şehirde ve tümülüs mezarlarda ele geçmiştir. Yerleşmenin İlk Çağ’daki jeopolitik konumu ve siyasi geçmişi dikkate alındığında, kentte savunma ve saldırı amaçlı silahların günümüze kadar yapılan kazılarda çok sayıda ele geçmesi olağandır. Öte yandan yerleşmenin bir paradeisosa sahip olması geçmişteki avlanma faaliyetlerinde ok ucu benzeri silahların kullanılmasını gerektirmiştir. Bu bağlamda çalışmada, yerleşmede ele geçen silahların tanımlanması, tipolojilerinin oluşturulması, tarihlendirilmeleri ayrıca zaman ve mekân açısından değerlendirilmeleri hedeflenmektedir.

Anahtar Kelimeler: Daskyleion, ok ucu, tümülüs, tunç, silah. 

Ayberk ENEZ

Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea) Kazılarında Ortaya Çıkarılan Metal Buluntular

ÖZET

Küçükçekmece Göl Havzası (Bathonea?) Kazılarında Ortaya Çıkarılan Metal Buluntular 

Ayberk ENEZ

Özet: İstanbul şehir merkezinin 20 km batısında, Avcılar ilçesinin Firüzköy kıyıları ve Küçükçekmece Gölü’nün kuzeybatısında yer alan yarımada üzerinde, 2009 yılından itibaren devam eden arkeolojik çalışmalarda Doğu Roma İmparatorluk Dönemi’nin farklı evrelerine tarihlendirilen yapı grupları ortaya çıkarılmıştır. Bunlar, eldeki verilere göre dini amaçlı olduğu düşünülen iki apsisli yapı, martyrion, anıtsal boyutlarda bir sarnıç, atık ve temiz su kanal sistemleri, liman yapıları, yollar ve birçok antik dönem mezarıdır. Deprem ve yangın gibi sebepler ile tahrip olan yapılar, tekrar kullanımdan dolayı farklı yapı katlarına sahiptir ve kontekstlerinde çok sayıda küçük buluntu tespit edilmiştir. Bu küçük buluntuların önemli bir bölümünü metal grubu oluşturmaktadır. Takılar, kayış aksamları, üretim gereçleri, kesiciler, sembolik eşyalar ve ticaret ile ilgili olan metal buluntular, mekânların işlevlerinin belirlenmesi ve gerekli tarihlendirilmenin yapılabilmesini sağlamanın yanı sıra dönemin üretim teknolojileri, sanat anlayışı ve günlük hayat hakkında bilgi sağlamaktadır. Bu sunumda, metal buluntular hakkında bilgi verilmesi ile birlikte, ilgili dönem ve Propontis bölgesi içerisinde yer alan diğer merkezler olan ilişkisi de vurgulanmaya çalışılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Bathoneia, Doğu Roma İmparatorluğu, Konstantinopolis, küçük buluntu, metal eserler. 

Tartışma

Kahve Arası

2. OTURUM

Oturum Başkanı: Erhan ÖZTEPE

Mikhail TREISTER

Blechkanne. Copper Hammered Pitchers of the First Centuries AD from the Pontic Area and Sarmatia

ÖZET

Blechkanne. Copper Hammered Pitchers of the First Centuries AD from the Pontic Area and Sarmatia 

Mikhail TREISTER

Abstarct: Discussed are the finds of jugs of the Straldzha type in the Pontic region, which were assumed by B.A. Raev to be manufactured in the workshops of Thrace. An analysis of the chronology of the vessels shows that in Sarmatia, with rare exception, predominate finds in the funeral contexts of the late 1st and the first half of the 2nd century AD., while in the Bosporus and partly in the South-Western Crimea, the finds of such pitchers predominate in the complexes and layers of the mid-3rd – early 4th century AD. Taking into account the recent finds in the territory of the Western and North-Western Pontic area, in the Crimea, as well as in the burials of the nomads of Asian Sarmatia and the mapping of finds, it becomes evident that the center of the conglomeration of finds in the Northern Black Sea Coast is located in the Bosporan Kingdom with the "splashes" on adjacent territories: to the west – to the region of the South-Western Crimea and to the north-east – to the nomads of the Lower Don region. The doubts expressed by J. Kunow and D.B. Shelov that pitchers of the Straldzha type were manufactured only in Thrace become especially relevant now. To consider, as before, that all these pitchers, which were simple, easy in production and used most probably to boil water, found in the Northern Black Sea area (where the number of finds exceeds the Thracian ones by a factor of two) were made in Thrace, contradicts logic. I am certainly not going to postulate that the finds from Thrace were made in the Bosporan Kingdom, they could have been made in the local workshops or in Pannonia.

Keywords: Bleckhanne, copper hammering, pitcher,  Pontus, Sarmatia. 

Milena TONKOVA

Fifth century BC Craftsmen’s Deposit from the Pit Sanctuary at Malko Tranovo Village in the Middle Hebros Valley

ÖZET

Fifth Century BC Craftsmen’s Deposit from the Pit Sanctuary at Malko Tranovo Village in the Middle Hebros Valley 

Milena TONKOVA

Abstract: The aim of the study is to discuss one of the more important finds coming from the Thracian pit sanctuary at the village of Malko Tranovo, Chirpan municipality. A deposit of 113 pieces – adornments, craftsmen’s tools, raw materials and scrap of imported bronze vessels as well as finished articles and raw materials of bone were found in a 5th century pit. Several issues are treated in the study of this deposit: about its date; about its character – a presumable ex-voto of a craftsman, most likely an itinerant one; about its origin – some of the finds are undoubtedly Greek, but others are local production; about the social status of the craftsman, etc. The deposit from Malko Tranovo provides also information about the trade with products of bronze in the Aegean area as well as the presence of itinerant Greek traders in Thrace during the 5th century BC. A particular focus is the considering of this find on the background of other similar deposits of pieces of jewellery and craftsman’s tools of the sixth and 5th centuries BC coming from Thrace and beyond and found in a ritual context.

Keywords: adornments, craftsman, jewellery, Malko Tranovo, pit sanctuary. 

Ioanna N. KOUKOUNIS

Two New Lead Seals from Chios Contribution to the Knowledge of the Early Byzantine Provincial Administration (6th-9/10th Centuries AD)

ÖZET

Two New Lead Seals from Chios: Contribution to the Knowledge of the Early Byzantine Provincial Administration (6th-9/10th centuries) 

Ioanna N. KOUKOUNI

Abstract: This paper begins with the flip side: rather than data from systematic excavation it presents evidence coming from chance finds. Three objects from a private collection, a token and two lead seals of Byzantine secular officials aim to shed further light to our poor knowledge of the Early Byzantine Chios and its role in the imperial provincial administration: the first is a seal of a certain George, archon of Chios, the second belongs to a certain Nonnos. The former is of particular importance for it makes one more piece of the puzzle regarding the rather enigmatic position of Chios in the Byzantine thematic circumscriptions.  Summarizing the main points of the historical record and the scholarly literature, in the early 7th century Chios is shown to be under the jurisdiction of the komes of Abydos, a city at the entrance of the Hellespont; both places belong to the same circumscription, whose ninth-century appellation is  “theme of Aegean Sea”.  The district of this maritime theme covered the northern Aegean, and, according to the testimony of Constantine Porphyrogennitus, encompassed “the Cyclades and among the Sporades the isles of Mitylene, Chios and Lemnos,  the entire Troad from cape Lekton to the Propontis, Cyzicus and  Parion, the Hellespont, River Ryndakos, Daskyleion and the Kyanos Gulf”. In the early 11th century the island became a separate theme ruled by its own political and military governor, whose title was general of Chios. The presence of an “archon (magistrate) of Chios” appears only in the sigillographic record and chronologically is placed between the ninth and tenth centuries, thus causing a still unresolved scholarly puzzle in reference to the precise administrative position of Chios. An important detail of the two seals is their provenance: they were found on the island. This paper-proposal seeks to discuss this new evidence integrating it within its wider context of the Propontis and its environs.

Keywords: Archon, Chios, Early Byzantine, lead seals, provincial administration. 

Emil NANKOV

“Παντοτε Καλη Εστιν” Inscribed Steelyard Counterweight from Late Antique Parthicopolis

ÖZET

ΠΑΝΤΟΤΕ ΚΑΛΗ ΕΣΤΙΝ: Inscribed Steelyard Counterweight from Late Antique Parthicopolis 

Emil NANKOV

Abstract: This paper presents a unique inscribed steelyard counterweight from Parthicopolis (present-day Sandanski) in southwestern Bulgaria. Although the find was excavated in 1967 on the premises of an Early Christian basilica and an adjoining complex frequently identified as a bishop’s residence, it had since remained unpublished. The object is a spherical counterweight, made of lead, coated in two bronze hemispherical cups of which some fragments are still attached. Its weight of 2254 g or ca. 7 Roman librae of 2292 g indicates that the steelyard for which it was intended could measure loads up to at least 23 kg or 70 Roman librae. What makes this small find quite exceptional, however, are the discernible traces of two short Greek inscriptions punched upon the bronze sheathing. The first inscription reads: +ΠΑΝ v TOΤΕ ΚΑ, which was superseded by a second: +ΠΑΝΤΟΤΕ ΚΑΛΗ ΕΣΤΙΝ, positioned rather awkwardly immediately above it. Although the phrase is short and clear, its meaning and significance in the context of a weighing implement remain shrouded in mystery. Perhaps it can be interpreted as an invocation that the counterweight would be good enough for the purpose intended, i.e. its weight was certified to be accurate. Usually, Late Antique steelyards receive punched inscriptions on the scale beams, always preceded by a cross, signifying exclusively personal ownership of clergy officials, as illustrated by several examples from Turkey, Greece, Slovenia, Serbia, Romania and Bulgaria. On account of the counterweight morphology, as well as the paleography of the inscriptions, the inscribed steelyard counterweight from Parthicopolis should be dated to the 6th century AD, but not later than 578 AD, when the whole complex was burned down during the Slavic invasions in the Middle Strymon valley.

Keywords: Clergy, Early Byzantine, inscription, Parthicopolis, steelyard weight.

Gülbahar BARAN ÇELİK

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndeki Bir Grup Bolu- Göynük Yenişehir-Bilecik Buluntusu

ÖZET

İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ndeki Bir Grup Bolu- Göynük/Yenişehir-Bilecik Buluntusu 

Gülbahar BARAN ÇELİK

Özet: Bildirinin konusunu oluşturan buluntu grubu içinde iki bronz situla, bir bronz patera sapı, bir bronz aplik, bir bronz askos, bir bronz büyük kap, bir gümüş küçük testi, bir gümüş süzgeç, bir gümüş kyliks,  bir bronz insan formlu üç ayak (Tymiaterion?) ve bir aplik yer almaktadır. Eserler, İstanbul Arkeoloji Müzeleri Maden ve Hulliyat Eserleri Koleksiyonu’na 1415 (M)-1426 (M) envanter numaraları ile kayıtlı olup kayıtlarda, Müzeye 1900 yılında Bolu Göynük İlçesi Kisra Köyü’nden getirildiği belirtilmektedir. Buluntu grubu satın alma yolu ile Müze koleksiyonlarına kazandırılmıştır. İçeriğinde yer alan symposion eşyaları ve tümünün aynı döneme ait oluşu göz önünde bulundurularak buluntu grubunun bir tümülüse ait olduğu düşünülmüş ve 1998 yılında İstanbul Arkeoloji Müzeleri “İstanbul’un Çevre Kültürleri Thrakia-Bithynia Bizans” adlı sergi salonu, Bithynia bölümünde “Bolu-Göynük Buluntuları” adı altında ziyarete sunulmuştur. İçeriğinde yer alan bir adet situla dışında, eserler bilim dünyası ile yayın yoluyla henüz paylaşılmamıştır. Buluntular, genel olarak Türkiye ve Bulgaristan Trakyası, Bithynia ile Makedonya bölgesi mezar hediyeleri ile benzerlikler göstermektedir ve MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmektedir. Bu bildiride yer alan buluntu grubunun, Bithynia tarihi ve bölgenin kültürler arası ilişkilerinin anlaşılmasına katkı sağlanması amaçlanmaktadır. 

Anahtar Kelimeler: Metal buluntu grubu, metal kaplar, metal aletler, symposion eşyaları, tümülüs. 

Tartışma

Öğle Arası

3. OTURUM

Oturum Başkanı: Milena TONKOVA

Arthur MULLER

From Workshop to Sanctuary and Grave. New Trends in the Study of Greek Terracottas

ÖZET

From Workshop to Sanctuary and Grave. New Trends in the Study of Greek Terracottas 

 Arthur MULLER

Abstract: Research on Greek terracottas has been considered for a long time as a minor field of Art History. Things are now changing with new approaches developed in the last decades. The accurate restitution of technical mass-production processes reveals a handicraft certainly modest and in the direct dependence of potters' workshops, but widespread and capable of spreading its products very quickly through the whole Mediterranean world (e.g. the so called “rhodo-ionian” koine during the Archaic period, or the famous Tanagra style during the Hellenistic period). This phenomenon puts the question of the signification of the most widely received terracotta types, specially when offered in sanctuaries or placed in graves: in this field new answers – more mortals, lesser divinities! – give a coherent meaning to figured terracottas in votive and funerary practices and more generally throw a new light on ancient Greek religion. These recent works make it possible to draw up for the ongoing researches on the sites of Propontis and its direct surroundings specifications at the same time demanding and ambitious in the field of the small plastic: it will be necessary to place the Propontis workshops in the network of exchanges and influences in the Eastern Mediterranean and the Black Sea, and to examine whether the use of figurines responds to the same habits. 

Keywords: Plastic and coroplastic works, burial customs,  ancient economy, cults and belief. 

Tetiana SHEVCHENKO

Hellenistic Ritual Terracottas Used in Pontic Region

ÖZET

Hellenistic Ritual Terracottas Used in Pontic Region 

Tetiana SHEVCHENKO

Abstract: It is usually difficult to determine whether a deity’s image in terracotta, jewellery, or in vasepainting was related to a cult or served as a decoration or a mark of a status item. Such find in a house is connected with a religious rite when found not alone, but in a whole set of cultic items. However, gods’ depictions in terracotta thymiateria or on walls of miniature altars are more reliable markers of a ritual performed at home, at a burial, or in a polis’ sanctuary. Serving in cults was their only function. Unlike statuettes and pieces of utility art, they are never discussed by the scholars apart from the religious life of their owners that is their ritual function is never doubted. Such terracotta miniature altars and bust thymiateria had common types used in Pontic region in the Hellenistic period. Though originating in other areas, they were found in large number here.  Thymiateria depicted Aphrodite, and Dionysus’ cult members, rarely Mother of the gods or Isis. They had a miniature cup for incenses on their head. Small altars with repeated relief scenes on their sides were widely spread in Pontic region and beyond. Nike, Apollo, Dionysos etc. figured there.  Both altars, and thymiateria were not always used for burning the offerings and incenses. Offering could look like putting the fruits or corns, pouring or sprinkling the valuable liquid: blood, oil, vine or incense. Additionally, ritual terracottas themselves could be offered to deities, thus becoming the votives. Bust thymiateria and miniature altars accomplished religious rites at home, or perhaps concentrated them around themselves, the way stationary altars did. These ritual terracottas were found both in houses, and at public sanctuaries of Pontic Ancient Greek cities. 

Keywords: Cult, Hellenistic, Pontic Region, terracotta, ritual. 

Neşe ATİK

Heraion Teikhos Kazılarında Bulunan Figürinler

ÖZET

Heraion Teikhos Kazılarında Bulunan Figürinler 

Neşe ATİK

Özet: Tekirdağ Karaevlialtı Mevkii’nde bulunan antik Heraion Teikhos Şehri bir Trak yerleşimidir. 2000 yılından bu yana sürdürülmekte olan arkeolojik kazılar, yerleşimin Akropolü’nde artarda önemli olmuş, iki kült merkezinin varlığını ortaya koymuştur. Yerleşimde ele geçen çok sayıda pişmiş topraktan, az sayıda tunçtan, mermerden, kemikten yapılmış figürinlerin bir kısmının bu inanışlar doğrultusunda olduğu, bir kısmının ise, profan hayata ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Akropol’deki yerleşim izleri MÖ 3. bin’e kadar inmektedir. Trak göçleri 2. Bin’de meydana gelmiş, MÖ 8. yüzyılın sonu 7. yüzyılın başında da, bölgede “Hellen Kolonizasyon” hareketleri var olmuştur. Bu bağlamda, Hellen sanatından, yaşam şeklinden vd. çok etkilendiği anlaşılan Traklar’ın, dini anlamda da Hellenler’den etkilendiği anlaşılmaktadır. Akropol’ün en yüksek yerinde yer alan MÖ 7. yüzyıldan, MÖ 2. yüzyıla kadar varlığını sürdüren “Hera/Kybele Kült Alanı/Tapınak’ta” bulunmuş olan heykelcikler, Trak yerleşiminden önce var olduğu anlaşılan Anadolu’nun ana tanrıçasının daha sonra gelen Hellen halkının tanrıçasıyla birleştirilerek “Kucağında aslan yatan” bir tanrıça şeklinde betimlendiğini göstermiştir. Kazı çalışmaları günlük hayatta kullanılan pişmiş toprak kapların bir kısmının ithal Hellen kapları, bir kısmının da tamamen Traklar’a özgü kaplar olduğunu ortaya koymuştur. Aynı durum çoğunluğu hellen figürinlerinden farklı olmayan figürinler için de,  söz konusudur. Hem içerik hem de, ifade tarzı bakımından Hellen figürinlerine benzeyen örneklerin yanı sıra, Trak Pantheonu’na ait özgün Trak figürinleri de bulunmuştur; Örn. Tanrı Zabasios’u betimleyen kemikten kol şeklindeki figürinler. MÖ 1. yüzyılda Akropol’e sağlık tanrısı Asklepios’a ithaf edilmiş, kült ve tedavi işlerine ilişkin yapılar ve ilaç işlikleri damgasını vurmuştur. İyileştirilmesi dileğiyle sağlık tanrısına adanan pişmiş topraktan kulak, kol, baş vb. organlar ile birlikte bulunan sikkeler bu sağlık merkezinin MS 1. yüzyıla kadar işlevini sürdürdüğünü göstermektedir. Heraion Teikhos kazılarında ele geçmiş olan figürinler MÖ 7.- MS 1. yüzyıllara ait kültür katlarında bulunmuştur. Söz konusu figürinler kullanım alanları, buluntu tabakaları, malzemeleri, yapım teknikleri ve kullanım süreçleri açısından değerlendirilecektir. 

Anahtar Kelimeler: Askleipos, figürin, Heraion Teikhos, kült, Zabasios. 

Dora KATSONOPOULOU

Famous Sculptures by Classical Greek Masters in Parion and the Troad

ÖZET

Famous Sculptures by Classical Greek Masters in Parion and the Troad 

Dora KATSONOPOULOU

Abstract: In the Classical Period, Parion and the Troad were embellished with great artistic works by renowned Greek sculptors. The first of these masterpieces made for the city of Parion was the bronze statue of Herakles, a work of the sculptor He(a)gesias in the early 5th century BC. In the following 4th century, new celebrated sculptures were set up in Parion: a marble statue of Eros by the famous Athenian sculptor Praxiteles and another bronze statue representing the Trojan prince Paris, most probably the one created by the Isthmian sculptor Euphranor, a work praised by Pliny. In the same era, another renowned Greek sculptor, Skopas of Paros, made a statue of Apollo with a mouse (Apollo Smintheus) for the sanctuary of the god at Chryse, afterwards known as Alexandria Troas, in the Troad. In the paper, I present and discuss these works on the basis of the available literary and archaeological evidence and examine their historical background and possible association with the mythical past and history of the region.  

Keywords: Euphranor, Parion, Praxiteles, sculpture, Skopas. 

Hasan KASAPOĞLU

Propontis ve Çevre Kültürleri Koroplastiği Çerçevesinde Parion Antik Kenti Roma Dönemi Koroplastiği Üzerine Genel Bir Değerlendirme

ÖZET

Propontis ve Çevre Kültürleri Koroplastiği Çerçevesinde Parion Antik Kenti Roma Dönemi Koroplastiği Üzerine Genel Bir Değerlendirme 

Hasan KASAPOĞLU

Özet: 2005 yılından bu yana aralıksız kazı çalışmaları gerçekleştirilen Parion Antik Kenti’nde 8 farklı alandan, özellikle de kentin Güney-Tavşandere Nekropolisi’nden, Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait çok sayıda pişmiş toprak figürin ele geçmiştir. Zengin bir tipoloji ve ikonografik çeşitliliğe sahip bu figürinler, bugüne kadar yapılan çalışmalarda genel anlamda Müze koleksiyonlarında yer alan ve ele geçtikleri konteksler hakkında kesin bilgi sahibi olunamayan eserler ve Propontis ortak paydalı birçok merkezden ele geçen benzer özelliklerdeki pişmiş toprak figürinlerin tanımlanması ve tipolojik-ikonografik değerlendirmeleri hakkında da önemli bilgiler elde edilmesine olanak sağlamaktadır. Birçok farklı tip ile birlikte aynı tipin farklı alt jenerasyonlarını da içerisinde barındıran Parion koroplastik konteksti sayesinde Propontis ve çevre kültürleri genelindeki koroplastik eserlerin değerlendirilebilmesi anlamında önemli veriler elde edilmiştir. Daha önce 2004-2013 yılları arasında ele geçen Roma Dönemi pişmiş toprak figürinlerinin değerlendirildiği doktora tez çalışmasına ek olarak, geçen süreçte ortaya çıkarılan diğer Roma Dönemi figürinleri de çalışma kapsamına alınarak, kentin Roma Dönemi figürinleri genel anlamda değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, Propontis bölgesi yerleşimlerinden ele geçen koroplastik örneklerle de ayrıntılı bir kıyaslama yoluna gidilmiştir. Buluntu yoğunluğu sayesinde, Parion koroplastiği odaklı genel değerlendirmelerle, Propontis ve çevre kültürlerinin, Roma Dönemi koroplastik sanatına, üretim şeması, tipoloji ve ikonografi açısından katkısı ortaya konulmaya çalışılmıştır.

Anahtar Kelimeler: Pişmiş toprak figürin, koroplastik, Parion, Propontis, Roma Dönemi. 

Tartışma

Kahve Arası

4. OTURUM

Oturum Başkanı: Dora KATSONOPOULOU

Martin GYUZELEV

Navigating in the Dardanelles & Bosphorus during Antiquity Some Remarks about the Difficulties

ÖZET

Navigating in the Dardanelles & Bosphorus during Antiquity: Some Remarks about the Difficulties

Martin GYUZELEV

Abstract: Irrespective of the fact that the navigation from the Sea of Marmara to the Black Sea and vice versa was not a serious navigation problem at least from the Classical Period on, yet the ancient sailors had to take into consideration a variety of features of the marine traffic in this region. First of all, this is the seasonal nature of the navigation which varied from summer to autumn due to the wind factor. Another condition was the overcoming of the currents in the Dardanelles and especially in the Bosphorus which had sometimes turned into a serious hardship particularly when the commanders and the crew did not know the local conditions. The intensifying of the marine traffic after the wave of Hellenic settlers along the Black Sea coast triggered the arising of issues of political and economic nature. The increasing importance of the Straits in this case led to a number of partial or complete sea blockades. Besides, there were also drastic cases of arbitrariness on behalf of the local poleis (particularly, Byzantion), Thracian rulers, Persian kings and satraps or the Hellenic leagues when they established direct control over this part of the South-Eastern Europe and North-Eastern Asia Minor with its adjacent sea basins. If we add to these the common maritime piracy, the situation of the free moving from and to the Pontus had really become too complicated with certain variations in the course of time. The present study focuses in general on the problems of navigation that are of nature character, and the political and economical issues are only mentioned as background for the cumulative picture of this part of the ancient world. 

Keywords: Ancient navigation, Black Sea, Dardanelles & Bosphorus, Sea of Marmara, Propontis. 

Can Yümni GÜNDEM

Troas Bölgesinin MÖ 3. Bin yıl Hayvancılık Ekonomisini Anlamak

ÖZET

Troas Bölgesi’nin MÖ 3. Bin yıl Hayvancılık Ekonomisini Anlamak 

Can Yümni GÜNDEM

Özet: Troas Bölgesi’nin MÖ 3. bin yıllık hayvancılık ekonomisini anlamak için bölgede yapılmış olan Zooarkeolojik çalışmalara araştırmak ve bu sonuçları iyi analiz etmek gerekmektedir. Troas Bölgesinin Erken Tunç Çağlarının en iyi araştırılmış ve önemli yerleşimi olan Troia bu konuda bize yardımcı olmaktadır. Kalkolitik Dönem’in sonu ve Erken Tunç Çağlara geçiş hakkında bilgi veren Kumtepe yerleşimi ve bölgede devamını Troia I-II-III tabakaları (Denizsel Troia Kültürü) bize bölge hakkındaki hayvana dayalı ekonomiyi iyi bir şekilde yansıtmaktadır. Denizsel Troia Kültürü’nün önemi Troia’da bulunmuş olan uzak mesafe ticareti buluntuları ve bunun yanında da meşhur Priamos Hazinesinin gösterebiliriz. Troas Bölgesine gelen bu zenginlik Troia’nın yalnızca bir liman kenti olması değil, aynı zamanda da Zooarkeolojik çalışmalarında gösterdiği gibi koyun besiciliğinin sağladığı tekstil üretimidir.

Anahtar Kelimeler: Ekonomi, Erken Tunç Çağı, hayvancılık, Troas Bölgesi, Zooarkeoloji.

Ahmet Cüneydi HAS, Korkmaz MERAL, Tuba AYDIN

Propontis’in Güneyinde Güçlü Bir Liman Kenti Kyzikos ve Deniz Ticareti

ÖZET

Propontis’in Güneyinde Güçlü Bir Liman Kenti: Kyzikos ve Deniz Ticareti 

Ahmet Cuneydi HAS & Korkmaz MERAL & Tuba AYDIN

Özet: Antik Mysia Bölgesi’nde, MÖ 7. yüzyılda Miletos kolonisi olarak Ege ve Karadeniz arasında bir basamak taşı görevi üstlenen Kyzikos, bölgenin önemli bir ticaret merkezi konumundaydı.  Kent siyasi ve kültürel kimliğinin yanı sıra konumunun getirdiği avantajlı durumu en iyi şekilde kullanarak ticari anlamda da her dönem adından söz ettirmiştir. Kentin güneybatısındaki Hytos ve güneydoğusundaki Thrakikos limanları bu duruma katkı sağlamış geç dönemlere kadar kullanım görmüşlerdir. Kıyılarda konumlanan Abydos, Amisos, Byzantion, Heraklia, Lampsakos Parion, Priapos Trapezus ve Sinope gibi kentler arasında Kyzikos, önemli bir kavşak noktasında bulunuyordu. Antik dönemde kara ticaretinin zor ulaşım koşulları göz önünde bulundurulduğunda kent konumunu çok iyi kullanarak deniz ticaretinde hızlı bir gelişim göstermiştir. Doğal limanları, verimli toprakları ile balıkçılık, zeytincilik, ipekçilik ve şarapçılıkta önde gelen kentler arasında kalmayı başarmıştır. Bu çalışmada Propontis çevresinde çok önemli bir yeri olan deniz ticareti, bölgenin önde gelen kentlerinden biri olan Kyzikos üzerinden kapsamlı olarak değerlendirilecektir.  

Anahtar Kelimeler: Deniz ticareti, Hytos, Kyzikos, liman, Thrakikos. 

Nadezhda BORİSLAVOVA

Transport Amphorae from the Black Sea area of the Roman province of Thrace

ÖZET

Transport Amphorae from the Black Sea Area of the Roman Province of Thrace 

Nadezhda BORISLAVOVA

Abstract: The aim of this paper is to present the distribution of transport amphorae in the Black Sea area of the Roman province of Thrace. The examined amphorae were imported into the markets of the urban centers Marcianopolis, Mesambria, Anchialus, Apollonia Pontica, Deultum and their administrative territories. Considering their origin and content, the characteristics of the import into one of the province's coastal zones are analyzed. The towns in the Black Sea area are emphasized as redistributive centres. According to the conclusions, the trade relations of the province of Thrace and the routes for distribution of goods are traced. The geographical position of the province predetermines the intensive trade with distinct regions - Black Sea, Aegean islands and Western Asia Minor.  

Keywords: Black Sea, imports, sea trade, Roman Thrace, Transport amphorae. 

Erkan ALKAÇ

Parion’dan Knidos Amphora Mühürleri

ÖZET

Parion’dan Knidos Amphora Mühürleri 

Erkan ALKAÇ

Özet: Parion 2017 yılı kazı çalışmaları sırasında, Agora, Yamaç Hamamı, Odeion ve yüzeyden yedi adet Knidos kökenli amphora mührü bulunmuştur. Bu mühürler, Parion ile Knidos arasındaki ticari ilişkileri kanıtlayan arkeolojik buluntular arasındadır. Parion’da ki Knidos mühürlerini konu alan bu çalışmada, mühürler üzerindeki yönetici ile üretici isimlerini tespit etmek, mühürleri tarihlemek ve iki kent arasındaki ticari ilişkilerin tarihsel sürecini belirlemek amaçlanmıştır. Parion kentinden ele geçen Knidos amphora mühürleri ilk kez burada değerlendirilmiştir. Parion Knidos amphora buluntuları arasında pruva sembolüne sahip iki mühür tespit edilmiştir. Knidos’un en erken mühür grupları arasında olan bu mühürler, yaklaşık olarak MÖ 325 –  280 yılları arasına tarihlenmektedir. İki mühür, Parion ile Knidos arasındaki ticari ilişkilerin bu tarihlerden itibaren başladığını desteklemesi açısından oldukça önemlidir. Mühürlerde Δωριγένης ve Swsikr£thj isimleri belirlenmiştir. Knidos amphora mühür kronolojisine göre Period III’de (yaklaşık MÖ 220 – 188) yöneticilik yapmış olan Μητρόδωρος’un isminin yer aldığı iki mühür saptanmıştır. Bunlar, aynı kalıptan elde edilmiştir. Diğer bir mühürde Eponym Διοκλῆς ve üretici Μενέστρατος’un isimleri birlikte görülmektedir. Bu Eponym’in Period V’de (yaklaşık MÖ 146 – 108) görev yaptığı anlaşılmıştır. Sembol olarak mızrak yer almaktadır. Mühür merkezinde bucranion sembolü olan örnekte, üretici Damokr£thj Ð 'Aristokleàj’un ismi tespit edilmiştir. Bu mühür, Knidos ile Parion arasındaki ticari bağların MÖ 2. yüzyılın ikinci yarısında da sürdüğünü göstermektedir. 

Anahtar Kelimeler: Amphora mühürü, eponym, Knidos, Parion, ticaret, üretici. 

Günlük Tartışma

09:00 - 17:00

SERGİ

Halûk Perk Müzesi Koleksiyonu

Marmara Bölgesindeki Bir Kısım Hellenistik Kent Terazi Ağırlıkları

19.10.2018

5. Gün - Tüm Program

1. OTURUM

Oturum Başkanı: Vedat KELEŞ

Franck PRÊTEUX

Traders in Propontis in the Hellenistic Period, Epigraphical and Archaeological Evidences

ÖZET

Traders in Propontis in the Hellenistic Period, Epigraphical and Archaeological Evidences 

Franck PRÊTEUX

Abstract: Since Herodotus, VII, 147, described Xerxes watching convoy of merchant ships going down the Hellespont, the maritime grain supply route from the Black Sea to Aegean Greece is well-known. Modern scholars published many papers and books on this topic (Alfonso Moreno, Feeding the Democracy, 2007). However, traders have taken other trade routes, crossing the shores of Hellespont from east to west. The sources show a surprising paradox. The Propontis was permanently crossed by merchants but the documentation rarely records their presence. Merchants appear to be ghosts of Greek history. In this presentation, we would like to discuss the presence of traders in Propontis, especially in Troad and Thracian Chersonese in Hellenistic Period. Traders are often considered as foreign individuals or small groups, objects of low social consideration in the greek cities. Activities related to long-distance trade left very few epigraphical and archaeological evidences. It is often difficult, quite impossible in fact, to show that a foreigner honored by the tax exemptions (ateleia, port tax, exagôgè, eisagôgè) in an honorary decree of a city was a trader. Since we can not identify traders in inscriptions by the rare words emporos and naukleros, we propose two methods of investigation. We can first of all be interested in the products circulating (salted fish trade, wine) and the actors of the exchanges in the sources, that they are tradesmen, intermediaries or sponsors. We can also question the laws favorable to merchants and the circulation of goods in the Greek cities of the region of Hellespont. 

Keywords: Hellenistic Period, Propontis, traders, Thracian Chersonese, Troad. 

Kasım OYARÇİN

Numismatik Veriler Işığında Parion’da Erken Bizans Dönemi

ÖZET

Parion Erken Bizans Dönemi Sikkeleri 

Kasım OYARÇİN

Özet: Troas Bölgesi’nin kuzeyinde, bugünkü Çanakkale ili Biga ilçesi sınırları içerisindeki, Kemer Köyü’nde yer alan Parion, sahip olduğu coğrafi ve stratejik konumu ile çağlar boyunca bölgedeki egemen güçlerin sahip olmak istedikleri bir kent olmuştur. Roma Dönemi’nde önemli bir koloni kenti olan Parion, Erken Bizans Dönemi’nde ise bir piskoposluk merkezine dönüşmüştür. Parion’un stratejik öneminin doğal bir sonucu olarak 2005 yılından bu yana gerçekleştirilen kazılarda önemli arkeolojik bulgulara ulaşılmıştır. Bu arkeolojik bulgulardan önemli bir grubu da şüphesiz sikkeler oluşturmaktadır. Parion antik kentindeki arkeolojik kazı çalışmalarında, MÖ 4. yüzyıldan, MS 7. yüzyılın ikinci yarısına kadar kesintisiz olarak sikke buluntuları ele geçmiştir. Parion’un sikke buluntularında, Bizans (Doğu Roma) Karanlık Dönemi olarak adlandırılan MS 7. yüzyılın ortalarından MS 9. yüzyılın ortasına kadar olan dönemde birçok Anadolu kentinde olduğu gibi kesilme olurken, MS 9. yüzyılın ortasından itibaren buluntu sayısının yeniden artmaya başladığı görülmektedir. Çalışma konusunu, Anastasius’un MS 498 yılında bronz sikke birimlerinde yaptığı köklü reformla başlayan ve Heraclius Dönemi ile son bulan sikke buluntuları oluşturmaktadır. Bu kapsamda, Parion Erken Bizans sikkeleri ve buluntu yerleri hakkında bilgi verilecek, sikke sayıları diğer dönemlerle karşılaştırılarak kentin Erken Bizans Dönemi’nde sosyal ve ekonomik yapısı değerlendirilecektir.  

Anahtar Kelimeler: Erken Bizans,  Parion, Roma Kolonisi, Piskoposluk, Sikke, Troas. 

Halûk PERK

Halûk Perk Müze Koleksiyonunda Bulunan Lysimakheia Kent Terazi Ağırlıkları

ÖZET

Halûk Perk Müze Koleksiyonunda Bulunan Lysimakheia  Kent Terazi Ağırlıkları 

Halûk PERK

Özet: Hâluk Perk Müzesi (HPM) koleksiyonunda bulunan Lysimakheia Antik Kentine ait terazi ağırlıkları daha evvel yayınlanmışların toplamından fazladır. HPM koleksiyonundaki terazi ağırlıklarının tanıtılması ile Marmara Bölgesinde önemli bir antik kent olan Lysimakheia terazi ağırlıklarının daha evvel yayınlanan örnekleri de dikkate alındığında kentin ağırlık sistemleri, ticari hayatları hakkında çok daha fazla veriye ulaşılmış olacaktır. Bildiride tanıtılarak değerlendirilecek HPM koleksiyonundaki terazi ağırlıklarının çok önemli bir kısmı daha önce yayınlanmamıştır. 

Anahtar Kelime: Ağırlık, Halûk Perk Müzesi, Hellenistik, Lysimakheia. 

Melih ARSLAN

Ayvalık-Cunda Adası, Dr. Kaya Sayar Koleksiyonundaki Mysia Bölgesi Grek Dönemi Şehir Sikkeleri

ÖZET

Ayvalık-Cunda Adası, Dr. Kaya Sayar Koleksiyonundaki Troas Bölgesi Grek Dönemi Şehir Sikkeleri

Melih ARSLAN

Özet: Bu çalışmada, Ayvalık-Cunda adasında, Balıkesir Müze Müdürlüğü denetiminde taşınır kültür varlığı koleksiyoneri olan, Dr. Kaya Sayar’ın, Grek Dönemi Troas Bölgesi kentlerine ait sikkeleri tanıtılacaktır. Propontis’in (Marmara Denizi) güneybatısında kalan Troas Bölgesi, Anadolu’nun en kuzeybatı kesimindedir. Çanakkale İli’nin büyük kısmını, Balıkesir İlinin ise, Edremit Körfezi kuzeybatı kıyılarını kapsayan bu bölgenin, tek yerleşim gören adası Bozcaada (Tenedos)’dır. Grek Döneminde, bölgenin 25 antik kenti, her biri farklı tarihlerde olmak üzere, en erken MÖ. 6. yüzyıldan, en geç MÖ. 1. yüzyıla kadar olan tarihlerde sikke darp etmişlerdir. Dr. Sayar’ın Cunda Koleksiyonunda, Troas Bölgesinde sikke bastırmış 25 şehrinden, 17 şehrin sikkeleri mevcuttur. Koleksiyondaki bu sikkelerin çoğunluğu bronz olmakla birlikte, çok az sayıda gümüş olan sikkeler de bulunmaktadır. Dr. Sayar koleksiyonunu, Ayvalık, Burhaniye, Ören, Edremit ve Ezine’de kurulan semt pazarlarından, yörenin köylüsünden ve çiftçisinden temin ettiğini ifade etmektedir. Alibeyadası-Cunda’da (Nesos-Aiolis) oluşturulmuş olan bu zengin ve seçkin Troas Sikkeleri koleksiyonu, bölgenin içinden ve komşu olan Aiolis ve Mysia bölgelerinden temin edilmiş olduklarından çok önemli bir numismatik kaynak oluşturmaktadır. Bölgenin 17 şehrinin 100’ün üzerindeki sikkesi bu çalışmada değerlendirilerek kent ve bölge numismatiğine katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Bu çerçevede Troas kentlerinin unvanları, kültleri, sikke birimleri ve bölge kentlerinin sikke tipleri arasındaki benzerlikler de değerlendirilecektir. Ayrıca Astyra şehrinde darp edilmiş, Pers Satrabı, Tissafarnes’in 4 adet sikkesi de bu çerçevede incelenip tanıtılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Ayvalık-Cunda, Dr. Kaya Sayar Koleksiyonu, Grek, şehir sikkeleri, Troas. 

William PILLOT

The City of Ilion and the Koinon of Athena Ilias: A Religious Association of Greek Cities, from Troad to the Bosporus

ÖZET

The city of Ilion and the Koinon of Athena Ilias: A Religious Association of Greek Cities, from Troad to the Bosporus 

William PILLOT

Abstract: The ancient Greek city of Ilion (Troy) and its sanctuary of Athena Ilias offer a good example of the civic identity and the regional culture of the Greek cities of Troad and Propontis in the region of the Straits of Hellespons and Bosporus. This civic sanctuary has a federal and regional dimension. It belongs to the city of Ilion, but the festival of the Panathenaia is administrated by all the cities of the koinon (association) of Athena Ilias. This supra-civic and religious association gathers cities of Troad, Propontis and beyond, until Chalkedon on the Bosporus. It is mainly known by epigraphic material. The study of the nature, the organization, the ethnic and the geographic composition of this koinon gives us precious information about the regional culture in the area of the Straits. 

Keywords: Athena Ilias, Ilion, koinon, Propontis, Greek sanctuary, Greek epigraphy, Troad. 

Tartışma

Kahve Arası

2. OTURUM

Oturum Başkanı: Antony HOSTEIN

Koray KONUK

Propontine Astakos and its Coinage

ÖZET

Propontine Astakos and its Coinage 

Koray KONUK

Özet: Khalkedon, Selymbria ve Byzantion ile birlikte Astakos, Propontis'teki dört Megara kolonisinden biriydi. Astakos, Atinalı Haraç Listelerinde yer alır ve Diodorosa göre burada Atinalı kolonistler yerleşmiştir. Şehir daha sonra Lysimachos tarafından tahrip edilmiştir. Bu bildiride de, şimdiye kadar çok az ilgi gören Astakos sikkeleri incelenecektir. Çalışma sayesinde, kentin şimdiye kadar bilinen tüm sikkeleri bir arada değerlendirilerek, Astakos'un tarihinin aydınlanmasına katkı sağalanacaktır. 

Anahtar Kelimeler: Astakos, sikke, sikke darbı, Propontis, Lysimachos. 

Marie-Christine MARCELLESİ

Coins from Propontis, Troad and Mysia Found in Thasos the Relations Between Thrace and North-Western Asia Minor in the Light of the Excavation Finds

ÖZET

Coins from Propontis, Troad and Mysia found in Thasos 

Marie-Christine MARCELLESI

Abstract: the relations between Thrace and North-Western Asia Minor in the light of the excavation finds. Recent research has emphasized the presence of coins from cities of Thrace on the sites of Ilion, Assos and Pergamum, whereas these coins are absent from several sites of Lydia and Ionia. This presence suggests close relationships between cities of Thrace and North-Western Asia Minor. The aim of the present paper is to study the coins from Propontis, Troad and Mysia found in excavations in Thasos, the great island city of Thrace. By analyzing these finds we will try to clarify the links between these regions.  

Keywords: Numismatics, Hellenistic and Imperial Roman times, excavation coin finds, North Aegean Greek cities, circulation. 

Alev ÇETİNGÖZ

Kios/Prusias ad Mare Kent Sikkeleri

ÖZET

Kios/Prusias Ad Mare Kent Sikkeleri 

Alev ÇETİNGÖZ

Özet: Antik Çağ’daki adı Kios veya Kianus Sinus olan Kios antik kenti Marmara Denizi kıyısında yer alır. Gemlik körfezi kıyısı ile Arganthonius dağı etekleri arasında yer alan bir kent adıdır. Antik kaynaklarda kenti Herakles’in arkadaşı ve onunla birlikte bu seyahate çıkan Kios’un kurduğu yazmaktadır. Mela, kentin Phrygia’nın emporiumu olduğunu bildirmiş, Pers ordusunun Sardis’i yakmasının ardından kent General Hymess tarafından ele geçirildi, MÖ 202’de Makedon V. Philip tarafından tahrip edilerek fethedilmiştir. Philip, kenti Zelas’ın oğlu Prusias’a vermiş, kent bu dönemde restore edilmiş ve ismi Prusias ad Mare (Deniz Kenarındaki Bursa) olarak değişmiştir. Roma döneminde tekrar orijinal adıyla Kios olarak anılmıştır. Kent MÖ 4. yüzyılda zenginleşmiş ve ilk altın stater’lerini basmıştır. MÖ 330-302 yılları arası basılan sikkelerde ön yüzde Apollon başı, arka yüzde gemi pruvası, yıldızlı süslemeler ve sikkenin basımından sorumlu memurun adları yer almaktaydı. MÖ 302-202 yılları arası basılan sikkelerde ise ön yüzde Mithra olduğu düşünülen genç bir erkek, Apollon Herakles başları, arka yüzde ise KIANΩN sopası, aslan postu, kutusunda yay, üzüm, buğday başakları gibi figürler yer almaktadır. MÖ 202 sonrasında kentin Prusias ad Mare olarak adlandırılmasının ardından  ΠPOYΣIEΩN/ TΩN ΠPOΣ / ΘAΛAΣΣHI yazılı bronz sikkelerin ön yüzünde Herakles’in başı, arka yüzünde sopa ve kutusunda yay veya ön yüzünde Apollon başı, arka yüzünde üçayaklı masa figürleri görülmektedir. Bithynia’nın MÖ 72’de Romalılar tarafından işgal edildikten sonra basılan sikkelerin ön yüzünde Musa ve Orodaltis adlı kraliçelerin başları bulunmaktadır. Roma idaresinde Claudius ile Saloninus dönemleri arasında Herakles, Athena, Sarapis, Aphrodite, Eros, Hylas’ın tasvir edildiği sikkeler KIANΩN, AΔPIANΩN KIANΩN adıyla basılmıştır. 

Anahtar Kelimeler: Kios, Marmara Denizi, Prusias Ad Mare, Propontis, sikke. 

Aliye Erol ÖZDİZBAY

Arıkantürk Koleksiyonu’ndaki Kuzeybatı Anadolu’da basılan Satrap Sikkeleri

ÖZET

Arıkantürk Koleksiyonu’ndaki Kuzeybatı Anadolu’da basılan Satrap Sikkeleri 

Aliye EROL ÖZDİZBAY

Özet: Pers İmparatorluğu döneminde basılan sikkeler, krali darplar ve satrap darpları olarak iki gruba ayrılır. MÖ 5. yüzyılın sonlarından itibaren özellikle de imparatorluğun batısındaki satraplıklarda satrapların portreleri ve isimleriyle sikkeler basılmaya başlamıştır. Sikke lejandları ve tipleri pek çok satrap sikkesinin hangi yönetici döneminde ve hangi darphanede basıldıklarını tespit etmemizi sağlasa da bir kısmının darp edildiği kentler hala belirsizliğini korumaktadır. Bu çalışmada, ağırlıklı olarak Troas, Aiolis ve Mysia bölgesi sikkelerinden oluşan Özkan Arıkantürk Koleksiyonu’nda yer alan Pers satraplarına ait bronz sikkeler ele alınacaktır. Orantas’ın Adramytteion ve Kisthene’de; Pharnabazos’un Kisthene’de; Tissaphernes’in Astyra ve Adramytteion(?)’da bastırdığı sikkeler bölgenin tarihsel arka planı ile birlikte değerlendirilecektir. Ayrıca Teuthrania ve Halisarna satrabı olarak bilinen Prokles’in Teuthrania’da darp edilen sikkelerine de değinilecektir. 

Anahtar Kelimeler: Aiolis, Kuzeybatı Anadolu, Mysia, Satrap Sikkeleri, Troas. 

Evgeny ZAKHAROV

On the Chronology of the Circulation of Electrum coins of Cyzicus in the Pontic Region

ÖZET

On the chronology of the circulation of electrum coins of Cyzicus in the Pontic Region 

Evgeny V. ZAKHAROV

Abstract: Coinages of the Greek states of the Northern Black Sea region in 6th-5th centuries BC were based on small silver units and bronze “coins” issued for a local circulation. International trade and large commercial transactions between colonies and parent states required coins of high metal value. Archaeological findings and epigraphical sources indicates that electrum coins of different states of Asia Minor were circulated in the region in the second half of 6th century BC. Since the end of the century electrum coins of Cyzicus started play a role of an international currency and became the most popular foreign coins in the Pontic region. They circulated here during the Classical end early Hellenistic Periods. Coins findings, hoards and epigraphical sources give us an opportunity for making the periodization of the circulation of cyzicenes in the region. There are three chronological periods of their circulation in the Pontic area – last quarter of the 6th – first half of the 5th century BC, second half of the 5th century – second quarter of the 4th century BC and the third quarter – last third of the 4th century BC. Individual findings and the hoards of the first period characterized by small denominations of cyzicenes of the I and II groups according to classification of H. von Fritze, second one – coins of the III group. Cyzicenes of the IV group are specific for the composition of the hoards of the last chronological period. According to the archaeological context of the Myrmekion hoard of cyzicenes I suppose the date of this group is second quarter – last third of the 4th century BC. Probably the disappearance of the electrum coins of Cyzicus from Pontic circulation were closely connected with monetary policy of states started issuing its own large silver and gold coins as it was in Olbia according to the decree on money (IOSPE I2 24).

Keywords: Asia Minor, Cyzicus, electrum coins, Pontic Region, Propontis.

Tartışma

Öğle Arası

3. OTURUM

Oturum Başkanı: Zeliha Demirel GÖKALP

Antony HOSTEIN

On Both sides of the Propontis: A Comparative Approach to the Coins of Coela, Alexandria Troad and Parion

ÖZET

On both sides of the Propontis:  A comparative approach to the Coins of Coela, Alexandria Troad and Parion 

Antony  HOSTEIN

Abstract: Numismatists usually record coins in syllogae by following a geographical  order inherited from Strabo’s description of the world. The numismatic data  is listed region by region  all  around  the  Mediterranean  Sea,  from  Baetica Syri and  from  Egypt  to Mauretania  Tingitana.  This  standard  has  remained unchanged  since  the  late  19th century, and it is currently used e.g. for the Sylloge Nummorum Graecorum and the Roman Provincial Coinage project. While convenient, this way to arrange and record numismatic data raises many issues, especially for the study of Roman provincial coins. For the  Principate, the ancient regions are not necessarly the best framework to approach coin production, local economies  or  identities. Moreover, neighboring mints may never be studied together since they are recorded in separate volumes. We must also take account of the importance of modern historiographical considerations and biases. This paper will present a comparative approach of the both sides of the Hellespontus and the Propontis: Coela in Thrace, Alexandra in Troad and Parion in Mysia. A special attention will be paid on the last phase of the coinage production, from the 240s to the 260s. The  analysis will Show that despite differences, the coins of  these three cities had a lot in common (legends,   images, denominations). It can even be assumed that under Gallienus sole reign (260-268 AD), these cities-and others in the region shared a common metrological system.  

Abstarct:   Alexandria Troas, Coela, coins, Parion, Propontis. 

Zeynep ÇİZMELİ ÖĞÜN

Smintheion ve Hamaksitos- Yeni Bir Sikke Tipi

ÖZET

Smintheion ve Hamaksitos- Yeni Bir Sikke Tipi 

Zeynep ÇİZMELİ ÖĞÜN

Özet: Smintheion modern Gülpınar köyü sınırları içerinde yer alan Fare Apollon’a ait bir kutsal alandır. Prof. Dr. C. Özgünel başkanlığındaki bilimsel ekip tarafından 1980 yılından günümüze kadar sürdürülen arkeolojik kazılarda Kutsal Alana ait birçok mimari öğe gün ışığına çıkarılmış, Antik Dönemdeki önemi hakkında birçok çalışma yayınlanmıştır. Kalkolitik Donemde bir yerleşim izlerinin Prof. Dr. T. Takaoğlu tarafından yapılan çalışmalarla ortaya konulmasından sonra, Kutsal Alanında yaşam Bizans Dönemine kadar süreklilik gösterdiği, daha sonraki dönemlerde de önce Külahlı ve daha sonra Gülpınar adı altında gerçekleştiği bilinmektedir. Arkeolojik buluntular, epigrafik tanıklıklar gibi çeşitli belgelerin işaret ettiği Roma İmparatorluk Döneminin aksine, Apollon Kutsal Alanının merkezi konumundaki Hellenistik Dönem tapınağının inşasından önceki dönem hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Özellikle Antinogos Monophtalmos tarafından gerçekleştirilen ve Hamaksitos, Larissa, Neandria, Kebren, Kolonai kentlerinin birleştirilip, daha sonra Alexandria Troas diye adlandırılacak Antiogoneia kentinin kurulmasıyla sonuçlanan Troas Synoiskismos’unda öncesine ait arkeolojik buluntuların sınırlı sayıda olması Smintheion’un erken dönemleri hakkında bilgi veren her türlü belgeyi önemli kılar. Son yıllarda yapılan Synoiskismos’u konu alan ve bu değişimi irdeleyen birçok çalışma yapılmış olması Apollon Smintheus’un yakın çevresininim erken dönemi hakkında bazı yeni bilgileri de gözler önüne koyar. Bu çalışmada Kutsal Alanda ve yakın çevresinde birbirilerinden bağımsız kontekste bulunan farklı belgeler incelenecektir. Bu buluntuların içinde Kutsal Alanda bulunan Klasik Dönem ve öncesine tarihlenen mimari elemanlar, seramikler gibi buluntu grupları vardır. Ayrıca Smintheion’un çevresinden gelen epigrafik malzemelerin çokluğu da o dönemde Kutsal Alanın varlığı, yaşamı hakkında bazı sonuçlara ulaşmamızı sağlar. Bunu destekleyen diğer başka bir belge ise nümismatik bulgulardır. Kutsal Alanın Alexandria Troas kurulmasından önce var olduğunu Antik Kaynaklar aracılıyla bilmekteydik. Ancak bilinen nümismatik belgelere yeni bir sikke tipinin eklenmesi bu konudaki tartışmaya son noktayı koyacak niteliktedir.  

Anahtar Keliemeler: Apollon Smintheus, Sikke, Smintheion, Synoiskismos, Hamaksitos. 

Melih ARSLAN

Ayvalık-Cunda Adası, Dr. Kaya Sayar Koleksiyonundaki Troas Bölgesi Grek Dönemi Şehir Sikkeleri

ÖZET

Ayvalık-Cunda Adası, Dr. Kaya Sayar Koleksiyonundaki Troas Bölgesi Grek Dönemi Şehir Sikkeleri 

Melih ARSLAN

Özet: Bu çalışmada, Ayvalık-Cunda adasında, Balıkesir Müze Müdürlüğü denetiminde taşınır kültür varlığı koleksiyoneri olan, Dr. Kaya Sayar’ın, Grek Dönemi Troas Bölgesi kentlerine ait sikkeleri tanıtılacaktır. Propontis’in (Marmara Denizi) güneybatısında kalan Troas Bölgesi, Anadolu’nun en kuzeybatı kesimindedir. Çanakkale İli’nin büyük kısmını, Balıkesir İlinin ise, Edremit Körfezi kuzeybatı kıyılarını kapsayan bu bölgenin, tek yerleşim gören adası Bozcaada (Tenedos)’dır. Grek Döneminde, bölgenin 25 antik kenti, her biri farklı tarihlerde olmak üzere, en erken MÖ. 6. yüzyıldan, en geç MÖ. 1. yüzyıla kadar olan tarihlerde sikke darp etmişlerdir. Dr. Sayar’ın Cunda Koleksiyonunda, Troas Bölgesinde sikke bastırmış 25 şehrinden, 17 şehrin sikkeleri mevcuttur. Koleksiyondaki bu sikkelerin çoğunluğu bronz olmakla birlikte, çok az sayıda gümüş olan sikkeler de bulunmaktadır. Dr. Sayar koleksiyonunu, Ayvalık, Burhaniye, Ören, Edremit ve Ezine’de kurulan semt pazarlarından, yörenin köylüsünden ve çiftçisinden temin ettiğini ifade etmektedir. Alibeyadası-Cunda’da (Nesos-Aiolis) oluşturulmuş olan bu zengin ve seçkin Troas Sikkeleri koleksiyonu, bölgenin içinden ve komşu olan Aiolis ve Mysia bölgelerinden temin edilmiş olduklarından çok önemli bir numismatik kaynak oluşturmaktadır. Bölgenin 17 şehrinin 100’ün üzerindeki sikkesi bu çalışmada değerlendirilerek kent ve bölge numismatiğine katkı sağlanması amaçlanmaktadır. Bu çerçevede Troas kentlerinin unvanları, kültleri, sikke birimleri ve bölge kentlerinin sikke tipleri arasındaki benzerlikler de değerlendirilecektir. Ayrıca Astyra şehrinde darp edilmiş, Pers Satrabı, Tissafarnes’in 4 adet sikkesi de bu çerçevede incelenip tanıtılacaktır.

Anahtar Kelimeler: Ayvalık-Cunda, Dr. Kaya Sayar Koleksiyonu, Grek, şehir sikkeleri, Troas. 

Michel AMANDRY

The Coinage in the Name of Septimius Severus Struck at Ilium

ÖZET

The Coinage in the Name of Septimius Severus Struck at Ilium 

Michel AMANDRY

Abstract: The coinage of Ilium was studied first by Hans von Fritze, in Wilhelm Dörpfeld’s Troja und Ilion (Athens, 1902), VII Abschnitt, « Die Münzen von Ilion », pp. 477-534, then by Alfred R. Bellinger, Troy. The Coins (Princeton, 1961). Roman Provincial Coinage I, II, III, IV, VI, VII,1 and IX have added material. The volume RPC V,2, devoted to the period 193-218 and to the province of Asia, is in preparation and this Symposium offers an excellent occasion to present some thoughts on the coinage in the name of Septimius Severus struck at Ilium. His coinage his scanty, as it consists in nine specimens, distributed among three different emissions, each produced with one obverse die. These obverses dies are paired with four different designs, two of them being unique in the production of the mint. One (Bellinger T214), with the legend ΕΚΤΩΡ ΙΛΙΕΩΝ ΠΑΤΡΟΚΛΟC, shows Hector slaying Patroclos. It is no doubt that this mythological scene alludes to the victory of Septimius Severus (Hector) againt Pescennius Niger (Patroclos) in 194. The other one (Bellinger T217) shows Herakles, the Trojan princess Hesione, Priam’s sister, and a sea monster in front of the walls of Troy. The sea monster is dead, killed by Herakles who saves Hesione, who was exposed by his father, King Laomedon, to be devoured by the sea monster, in order to pacify Apollo and Poseidon, angry at Laemodon because he refused to pay the wage he promised them for building Troy’s walls. Once again, this myth glorifies the emperor, as Herakles, saving the unity of the empire, identified to Hesione, after having defeated Niger and Clodius Albinus in 197.  

Keywords: Coinage, coins, Ilium, Propontis, Septimius Severus. 

Hüsamettin Hayri ŞENER

İlion Kenti’nin İkinci Sophistik Dönem Sikkeleri Üzerinde Mitolojik Tasvirler

ÖZET

İlion Kenti’nin İkinci Sophistik Dönem Sikkeleri Üzerinde Mitolojik Tasvirler 

Hüsamettin Hayri ŞENER

Özet: İkinci Sophistik Dönem’de İlion kentinin sikkeleri üzerinde çok sayıda mitolojik konulu tasvir görülmektedir. Bu tasvirlerin hemen hemen hepsi kentin tarihiyle ilgili olup, birçoğu kent ile özdeşleşmiş olan Homeros’un İlyada destanından kesitler sunmaktadır. Roma için manevi değeri oldukça büyük olan İlion, aynı zamanda Roma İmparatorluğu’nun ayrıcalıklı kentleri arasında yer almaktaydı. Sikkeler üzerinde darp edilen mitolojik sahneler hem Roma ideolojisine hizmet etmekteydi hem de kentin kendi tasvirinde önemli rol oynayan konulardı. Roma İmparatorluk döneminin başlaması ile birlikte kentin darp ettiği sikkeler üzerinde mitolojik sahneler sıkça darp edilmeye başlar. Kentin Roma ile olan bağlarını vurgulayan “Aeneas” ve “Lupa Romana” sikkeler üzerinde en sık tasvir edilen mitolojik konuların başında gelmektedir. Kentin kuruluş söylenceleri ile ilgili mitolojik karakterler ve yine kentin tarihinde rol oynayan önemli kahramanlar İmparatorluk dönemi sikkeleri üzerinde tasvir edilen diğer konuları oluşturmaktadır: Kentin baş tanrıçası “Athena İliados”, “Poseidon ve Apollon”, “Ganymedes”, “Hektor” ve “Herakles” ile ilgili mitolojik tasvirler bu konuların başında gelmektedir.  

Anahtar Kelimeler: Homeros, İlion, mitoloji, Troia, Sophistik Dönem.  

Tartışma

Kahve Arası

4. OTURUM

Oturum Başkanı: Koray KONUK

Vedat KELEŞ

Parion Oda Mezarları (Toprak Kuleler)’ den Ele Geçen Sikkeler

ÖZET

Parion Oda Mezarları (Toprak Kuleler)’ den Ele Geçen Sikkeler/ Coins Found from the Parion Chamber Tombs (Toprak Kuleler) 

Vedat KELEŞ

Özet: Propontis bölgesinin güneyinde, Çanakkale Boğazının Marmara denizi çıkışında yer alan Parion sahip olduğu jepolitik konumu ile kurulduğu andan yıkılışına kadar bölgeye hakim olmak isteyen egemen güçlerin önem verdiği bir kent olmuştur. Konumuzu oluşturan sikkelerin ele geçtiği oda mezarlar, Parion Antik Kenti’nin doğusunda yer almakta olup sıralı olarak yan yana yapılan beş oda mezardır. Mezarların ortak özelliği, harç kullanılarak çeşitli büyüklükteki moloz taşlarla, dikdörtgen planlı olarak opus incertum tekniğinde inşa edilmiş olmalarıdır. Açığa çıkarılan bu beş oda mezar; boyutları, içlerinde bulunan tekne yönlerindeki farklılıklar, barındırdıkları gömüler ve ölü hediyeleri açısından oldukça önemli veriler sunmuştur. Oda mezarlardan ele geçen sikkeler ölü gömme ritüelleri açısından önemli bilgiler verdiği kadar Parion Antik kentinin MS.1.yy. ile MS.3.yy. arasındaki dönem ile ilgili önemli tarihsel bilgileri de sunmaktadır. 

Anahtar Kelimeler: Kharon sikke, oda mezar, ölü gömme, Parion,  

Oya YAĞIZ

Tekirdağ Arkeoloji Müzesinde bulunan Parion Sikkeleri ve Kılıçlar Definesi

ÖZET

Tekirdağ Arkeoloji Müzesi’nde Bulunan Parion Sikkeleri ve Kılıçlar Definesi 

Oya YAĞIZ

Özet: Tekirdağ Arkeoloji Müzesi Yunan Sikkeleri Koleksiyonlarında yer alan ve satın alma ya da kazı buluntusu olarak Müze’ye kazandırılmış olan Parion Kenti sikkeleri, Propontis Kıyı Kentleri arasındaki sosyo-ekonomik ilişkilere açıklık getirecek önemli tarihi belgelerdir. Buluntu yeri ile adlandırdığımız, Parion sikkelerinden oluşan Kılıçlar Definesi de bu yorumlamalara katkı sağlamaktadır. 

Anahtar Kelimeler: Kılıçlar Definesi, Parion, Propontis, Sikke, Tekirdağ Arkeoloji Müzesi.

Julia TZVETKOVA, Mariana MİNKOVA, Ilya PROKOPOV

Coin Hoards with Drachms and Hemidrachms of Parion and Thracian Chersonese 5th-4th Century BC: Territorial Distributions in Thrace and Problems ıf Interpretation

ÖZET

Coin Hoards with Drachms and Hemidrachms of Parion and Thracian Chersonese 5th-4th Century BC: Territorial Distributions in Thrace and Problems of Interpretation 

Julia TZVETKOVA & Mariana MINKOVA & Ilya PROKOPOV

Abstract: The silver drachms and hemidrachms of Parion and Thracian Chersonese are some of the most popular coins in Thrace from the end of 5th to the second half of 4th century BC. More than 50 hoards, mainly from Thrace south of Haemus, are reported in the literature comprising ca. 4000 coins of Parion and Thracian Chersonese type. Only few of the hoards are homogeneous: usually, the Chersonesian hemidrachms build 50%-75% of the hoard’s content complemented with the coins of Parion. Nevertheless, both coinages have not been studied thoroughly so far. Main obstacle for this is the lack of detailed publications of the hoards. One very important coin hoard with the earlier drachms of Parion providing a possibility for dating is Krushevo (IGCH 695). It is kept in the Regional Archaeological museum of Plovdiv (Bulgaria). Two of the richest ones with hemidrachms of the Thracian Chersonese from the 4th century BC are Gorno Novo selo (IGCH 751) and Troyanovo (IGCH 753) from the collection of Stara Zagora museum (Bulgaria). The present paper is aimed at representing the first results of their study within the prepared publication. Simultaneously, the authors attempt to address some issue on the coin circulation in Thrace during the 4th century BC, and especially the role of the hemidrachms of Parion and Thracian Chersonese – their distribution, date and minting authority. 

Keywords: Coin hoards, drachm, hemidrachm, Parion, Thracian Chersonese 

Evgeni I. PAUNOV

Parion and Apollonia Pontika – Monetary Inter-relations in the 5th Century BC

ÖZET

PARION and APOLLONIA PONTIKA – Monetary inter-relations in the 5th Century BC 

Evgeni I. PAUNOV

Abstract: It has been observed that a number of 5th c. BC silver drachms of Parion in Mysia were overstruck by Apollonia Pontika in Thrace. They are all of the type:  facing Gorgoneion / incuse square punch with central pellet and linear pattern (SNG France BN 1343-1352), weighing ca. 3.30 grams. The Apolloniate coins are always early drachms with the inverted anchor with crayfish (with or without letter ‘A’) on the obverse and Gorgoneion on the reverse, with the same weight (SNG Cop. 452-454; SNG Dewing 1275; Topalov 2007, no. 38). All overstrikes correspond (according to a recent author’s study) to drachms of type 5b, 6 and 7 which should date to ca. 450/45 – 440 BC. It seems that the authorities of Apollonia in Thrace had re-used the drachms of Parion in shortage of their own silver and undertook overstriking foreign coins of the same weight and similar design. This phenomenon arise the question about further monetary and economic relations between the two cities over this period. The proposed poster will discuss the overstruck drachms of Parion in relation to Apollonia Pontika and will suggest a more precise dating and a new interpretation.

Keywords: Apollonia Pontica, Coin, Parion, Propontis, Thrace, Troad.

Onur Sadık KARAKUŞ

MS 193-194 (Beş İmparator) Yılı ve Sonrasında Propontis ve Çevresinin Politik ve Ekonomik Yapısı

ÖZET

MS 193-194 (Beş İmparator) Yılı ve Sonrasında Propontis ve Çevresinin Politik ve Ekonomik Yapısı 

Onur Sadık KARAKUŞ

Özet: Commodus’tan sonra İmparator ilan edilen Publius Helvius Pertinax’ın 193 yılında öldürülmesi sonucu, Praetorianlar’dan tahtı parayla satın alan Didius Iulianus başa geçmiş, Senatus da bunu onaylamıştır. Bu durum İmparatorluk çapında daha büyük bir kaos’u doğurmuş, Pescennius Niger Suriye'de, Clodius Albinus Britanya’da ve Septimius Severus da Pannonia'da orduları tarafından İmparator ilan edilmiştir. Çeşitli güç odaklarının ortaya çıktığı bu iç savaş döneminde büyüklü küçüklü pek çok kent de belli amaçlarla (maddi kazanç, bağımsızlık isteği, oluşacak yeni durumda eyalet başkenti olmak, prestijli bir konuma ulaşmak vb.) adı geçen kişileri desteklemiştir. Bu çalışmanın amacı, 193-194 yılında etkileri en ağır şekilde hissedilen, söz konusu generallerin mücadele ettiği iç savaş yıllarında Propontis ve çevresinde birbirine rakip olan kentlerin (Byzantion-Perinthos Herakleia, Nikomedia-Nikaia vb.gibi) hangi tarafı tuttuğu veya neden tarafsız kaldığı, kentlerin ne şekilde ödüllendirildiği veya cezalandırıldığı gibi konuları ele almaktır. M.S.197 yılına kadar parça parça devam eden bu savaşın, özellikle başlangıç aşaması olan ve Kyzikos, Nikaia ve Issos Savaşlarını da içine alan 193-194 yılı çalışmanın tarihsel sınırlamasını oluşturmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Anadolu, Propontis, Pescennius Niger, Roma İmparatorluğu, Septimius Severus. 

Zeliha Demirel GÖKALP

Kocaeli Müzesi’ndeki Erken Bizans Sikkeleri

ÖZET

Kocaeli Müzesi’ndeki Erken Bizans Sikkeleri 

Zeliha DEMİREL GÖKALP

Özet: Bu bildirinin konusu, Kocaeli Müzesi sikke koleksiyonunda bulunan Erken Bizans dönemi sikkeleri ve antik dönemde Bithynia Bölgesi’nde yer alan Nikomedia (İzmit ili) darphanesidir. Antik adıyla Nikomedia’nın geçmişi tarih öncesi dönemlere kadar uzanır. Kent Hellenistik, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı Dönemlerinde yerleşim görmüş bir kenttir. Çalışmada öncelikle, Bizans İmparatorluğu’nun doğudaki ana darphanelerinden biri olan ve büyük oranda da başkent Konstantinopolis kalıplarının kullanılmış olduğu Nikomedia darphanesinin faaliyetleri tarihsel olaylar ışığında ele alınacaktır. Çoğunluğu satın alma yoluyla müzeye gelen Erken Bizans sikkelerinin tartışılacağı zaman dilimi ise 491-717 yılları arası olarak belirlenmiştir. Bu bağlamda Kocaeli Müzesi’nde bulunan sikkeler ve Bithynia Bölgesi’nde tespit edilen diğer yayınlı Bizans sikkeleri bir arada değerlendirilerek, bölgedeki Erken Bizans dönemi sikke dolaşımı, Anadolu geneli ile karşılaştırılarak tartışılacaktır. 

Anahtar Kelimeler: Erken Bizans, Bithynia, Kocaeli Müzesi, Nikomedia, sikke. 

Günlük Tartışma

Kapanış Konuşması

Prof. Dr. Vedat Keleş (Parion Kazı Başkanı)

09:00 - 18:00

POSTER SUNUMLAR

Ahmet Levent KESKİN

Parion Roma Hamamı 2016 Yılı Roma Seramiği Buluntuları

Erhan ÖZTEPE - Mehmet KAŞKA - Murat FIRAT

Aleksandria Troas Antik Kenti 2017 Yılı Çalışmaları

İsmail AKKAŞ

Parion Güney Nekropolisi (Tavşandere) 2005-2015 Yılları Arası Arkaik, Klasik ve Hellenistik Dönem Amphora Buluntuları

Michael DENİZ YILMAZ

Parion Azizleri

Peter ULRİKE, Vladimir STOLBA

Greek Coin Types of the Propontis and the Surrounding Regions

Salih PEKGÖZ

Parion Roma Hamamı 2017 Yılı Pişmiş Toprak Kandil Buluntuları

Selman TAMYÜREK

Arkeolojik Veriler Işığında Parion’da Eros Kültü

Sinan EKİNCİ

2017 Yılı Parion Yamaç Hamamı Metal Buluntuları

Tzvetana POPOVA - Hanna HRİSTOVA

Setting the Bronze Age Table Archaeobotanical Evidence of Subsistence Economy in Early Bronze Age Settlement near Sokol, Bulgaria

Eda KILIÇ

Parion Odeionu 2017 Yılı Kazı Çalışmalarında Ortaya Çıkarılan Roma Seramiklerinin Stratigrafik Açıdan Değerlendirilmesi

Gonca FIRAT

Parion Yamaç Hamamı 1515-1260 Sektörü Hellenistik Dönem Seramikleri

Gözde ERGÜL

Parion Tiyatrosu Geç Roma Dönemi Seramikleri

Halil ÖZKAN

Parion Antik Kenti Kemik Oyun Taşları ve Markaları

Kübra PARLAK

Parion’da Ele Geçen Bizans Anonim Follisleri

Mustafa YILDIZLI

Parion Tiyatrosu Victoria’li Alınlık

Sadık SULAN

Parion, Toprak Kuleler Mevkindeki Om 5 Adlı Oda Mezar

Tzvetana POPOVA

Première approche des plantes exploitées à Labranda (Milas)

  • image description
  • image description
  • image description
  • image description
  • image description
  • image description